GERÇEK BİR DESTAN: 18 MART DESTANIN PAROLASI: ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! GERÇEK BİR KAHRAMAN: MİRLİVA CEVAT ÇOBANLI

     

Tarihe “18 Mart Kahramanı” ve “İstanbul’u Kurtaran İlk Adam” olarak geçmiş olan Orgeneral Cevat Paşa, kaynaklara göre az ama öz konuşan otoriter, şefkatli ve tıpkı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi umudunu hiçbir zaman yitirmemiş olan yüce komutanlarımızdan biriydi. Mustafa Kemal Paşa’nın büyük hürmet ve sevgi beslediği Cevat Paşa, İstiklâl Harbimizin yaşça en büyük komutanlarındandı. Gençlere her daim yol gösteren, kimsesizleri koruyup gözeten ve onların vatanımız uğruna faydalı işler yapabilmeleri için maddi manevi hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan koca yürekli vatanseverdi. Atatürk’e karşı büyük sevgi besleyen Paşa, Atamıza olan minnetini şu sözlerle dile getirmişti: “Atatürk’ün yaptıklarını hiç kimse yapamazdı. Bu millet ona çok şey borçludur.”

 Cevat Paşa, 14 Eylül 1870’de İstanbul’da doğmuştur. Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1888’de Harp Okulu’nu kazanmıştır. 1891’de de buradan dereceyle mezun olup Harp Akademisi’ne devam etmiştir. Akademiyi de birincilikle tamamlayınca “Kurmay Yüzbaşı” rütbesi ile mezun olmuştur. 1894-1999 yılları arasında “Padişah Yaveri” sıfatıyla, Saray Kurmay Kurulu’nda görev almıştır. 1895’te Binbaşı, 1898’de Yarbay, 1900’de Albay olmuş ve Gümüş Muharebe Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 1901’de Mirliva (Tuğgeneral) 1906’da ise Ferik (Korgeneral) olmuştur. 1918’de Genel Karargâh Genelkurmay Başkanlığı’na atanmıştır. 1919’da bu vazifesinden istifa etmiş ve İstanbul’un fiili işgali sırasında tutuklanarak Malta’ya sürülmüştür. 1922’de Anadolu’ya tekrar dönerek Elcezire Cephesi Komutanlığı’na atanmıştır. Ardından komutanlığı bırakarak milletvekilliğine girişmiştir. Cemiyet-i Akvam tarafından Musul’a, askeri müşavir olarak gitmiştir. 1926’da Orgeneral olmuştur. Bunlara ek olarak yaptığı birçok diplomatik ve askeri vazifeden sonra 1935’te emekli olmuş ve 13 Mart 1938’de Hakk’ın nur gölüne süzülmüştür.

10 Ağustos 1914’te Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’na atanan Cevat Paşa birliklerini muharebeye hazırlamıştı. Başkomutanlığa verdiği bir raporla da yaptığı ve yapacağı işleri bildirmişti. Bu raporda, Erenköy koyunun düşmanın sığınmasına engel olacak şekilde mayınlanmasını öneriyordu. Başkomutanlık tarafından 22 Ekim 1914’te Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına gönderilen bir direktifte Başkomutanlık Delegesi Amiral Metren başkanlığında, Albay Cevat, Yarbay Wossidlo ve Müstahkem Mevki Kurmay başkanından oluşan bir komisyon kurulduğu bildirilmiştir. Bu komisyona her türlü taarruza karşı mevcut vasıtalarla Boğaz’ın ne şekilde savunulabileceğine dair bir plan hazırlanması emredilmiştir. Cevat Paşa, 18 Mart 1915’te Çanakkale’de Tümgeneral olmuş ve birliğin başına geçmişti.

6 Ağustos 1914’ten 27 Şubat 1915’e kadar dört Türk gemisi (Selanik, İntibah, Nusret, Samsun) Kepez burnundan Çanakkale önlerine kadar uzanan on mayın hattına toplam üç yüz yetmiş yedi mayın döşemiş ve bu saha top ile takviye edilmişti. Düşman denizaltılarına karşı etkili savunma tedbirleri de alınmıştı. 100 gemi ve yaklaşık 250 ağır topa sahip olan Müttefik Donanması, üç hat şeklinde teşkilatlandırılmış olarak 18 Mart 1915 sabahı saat 10.00’dan itibaren Boğazı zorlamaya başlamışlarsa da istediklerine ulaşamamışlardır. 18 Mart 1915 Amiral Robeck, plana göre Boğaz’ın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasından komutasındaki 16 savaş gemilik dev donanma ile Çanakkale’yi geçmeye kalkmıştır. Ancak her gemi Türklerin Nusret Mayın gemisiyle boğazın Asya tarafına yerleştirdiği deniz mayınları tarafından hasar almıştı. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçmeye teşebbüs eden Amiral J. De Robeck komutasındaki İngiliz ve Fransız donanmalarının, ağır zayiat vererek başarısız olmuştur. Düşman donanması 7 saat süreyle tüm boğaz tahkimatını ateş altına almışsa da bu girişim, kıyı topçusunun etkili karşı ateşi sayesinde sonuçsuz kalmıştır. Bu deniz savaşında Nusret Mayın gemisinin döşediği mayınlar düşman donanmasına ağır kayıplar verdirmiştir. Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa her yönüyle üstün nitelikli bir kişiydi, birleşik filo büyük deniz harekâtını plânlarken, o da Nusret Mayın gemisine karanlık liman bölgesini mayınlatıyordu.

 Cevat Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’yla Çanakkale Deniz savaşları esnasındaki görüşmeleri ve Mustafa Kemal Paşa’nın bu konudaki düşünceleri önemli bir ayrıntıdır. 18 Mart öncesinde cephede bir araya gelen bu iki komutan bu savaşın bir ölüm kalım savaşı olacağını çoktan anlamışlardı. Düşman ordusu tüm gücüyle saldırıya geçmişti. Çanakkale cephesinde hem karadan hem de denizden savunma için Mustafa Kemal Paşa ile Cevat Paşa’nın komutasındaki birliklerin yaptıkları tüm askeri açılımlar birbirini tamamlar nitelikteydi. Her iki komutan da (Çanakkale Savaşlarında, Cevat Paşa’nın askeri rütbesi Mustafa Kemal Paşa’nın üstündeydi) bu cephe hakkında bilgi alışverişlerini eksik etmemiş, neler yapılacağı hususunda görüşmelerde bulunmuş ve pek çok önemli konuda hemfikir olmuşlardı. Mücadeledeki başlangıç altı ay öncesine ait ise de sonuca 18 Mart 1915’te ulaşılmıştır. 18 Mart 1915 başarısı Türk ordusunun ve komutanlarının başarısıyla doğrudan ilgilidir. Cevat Paşa’nın deniz harekâtında ki askeri planlaması düşman gemilerinin deniz yoluyla Çanakkale’yi geçememesine ve geri çekilmelerine sebep olmuştur. Bu başarı dünya basınında da büyük yankı uyandırmıştır. Churchill’in Times Gazetesinde Nusret Mayın Gemisi hakkında verdiği beyanatta dikkat çeken bir cümle savaşın bu aşamadaki durumunu özetler niteliğindedir: “18 Mart’ta dünya kara sularında 5 binin üzerinde gemi hizmet veriyordu. Nusret’in yaptığı bir yana, 5 bin geminin yaptığı bir yana.” Bu şanlı zaferin ardından Cevat Paşa, 18 Mart Kahramanı ve İstanbul’u kurtaran ilk kişi unvanı ile anıldı.

Parola: Çanakkale Geçilmez!

 Tarih, Cevat Paşamızı ve nice kahramanlarımızı unutmadı! Siz de unutmayın istedik!