ABDÜLKADİR MERAGİ

Merhaba,

Bu köşemizde Azarbeycan’ın Meraga kentinde doğmuş Abdülkadir Meragi’ye yer vereceğiz. Kendisi Türk Müziğinin önemli temsilcilerindendir. 1350 ya da 1360 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir. 1453’te Türkistan Herat’ta ölmüştür. Döneminde Bağdat’ta ün salmıştır. Bir beste yarışmasında birincilik ödülünü kazanarak şöhrete ulaşmıştır.
Abdülkadir Meragî sırasiyle Sultan Ahmed Celayir tarafından Bağdat’taki sarayında; Timur tarafından Semerkant’taki sarayında oğlu Şahrun tarafından Herat’taki sarayında ve II. Murad tarafından Bursa saraylarında himaye edilmiştir.

1405 te Şahruh adına yazılmış ve en önemli muzik teori kitabı sayılan Camiü’l Elhan’ın (Nağmeler Derlemesi’nin) kendi el yazısiyle yazılmış nüshası bugün Oxford Bodleian Kütüphanesi’nde koruma altındadır.

Makasidü’m Elhan (Nağmelerin Maksadı) adlı eserini 1421’de II. Murad’a sunmuştur. Bu eser bugün Hollanda’da Leiden Üniversitesi Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

Kenzü’l Elhan (Nağmeler Hazinesi) adlı eserinde ebced notasiyle yüzlerce besteyi toplamıştı, fakat bu eser kayıptır. Bugün elimizde Meragî’ye ait 30 parça kâr, beste ve semai vardır.

Son eseri Şenhü’l Edvar Nuruosmaniye kütüphanesindedir.

Kitabü’l-edvar adlı eseri bir “makamlar kitabıdır. Bu eserin el yazma nüshası da bugün Leiden Kütüphanesi’nde bulunuyor.

Üzücü olarak, bizler sanata ve sanatçıya bazen sahip çıkmadığımız gibi bizi biz yapan eserlere de başkaları değer bilip himaye ettiği için ulaşabiliyoruz. Oysa ki sanat eşsiz bir kainat güzelliğidir. Ve ne pahadına olursa olsun, kimin, hangi milletin olursa olsun himaye edilmelidir. Bu sonuç zannımca göçebe bir toplum yapısına sahip olmamızla ilgilidir. Ancak yerleşik hayata geçtikten sonra da bu alışkanlık yer etmiş olduğu için devam etmiş.

Bugün bile bulunan sanat eserleri, zaman zaman sahip çıkılırken zaman zaman ihmal edilmektedir. Dileğimiz her eserin, din, dil, ırk gözetmeksizin insanlığın hizmetine sunulmuş gönül hediyeleri olduğu bilinciyle korunmasıdır. Kitapların tercüme edilmesi, şiirlerin okunması, müzik eserlerinin icra edilerek dinlenilmesi insanlığın acılarını, sorunlarını bir nebze azalması için yardımcı olacaktır.

Bize ait olan, atamızın ürettiği eserlere de sahip çıkmak o kadar kolay ve zevklidir ki; sadece onlardan haberdar olmamız yeterli.
Bugüne dek pek çok ozanın adı ve eserlerinin, binlerce yıldır kulaktan kulağa, ağızdan ağıza taşınması zaten bu şekilde mümkün olmuştur. Ortak dil, ortak şiir, ortak müzikler bir toplumu hem bir arada tutar hem de ortak paydalarda buluşturur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk de zaten bunun değerini şu sözlerle dile getiriyor; sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

Sevgiyle ve müzikle kalın.

Şükriye Arslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir