12 EYLÜL 1980’DEN BUGÜNLERE (E) P. YRB. ADNAN AKAN’IN ANILARINDAN..

‘Sarp Kuray, denizci teğmen. Sene 1969. Eskişehirli bir arkadaşımla Eskişehir lokalinde tavla oynuyorduk, Sarp Kuray geldi, harb okulları arası musabakalar oluyor oradan tanışıyoruz. Ama Sarp Kuray erke güzeli bir çocuk. ‘Arkadaşlar, bugün şu adreste bir toplantımız var.’ Bizde genciz o zaman kanımız kaynıyor, Sarp Kuray toplantı yaparsa öyle bir toplantı yapar düşüncesiyle gittik. Maltepe Cami’nin bir evin bodrum katında bir yer. Ya gittik, ne kızı, palabıyık adamla, ODTÜ’den doçentler, topçu okulundan subaylar toplandık. Sarp Kuray bir konuşma yaptı. ‘Arkadaşlar’ dedi ‘İstanbul’da kurmuş olduğumuz bir derneğin Ankara şubesini açmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Doktorlar hastalarına, subaylar askerlerine, mühendisler işçilerine herkes ulaşabileceği noktaya kadar ulaşacak ve vatan sevgisini aşılayacak.’ Bu konuşmadan sonra Sarp Kuray ‘Şimdi’ dedi ‘üye kaydına geçiyorum’ , başladılar üye kaydını yapmaya, işte ODTÜ’de doçent bilmemkim, Hacettepe’de doktor doçent bilmemkim şu bu filan, biz iki kişiyiz harb okulundan, yanımda ki arkadaş dedi ki ‘Biz çok sıkı kontrol altındayız, derneğe girmemiz mümkün değil, ancak subay çıkınca gönüllerimiz bir olur.’ Yani üye olmayı kabul etmedi. O öyle söyleyince bende dedim aynı durumdayım, girmedim. Meğer kurulan dernek DEV-GENÇ. Sonradan DEV-Genç kapatıldı DEV-Sol olarak çalışmaya başladılar. O toplantıya katılan 10 tane subay vardı topçu okulundan, hepsi 12 Mart’ta ihraç edildiler Ordu’dan, atıldılar. Yani bizde gençlik hevesiyle oraya üye olsak, bizde atılacağız. Ama bakın nasıl kontrol var, nasıl denetim var! Sonra 12 Eylül oldu. 12 Eylül’den 2 ay sonra, bir pazar günü bir adam geldi bana ‘Ya Yüzbaşım’ dedi ‘12 Eylül oldu, bu adamlar hala gelip evlerdne para topluyorlar’ dedi. Para toplamanın da cezası yok. Para toplamaktan savcılığa sevk ediyoruz adamları, bizden 1 saat sonra çıkıyorlar. Ama dur dedim, adamcağız demesin ki ‘Bak askerde polis gibi oldu, ihbar ediyoruz gelmiyor’ İki tane asker aldım yanıma, adamın belirttiği adrese gittim. Giderken yolda, tam Ankara Siyasal Bilimlerin tam arkasında, iki tane genç yukarı doğru çıkıyorlardı, jipi görünce aşağı doğru inmeye başladılar. ‘Ne dolaşıyorsunuz burada’ dedim, ‘Biz’ dedi ‘Binbaşı bilmemkimi ziyarete gidiyorduk’ dedi, rahatsızmış. O binbaşıda bizim merkez komutanlığında hiç sevilmeyen bir adam, iki tane kızı var kötü durumda. O binbaşının ismini duyunca ben ‘binin bakayım arabaya’ dedim, Sedat vardı Giresunlu bir şöför ‘Sedat, sen bunların başında dur’ dedim ve o mal toplanan apartmana gittik. Namık onbaşı vardı. Ona dedim ‘Sen arka taraf geç’. Apartmanın iki girişi var, arkadan ve önden. Namık arka tarafa gidince, bir çocuk görüyor Namık’ı butarafa kaçmak istiyor. Bizde burda kapıdayız, pat diye kucağımıza geldi adam. Oldu 3 kişi. Birde gözlüklü bir kız var bize söylenen, tarif edilen. Şimdi kat kat dolaşıyoruz, soruyoruz. Zaten insanların halinden anlıyorsun. Bir kapıyı çaldık. Mühendisin dairesi. Bir kadın çıktı, bembeyaz olmuş kadın. ‘Evde yabancı misafir var mı?’ dedim, zaten ordan görüyorum ben, bir kız mutfakta elinde tencereyle bir oraya gidiyor bir buraya geliyor falan, ‘Evet’ deyince anladık. Gittim, gözlüklerin nerde dedim, benim gözlüğüm yok dedi, montun var mıydı vardı! Nerde montun? Asılı. Attım elimi, gözlük montun içinde. Oldu 4 kişi. Ya bunlara yapacağım hiç birşey yok. İkisini tesadüfen yoldan aldım. İkisini para toplamaktan. Şimdi ben yalandan ananın adı ne, babanın adı ne, ne iş yaparsın bilmemne filan bunları yazıyorum, bırakacam adamları, bu arada para DEV-SOL’a yardım için toplanıyor, ben bunları içerde yazarken benim şöförSedat geldi, elinde 3 tane zarf, komutanım dedi, bu zarfları bunların oturduğu minderin altında buldum. A4 kağıdına yazılmış bunlar, birtane çıkardım, İkbal Sokak Savaş Apartmanı 1 numarada öğretmen Halil Öz oturur. İstenilen yer ve zamanda yardımı yapar, 2 numara Polis Memuru bilmemkim oturur, muhbirdir. Bütün Cebeci’yi fişlemişler. Sokak sokak, apartman apartman, daire daire, hatta birtanesinde benim assubay çıktı. Onada şöyle yazmışlar ‘Eve para istemeye gidildi, korkudan kendisi veremedi, eşi verdi parayı’ Ya çok büyük bir olay, ben bunun altından kalkamam. Merkez komutanını aradım. Komutanım dedim böyle böyle bir olay, al onları dedi merkeze gel, ben bunları koydum jipe, gidiyoruz. Tam Cebeci Cami’nin önüne geldik, bunlar döndü birden, ‘Vurun, Öldürün’ o kızda şöförün gözlerini kapadı, boğazını tuttu, iki kişiyi kaçırdık. Şimdi benim arkamdaki adam beni saçımdan tutuyor, cama vuruyor, koltuklar bilirsiniz iner kalkar, arkadan tekmeyle koltuğu itiyor, göğsüm o jipin göğsüne vuruyor, ama ben artık karar verdim, silahıda çıkaramıyorum çünkü arkada indiyatif ondan, ben bunu kaçırmam artık, bu karşı tarafa geçti bana ordan bir tekme attı, ben jipten aşağıya, jipten aşağıya düşerken daha tabancayı çıkardım, bu üstüme atlamak istedi, o zaman yüzbaşıyım ya 90 dakika futbol oynuyorum, dayadım kafasına, insanlarda başladı toplanmaya, bu adamda, ben boğuşuyorum, insanlar yardıma gelmek istiyor ben kafasına tabancayı dayamışım, halka diyor ki yardıma gelenden hesap sorarız. Netice o kaçan iki kişiden birini yakaladık, birini yakalayamadık ama o da bir gafta sonra Ünye’de yakalandı. Bunların ifadelerinde, Bunların DEV-SOL örgütünün üyesi oldukları anlaşıldı. Soruşturma çok büyüdü tabii, MİT’ten, polisten, askerden ekipler geldi bunların sorgulanması için. Bu sorgulamalar sonunda, bunların odun-kömür depoları, halka dağıtmak için kurmuşlar bunları, işte o topladıkları paralarla. Mimarlık ofisleri, 6 tane mimarlık ofisi, ticari taksiler, Demet evlerde bir daire kiralamışlar, o daire halı, kumaş ve perdelerle dolu. Bütün bunlar ele geçirilince DEV-SOL bitti. O Ünye’de yakalanan çocukta Ankara Ziraat odalarını bombalayan, 8 kişinin katili. Benim kuruluşunda yer aldığım örgütü, benim yakaladığım elemanlarla bitirdik, yok ettik.’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir