12 EYLÜL 1980’DEN BUGÜNLERE (E) P. YRB. ADNAN AKAN’IN ANILARINDAN…

12 EYLÜL ‘den sonra DEMİREL Zincirbozan’a (Gelibolu) , ERBAKAN ‘da Uzunadaya ( İzmir ) gönderildi .Harekat gecesi bulunmayan TÜRKEŞ ise 51 gün sonra kendisi teslim olarak Uzunadaya gönderildi.
Bu arada ne gibi işlemler yapıldığını bilemiyorum. Ancak bir gün “çok gizli kaydı ile İZMİR ‘e gideceğim emredildi. Etimesgut’a vardığımda görev tebliğ edildi . Görev TÜRKEŞ ve ERBAKAN ‘ın İZMİR’den ANKARA’ya getirilmesiydi. Çiğli hava alanına indik. Bir süre sonra bir helikopter ile TÜRKEŞ, eşi ve iki çocuğuyla ,ERBAKAN eşi ve iki çocuğuyla getirildiler.Ankara ‘ya döneceğimiz uçağa alındılar. Uçakta arka arkaya koltuklar yoktu karşılıklı oturaklar vardı. Ben ,TÜRKEŞ ,eşi ve çocukları aynı sırada , karşımızda da ERBAKAN, eşi ve çocuğu oturuyorlardı.ERBAKAN yüksekte Allah’a yakın olduğu düşüncesiyle devamlı dua okuyor (kendi ifadesi) ve küçük çocuğunu kollarında sallıyordu . TÜRKEŞ ile yan yana oturduğumuzdan sohbetimiz de derinleşiyor . Silahlı Kuvvetlerde adaptır. Bir sene kıdemline hitap tarzın “Komutanımdır”bende bir buçuk beraber olduğum TÜRKEŞ’e daima komutanım diye hitap ettim. Uçaktaki sohbetimiz esasında ben kendisine bazı sorular sordum .
51 gün bulunamadınız .nerdeydiniz ? çok ketum ve sert bir şekilde “Yüzbaşım benim yurtdışına çıkmak için çok imkanım vardı. Ancak hiçbirine itibar etmedim. Ben ihtilalci ruhuyla yetiştim.iHer ihtilal kan ister . Ben de bekledim..Bize yönelik bir harekat olmadığını anlayınca damadımın evine gelerek teslim oldum. Arkasından sordum,”TBMMde sayın TÜRKEŞ cevapladı meclisteki ilişkileriniz nasıldı ? Adada nasıl devam etti?Sayın TÜRKEŞ cevapladı “ meclisteki ilişkilerimiz siyasal idi. Ada’da göz altında kaldığımız süre ise sosyal ilişkilerdi . Allah hiç kimseyi yalnızbırakmasın. Biz de ada’da devamlı görüşüyorduk.
Uçak ETİMESGUT’a indi .Ne olacağını bende bilmiyorum.Bir havacı albay kimliğini ibraz ederek “YÜZBAŞIM apronda iki minibüs bulunuyor. Birinci minibüse eşleri ve çocukları bindi evlerine gönderilerek ikinci minibüse ise TÜRKEŞ ve ERBAKAN Mamak sıkı yönetim savcılığına götürecek eşleri ve çocukları bindirip göndermeye karar verdik. Ancak TÜRKEŞ’in çocukları babalarından ayrılmak istemiyordu. Nihayet onları ikna ederek gönderdik. Bizlerde ikinci minibüse binerek yola çıktık. ‘’ÇOK GİZLİ’’ kaydıyla aldığım görevin öyle olmadığını ana yola çıktığımızda anladım. Zira yolun sağı solu basın araçları ile dolu. Durumu komutanıma ilettiğimde ‘’hemen filmlerini al’’ dedi. Hangi birinin filmini alacağım en az 50 araç var. Netice Mamak’a vardık.
Bahçede savcılıktan haber bekliyoruz. ERBAKAN bir talepte bulundu ; ‘’Yüzbaşım, şimdi bize bizi rahatsız edecek yemek verirler, mümkünse sipariş verelim, dışarıdan getirtelim.’’ Bana cevaplamak için fırsat bırakmadan TÜRKEŞ yanıtladı ; ‘’Sayın ERBAKAN sen herhalde kendini meclis lokantasında zannediyorsun. Ne verirlerse onu yiyeceğiz.’’ dedi. Bu arada ERBAKAN namaz kılmak istedi. Bende idari işler Astsubayından yardım istedim. Astsubay, şurada kılabilir, burada kılabilir veya hakim savcıların gazinosunun yanında bir mescit var orada kılabilir deyince ERBAKAN ben o mescitte kılayım dedi. Üçüncü kattaki yere çıktık. ERBAKAN tuvalete girip abdest almaya başladı. Ben dışarıda bekliyorum. Normal abdest süresi bitmesine rağmen çıkan olmadı. Ben yeni bir Namık GEDİK olayı (Namık GEDİK 1960 ihtilalinde, bizim Kara Harp Okulundaki koğuşumuzun camından atlayarak intihar etmişti.) yaşamamak için tuvalete girdim. Sağ sağlim görünce rahatladım. Bir süre sonra mescite girdi. Öğle namazı kılacak, bir saati geçti namazı bitmedi. Bu arada savcı bir haber gönderdi. Sayın ERBAKAN gelsin. Haberi veren Astsubaya yüksek sesle söyle dedim. Böylece namaz sona erdi.
Konya Mitingi dolayısıyla yargılanan ERBAKAN’ın gözaltı süresi sona ererken, TÜRKEŞ ve DOĞU PERİNÇEK’in tutuklu yargılanmalarına karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir