1839-1876 YILLARI ARASINDA OSMANLI DEVLETİ’NİN ASKERİ YENİLEŞMESİ

Osmanlı Devleti’nde reformlar devlet mekanizmasındaki zaafların ve aksaklıkların görülmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda da iki ana düşüncenin meydana geldiği söylenebilir. Birincisi silah teknolojisinde çağın gereksinimlerini uygulayabilmek, ikincisi ise yeni ilkeler ışığında sağlam bir askeri temel oluşturmak. Osmanlı Devleti XVII. yüzyıldan itibaren ıslahatlara girişmiş, III. Selim ve II. Mahmut ile birlikte de düzenli, planlı ve disiplinli bir ıslahat hareketinde bulunmuştur.

1839 yılında tahta çıkan Sultan Abdülmecid’in ilk faaliyeti Tanzimat Fermanı’nın ilanını sağlamak oldu. Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa, 3 Kasım 1839’da Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu okudu. Tanzimat Fermanı’nda Osmanlı Devleti’nin son 150 yılda şeriatı yeterince uygulayamadığı için gerilediği, Allah’ın inayeti ve peygamberin yardımıyla bazı kanunların koyulduğu ilan ediliyordu. Tanzimat Fermanı’nda askerlik düzenli bir şekle sokuluyordu. Askerlik görev süresi 5 yıl olacaktı. Askerlik yaşı 20 olarak belirlenmiş, kura usulüyle askere alımı yapılmıştır. Osmanlı ülkesi, askeri bakımdan bölgelere ayrılmıştır. Her bölgenin nüfusuna göre alınacak asker sayısı tespit edilmiş, her aileden sadece 1 kişinin askere alınması kararlaştırılmıştır. Bununla beraber tek çocuklu ailelerin çocukları askere alınmamıştır. Ayrıca Hristiyanların da ayrım yapılmadan askere alınması düşünüldüyse de bu yürümedi ve Hristiyanların askerliğe alınmasından vazgeçilerek Tanzimat Fermanı’nda belirtilen Müslim-gayrimüslim eşitliğine riayet edilmemiş oldu.

Öte yandan yine Sultan Abdülmecid döneminde 14 Haziran 1839 günü jandarma teşkilatı kurulmuştur. 1843’te Meclis-i Dar-ı Şura-yı Askeri genişletildi. Topçu sınıfını düzenlemek üzere Meclis-i Tophane-i Amire, eğitim işlerini teşkilatlandırmak, yürütmek ve kontrol etmek için de 1845’te Meclis-i Maarif-i Umumiye kurulmuştur. Bu suretle askerin hem teknik hem de pratik eğitimi düşünülmüştür.

Sultan Abdülaziz Dönemi’nde ise askeri yenileşmede iki esas dikkat çeker. Birincisi askeri kadroda daha iyi bir örgütlenmeye gitmesi, ikincisi ise donanmanın gelişmesidir. Osmanlı Devleti için gerekli olan şey; daha iyi bir örgütlenme, daha nitelikli bir subay kadrosu oluşturma, daha iyi malzemelere sahip olma, daha bir sağlık hizmeti oluşturma ve modern bir orduyu altyapı olarak geliştirecek iyi bir ekonomi ve eğitime ihtiyaç vardı. Bu bağlamda Sultan Abdülaziz, Serasker Hüseyin Avni Paşa’ya ordunun reorganizasyonu için görevler vermiştir. 1842’den 1869’a kadar Osmanlı Devleti’nde, 27 yıllık bir süre boyunca süvari ve mühendislik sınıfı Fransız, topçu sınıfı ise Prusya modeline göre örgütlenmekteydi. Serasker Hüseyin Avni Paşa, orduya pek çok modern silah alımını sağlayıp, subayların eğitimini Avrupa temelli esaslarla geliştirmiştir. Model olarak Prusya örneği alınmış, zorunlu askerlik süresi 5 yıldan, 4 yıla indirilmiştir. Bütün birliklerle beraber maksimum 500 bin kişiyi bulan Osmanlı ordusu, 700 bine çıkarılmış, redif (yedek) asker teşkilatlanmasıyla beraber de kalabalık bir ordu haline getirilmiştir. Öyle ki Osmanlı Devleti, 1877-1878 Rus Savaşı’nda 750 bin kişiyi silah altına almıştı. 1869 yılında mustahfız adı verilen bir sınıf oluşturulmuştur. Osmanlı ordusu, 1 milyonluk Prusya ordusuna nazaran daha seyrek bir nüfusa sahip olsa da genel olarak Avrupa standartlarına yakındır. Ancak Osmanlı ordusu yine de elinde çok sayıda eski silahı bulundurduğu için sıkıntı yaşamaktaydı. İmparatorluk kara bakımından nispeten güvenceli bir hale gelmiş gözüküyordu.

Sultan Abdülaziz’in iktidarında en dikkat çekici husus donanmada gerçekleştirilen gelişmedir. Sultan II. Abdülhamid’in iktidarına gelindiğinde, Osmanlı ordusu Avrupa’nın en güçlü üçüncü donanması haline gelmiştir. Hüseyin Avni Paşa’nın seraskerliğinde donanmaya zırhlı gemiler kazandırılmış, kara gücünde olduğu gibi donanmada da Türklerin güveni artmıştır. Ancak yine de sayı bakımından kara ordusuyla karşılaştırılamayacak kadar azdı. Özetle Tanzimat Dönemi’nde askeri ıslahatlar, idari ıslahatlara göre daha az olsa da yapılan bu ıslahatlar devleti güçlendirmeye ve yeniden dirilişini sağlamaya yönelikti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir