20 TEMMUZ 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI

KIBRIS TÜRKLERİNİN KURTULUŞ MEŞALESİ

Birleşmiş Milletler tarafından “insanlığa karşı bir suç”  olarak nitelenen katliamda otomatik tüfekler ve  kesici aletler kullanılmıştır.

Muratağa ve Sandallar Katliamı:

Muratağa (Maratha), o dönemde bölgedeki Türk köylerinin en büyüğüydü. 1960 yılında 94 nüfuslu bir Türk köyü olan Sandallar’ın (Santalaris) nüfusu ise, 1974 yılının ortalarında 50’ye kadar düşmüş durumdaydı. 13-14 Ağustos tarihinde EOKA-B tarafından Sandallar basılmış, daha sonra bu köylüler Muratağa’ya getirilerek 14 Ağustos günü basılan Muratağa köylüleri ile birlikte öldürülmüştür. Köylülerin tamamı bu olayda öldürülmemiş, Muratağa ve Sandallar köylülerinin birlikte gömüldükleri mezardan 89 kişi çıkarılmıştır. Time dergisi ise Muratağa ve Sandallar köylerinde 84 kişinin öldürüldüğünü belirtir. Köylüler öldürüldükten sonra buldozerler kullanılarak yakınlardaki terk edilmiş bir taşocağının yakınlarındaki bir toplu mezara gömüldüler. Cesetlerin büyük çoğunluğu parçalanmış haldeydi ve bu da katliamda otomatik tüfeklerin yanı sıra kesici silahların da kullanıldığını ortaya çıkardı.

Katliamdan kurtulanlar, katliamı yapanların bazılarının kimliklerini tespit ettiklerini söylemiştir. Muratağa köyünün imamı da kurtulanların arasındaydı. Katliam sırasında köy dışında bulunan köylüler de katliamdan kurtuldu. KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na göre Muratağa köyünde yedi kişi saklanarak kurtuldu.

Tony Angastiniyotis, saldırganlardan birinin Yunanistan anakarası aksanıyla konuştuğunu ve bu nedenle Yunan ordusuna bağlı olmuş olabileceğini iddia etmiştir.

Atlılar Katliamı:

Atlılar (Aloda) köyünde 1960 nüfus sayımına göre 41 Türk yaşamaktaydı. 1974’e kadar bu sayı 35 civarlarına düşmüştür. 15 Ağustos günü köy basılarak köylüler köy dışına çıkarıldı. Burada toplu mezarları kazdırıldıktan sonra hepsi kurşuna dizilerek öldürüldü. Saklanarak kurtulabilen üç kişi dışında köy halkı tamamen öldürülmüştür. Atlılar toplu mezarından 37 kişi çıkarılmıştır

Mezarların açılışında bulunan Montreal Gazetesi muhabiri, 4 Eylül 1974 tarihli gazetesinde olayı şöyle anlatıyordu:
“Mağusa’nın 12 mil kuzey batısında bulunan Muratağa köyünde toplu mezarlardan çıkarılan cesetler, o kadar çürümüştü ki, BM gücünden İsveçli Başmüfettiş Lars Harkansan olayı şöyle anlatıyordu: “Mezardan çıkan kafaları sayıyorum. Şu ana kadar 72 tane saydım, fakat hala toprağın içerisinde cesetler var. Bu çıkan kafaların 7 tanesinin çocuk kafası olduğu kesindir.”
Bu köylerde meydana gelen toplu katliamın bir başka benzeri de Taşkent köyü erkeklerine yapılmıştır.
14 Ağustos günü, daha önce BM’nin telkini ile silahlarını teslim eden Taşkent köyüne gelen Rumlar, BM askerlerinin hiçbir müdahalesi olmadan köyün tüm erkeklerini, bu arada Terazi ve Mari köylerinin erkeklerini de alarak, kamyonlarla Limasol yakınlarına götürmüşler, orada topluca kurşuna dizerek, dozerlerle açtıkları bir toplu mezara gömmüşlerdir.
Bu katliamdan sadece Suat Hüseyin adlı bir Türk ağır yaralı olarak kurtulmuş ve 90 Türk erkeğinin katledildiği soykırım olayını tüm dünyaya canlı bir tanık olarak anlatmıştır:
Terazili Naciye Turgut köylerindeki olayı şöyle anlatmıştı:
“Dohnili Andriko Melani ile Stasis Aradipyotis, Maronili Akis ile bazı Rum Milli Muhafız gücü askerleri 14 Ağustos günü evimize gelip kocamla görüşmek istediler. Kocamı sorguya çekmek istediklerini söyleyerek kocamla beraber 24 yaşındaki ikiz kardeşim Arif Hüseyin Ahmet’i ve diğer 13 erkeği daha alıp götürdüler. Onları bir daha görmedik…”
Bu katliamlar yanında Rum ve Yunan birlikleri girdikleri her Türk köyünde çeşitli sayılarda Türk köylüsünü katletmiş, köyleri yağmalamış, kadınların ırzına geçmiş ve binlerce sivil insanı ‘Savaş Esiri’ diye tutuklamıştır.“

Almanya’nın Sesi Radyosu: (30.7.1974)
ABD, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7.1974) “Yunanlılar, Limasol’da bir çok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunanlı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler.”

France Soir Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7.1974) “Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Mağusa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk köyleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar… Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşalıklara sebep olmaktadırlar. Rumlar’ın bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir.”

Washington Post Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (30.7.1974) “Larnaka yakınındaki Alaminos Köyü’nde 25 ile 55 yaşları arasında 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk köyüne Rumlar’ın yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36’sı öldürülmüştür. Rumlar, Türk Kuvvetleri gelinceye kadar tüm Türklerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler.”

Almanya’nın Sesi: (30.7. 1974) “İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Mağusa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafız askerleri akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri gösterisi yaptılar. Türk köylerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk’ün boğazını kestiler.”

London Times: (22.7.l974) “Binlerce Türk rehine olarak tutulmaktadır. Türk kadınlarının ırzına geçildi ve Türk çocukları yollarda öldürüldü. Limasol’da Türk tarafı yakıldı. Olaylar Kıbrıs Rumları tarafından teyit edildi.”

John Akass, The Sun Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (30.9.1974) “Muratağa Köyü’nün Türk sakinleri 16 Ağustos’ta katledilmişlerdir.
Ekserisi ihtiyar, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Bunlar Türk taarruzunun ikinci gününde komşu köylerdeki üniformasız Rumlar tarafından öldürülmüşlerdir.Cesetlerin sadece 1 metre gibi az bir derinlikte kalabildiği bu ölüm çukurları kendilerine kazdırılırken öldürülmüşlerdir. Bu asla bir harp olamaz. Bu olsa olsa bir alçaklık olabilir.”

Hans Janitscher, Sosyalist Enternasyonal Örgütü Genel Sekreteri, Görgü Tanığı: (25.7.1974) “Yunan taraftarı Nikos Sampson’un emrindeki Muhafız gücü son hafta içinde iki bini aşkın Makarios taraftarı Kıbrıslı Rum’u darbe sırasındaki çarpışmalarda ve darbeden sonra idam ederek öldürdü.”

Lars Harkanson, BM Barış Gücü Kıbrıs Temsilcisi: (Ekim 1974) “Ömrüm boyunca böyle bir facia, böyle bir barbarlıkla karşılaşmadım. Hayatımda böyle şey görmedim. Çok memnunum ki, olayın soruşturması görevi bize verildi. Zira, bütün dünya bu vahşeti Barış Gücü’nün ağzından öğrenmiş olacaktır.”

ABD,UPI Ajansı muhabiri, Görgü Tanığı: (23.7.1974) “Rum askerleri etrafa ateş saçıyordu. Bir eve girdim Rumlar bir Türk kadınına tecavüz ediyorlardı. Gözlerimi kapadım, kaçtım.”

Varşova Radyosu: (23.7. 1974) “Yunan subayları yönetimindeki Lefke ve Baf’ta Türk halkına yapılan kanlı saldırı ve vahşeti bütün dünya lanetlemektedir.”

The Newyork Times muhabiri, Görgü Tanığı: (1.8.1974) “Serdarlı ve Gönendere köyündeki Türk evleri yakılıp, yıkıldı, yağma edildi, hayvanlar Rumlar tarafından çalındı.”

David Lancashinge, AP Ajansı Muhabiri, Görgü Tanığı: (1.8.1974) “Muratağa köyü dışında 20’den fazla Kıbrıslı Türk erkek, kadın ve çocuğun bulunduğu toplu bir mezar açılmıştır. Bu, Kıbrıs’taki harbin bitiminden bu yana tespit edilen sivillere karşı yapılmış en büyük mezalimlerden biridir.”

ABD,CBS Televizyonu Muhabiri, Görgü Tanığı: (29. 1.1974)“Lefkoşa’da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk’ün cesedi bulundu. Bu Türklerin tümü Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellere bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış.”

Bugh Dixion, Kıbrıs’taki Birleşik Krallık Vatandaşları Derneği Başkanı, Görgü Tanığı: (1.8.1974) “Kıbrıs savaşında Türk’e bir bardak su veren seksen yaşındaki bir İngiliz kadını Garturede Loigh, Rum Ulusal muhafızları tarafından kasıtlı olarak hunharca öldürüldü.”

İngiliz Sun Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (3.9.1974) “Muratağa faciasını gördüm. Bu çeşit vahşi hareketlerin yorumlaması çok değişik oluyor. Ancak, Muratağa’da vahşice bir cinayetin işlendiğinden başka ne söylenebilir? Rumlar ile Yunanlıların yaptıkları bir alçaklıktır.”

Die Welth Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (26.7.1974) “Limasol’da Rum Muhafız Gücü askerleri bir köpek sürüsü gibi Türk köylerine baskınlar düzenleyerek, katliam yapmışlardır. Bu olaylar insanlık dışıdır.”

Bild Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (26.7. 1974) “Rumlar Türk köylerine kana susamış caniler gibi baskınlar yaparak sivil halkı feci şekilde öldürdüler.”

Die Zelt Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (19.8.1974) “Rum ve Yunanlılar Baf ve Mağusa’da darbe aleyhtarı Rumlara ve Türklere karşı katliama girişmişlerdir.”

Bernard Nicolas, AFP Ajansı Muhabiri, Görgü Tanığı: (11.2.1974) “Atlılar köyünde bir çukura doldurulmuş, Rumlarca katledilen Türklere ait cesetler çıkarılmıştır.”

Cunnar Hilson Expressen Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (11.2.1974) “Muratağa, Yunan askerleri ile Kıbrıslı Rumların geçen Ağustos’ta 83 Türk erkek, kadın ve çocuğu öldürdükleri katliam köyünde bugün sadece 15 kişi yaşıyor. Muratağa’da kalan 15 kişi için artık hayat yok. Onların yaraları öyle kolay kapanacak gibi değil.”

Aligis (Rum), Almanya’nın Sesi Radyosu, Görgü Tanığı: (24.7. 1974) “Limasol’dayım bir okula sığınmış 14 Türk vardı. Rum Ulusal Muhafızları okulu kuşattılar ve Türkler teslim olunca hepsini teker teker kurşunlayıp öldürdüler.”

Kurt Lariken, Die Welt Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7. 1974) “Rum ulusal birlikleri Türk köy ve kasabalarda kadın, çoluk, çocuk bütün sivil halkı gaddarca öldürüyorlardı.”

The Washington Post: (13.7.l974)
“Limasol’a yakın bir köye Rumlar tarafından yapılan bir saldırı neticesinde 200 kişilik nüfusun 36’sı öldürüldü. Rumlar Türk ordusu vasıl olmadan önce Türk köylerinin sakinlerini öldürmek emri aldıklarını söylediler.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir