Yüksek Lisans hocamız “Derdiniz nedir?” diye sorana kadar “dert” dendiğinde hep negatif yönlerini algıladığım yaşam tecrübeleri gelirdi aklıma.  Şaşkınlıkla ne denmek istediğini anlamaya çalışırken soruyu takip eden cümleler de soruyla aslında nereye varılmaya çalışıldığını hemen kavrayabiliyordu insan.  Dert bir meseleydi, bir hedefti, çözülmesi gereken problemlere karşı yapılan analizler ve çözüm önerileriydi. Evet dert sanıldığı gibi kötümser olaylar bütünü değil, aksine sorunu ele alıp, üzerinde gereken tüm analizleri irdeleyip çağı yakalayan fikirlerle derdin giderildiği fikirleri ortaya koyarak çözüme ulaşmak başarısıydı…

“Peki ya insanlar dertlerini genelde hangi kategoriye göre edinir?” diye olaya akademik anlamda spesifik bakarak olayı sorguladığımızda, kendi uğraştıkları ilgi alanları, meslekleri, uzmanlık alanları veya ideolojileri alt başlıklarında gruplandırabileceğimiz kanaatindeyim. O halde benim bir mimar olarak derdim insanların yaşam kalitesini arttırmaktan başka ne olabilirdi ki? Şimdiye kadar özellikle “konutlar” alanında üzerinde çalıştığım projeler de müşterilerimin isteği, belki de 50 yıl sürecek (maksimum bina ömrü olarak yola çıkarsak), bir yaşam tarzı, standartı ve kalitesinin iyileştirilmesiydi. Bu açıdan bakıldığında şöyle de diyebiliriz; 2008 yılındaki mezuniyetimden sonra çalışmalarımla cevap verdiğim ve çözüm önerip sonuçlandırdığım sorular bir bakıma bana veya topluma ait olmayan, müşterilerime has onların mevcut özel dertleriydi. Burada sorgulamam gereken belki de en önemli konu şu oldu; bir tasarımcı olarak “insanların yaşam kalitesini arttırmak” isteğim ofisime gelip iş veren müşterilerin istekleri ile sınırlı mıydı, değil miydi? Yaşam kalitesi sadece size ait olan özel mülkünüzü ve içini daha konforlu bir hale getirmek değildir. Yaşam, özel mülk dışında, aslında düşünüldüğünün tam tersi olarak dışarıdadır, kapının dışında kalan olaylar hayatı oluşturur. Olayı biraz açacak olursak; hayatınızı düşünün, örneğin bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz? Sabah kaçta uyanıyorsunuz? Spor yapmak için açık havayı mı tercih ediyorsunuz? Çalışıyor musunuz? Hangi ulaşım araçlarını kullanıyorsunuz? Nereler de alışverişe gidiyorsunuz?  Hafta sonlarınızı nasıl geçiriyorsunuz? Sosyal aktiviteleriniz var mı? Sivil toplum örgütleri ile gönüllü çalışmalarınız oluyor mu? Bakın bu bir çırpıda aklıma gelerek saydığım aktiviteler hep hayatı oluşturan unsurlar ve kapının dışında gerçekleşen olaylar. Özel mülkler, donatı alanları, ulaşım aksları, ihtiyaç duyulan yeşil alanların bir arada fonksiyonel olarak işlevsel bulunmasıyla kent sistemleri oluşmaz mı? Özel mülklere ait sorunları veya dezavantajları şahıslar bireysel olarak dert edinip kendi ihtiyaçlarına özel çözümler üretebilirler fakat yaşamlarını sürdürebilmeleri için yaşadıkları kent sistemlerindeki aksaklıklar, işlevselliğini yitirmiş alanlar, çağa uymayan kalitesini yitirmiş ihtiyaçları karşılayamayan mekanlar ve kullanım fonksiyonları kişilerin yaşam kalitelerini büyük ölçüde etkileyen olguların başında gelmektedirler. Bunları bireylerin ayrı ayrı dert edinmeleri imkansız olmakla birlikte görevleri de değildir zaten. Konu uzmanındadır. Konu Kentsel Tasarım uzmanlık alanının konusudur. Konu tasarımcınındır. Konu Mimarındır. İşte tam da bu, mimarin derdini oluşturabilecek en etkili merak konusu olabilir diyerek derdimin insanların yaşam kalitesini arttırmak olduğunu belirlerken bu ana başlığın çok kapsamlı disiplinlerden oluştuğunu, bireysel (özel mülk) iyileştirilmelerinin dışında toplumu oluşturan ve özellikle kenti kullanan tüm bireyleri etkileyen kentsel mekanların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen, aynı zamanda bu mekanların kendi içlerinde de fonksiyonel, çağı yakalamış modernlikte, gelişen ve artan insan nüfusuna bağlı olarak ihtiyaçları karşılayabilen, minimum gereksinimlere cevap verebilen tasarımlar ve çevreye adapte edilmiş uygulamalar olduğunu belirtmenin ilk etapta konuyu anlamamız açısından faydalı olduğunu düşünmekteyim. Ayrıca kentsel yaşam kalitesini artıran etkenler tek başına tasarım ve planlama ilkeleri olmayıp aynı zamanda sosyo-kültürel yapının dinamiği olarak bulunan ekonomik gelişmeler ve politik kararlarla da doğrudan ilişkilidir. Kentsel tasarım anlamında doğru yönetilen süreçler başarı, yanlış yönetilen süreçler ise hayal kırıklıkları ve soyut-somut olmak üzere uzun vadede büyük zararlar ile sonuçlanır.

08.03.2022

Pakize Gürel