Acımız Büyük

Bazen, birtakım insanların ‘Atatürk’ün izi’ deyimindeki ‘iz’ sözcüğünün manasını nasıl yorumladıkları konusunu hayretler içinde takip ediyorum. Kimileri Atatürkçüyüm deyip, çete kurmak yoluyla banka soyup devlete karşı silahlı isyan çıkaran eşkıyaları yüceltiyor, kimileri Atatürkçüyüm deyip, her ne nedenle olursa olsun ülkesini terk edip başka topraklarda yaşamayı seçen, başka rejimlerin aşıklarını övüyor, kimileri ise Atatürkçüyüm deyip Türkiye Cumhuriyetinin düşmanı olan bölücü terörist pkk lıları kardeş sayan bazı şahsiyetlerle kol kola girip mevcut hükümeti protesto ediyor… Akıl almayacak, Atatürkçülükle, Atatürk’ün iziyle alakası bile olmayan, akıl zararı olaylar.. Allah aşkına, bir bana söyleyin, Atatürk’ün izi bu olayların neresinde? Maalesef maskeliler, yanılıyorsunuz! Her şeyi teker teker sakin kafayla bir düşünün derim. Hareketleriniz ve sahip çıktıklarınızla ‘Aydınlar’ adı altında aydınlatılmışlar olmuş olmuyor musunuz? O bildiğinizi sandığınız gerçekler aslında bir ihanet ve sizde ihanetin birer parçası olmuş olmuyor musunuz? Atatürk’ün sevgisinin, izinin aslı yürekle, şartsız ve sınırsız vatan hizmetiyle ve vatan aşkıyla oluyor. Hayatını ve tüm sevdiklerini şartsız, koşulsuz vatana feda eden yiğitlerin yaptıkları gibi oluyor. Soru işaretlerinle dolu olan, tüm ülkeyi yasa boğan bir kaza sonucu kaybettiğimiz üç çocuk babası, 18 yıldır vatana olan hizmetini hakkaniyetle yapan Piyade Uzman Onbaşı Zeki Koç abimizin tüm hayatı boyunca hissettiği gibi oluyor. İki çocuk babası Teknisyen Başçavuş Fevzi Kıral kardeşimizin, iki çocuk babası Muhabere Yüzbaşı İlker Acar kardeşimizin, Piyade Kurmay Albay Gökhan Peker abimizin, eşi 8 aylık hamile olan Pilot Üsteğmen Abdülmuttalib Kesikbaş kardeşimizin, iki çocuk babası Piyade Uzman Çavuş Hakan İncekar kardeşimizin, Pilot Yüzbaşı Serhat Sığınak kardeşimizin, iki çocuk babası Başçavuş Mehmet Erdoğan abimizin, iki çocuk babası Binbaşı Koray Onay kardeşimizin, Jandarma’nın ilk kadın komutanı olan, nur yüzlü, güler yüzlü komutan Yarbay Songül Yakut ablamızın ve 1992 yılında henüz bir Üsteğmen iken ve katıldığı operasyona giderken ‘Şehitlerden selam geldi, savaşan tüm sağlara’ diyen iki çocuk babası Tümgeneral Aydoğan Aydın abimizin ve vatan uğruna canlarını hiçe sayan tüm kahraman asker ve polis kardeşlerimizin adanmış yaşamları gibi oluyor. Yürekleri ‘Tek aşk Vatan’ diye atarken tüm hayatlarını vatan hizmetine, vatanın bölünmez bütünlüğüne, şanlı Türk bayrağımızın sonsuza dek bu topraklar üzerinde dalgalanması için gözünü bile kırpmadan her şeyi yapabilecek ve yapan, bunları yaparken ailelerinden ve tüm sevdiklerinden önce ‘Vatan’ diyen yiğitlerin örnek hayatları ve yaptıkları kahramanlıklar gibi oluyor. Acımız büyük… Birkaç gün önce ‘Kato dağını teröristlerden temizlemek, tüm ülkeyi pkk teröristlerinden temizlemekle eş anlamlıdır’ diyen Aydoğan Paşa’mızın bu demecinden sonra operasyonu yöneten tüm beyin takımıyla birlikte şehit olmaları akıllara, 1993 yılında yaşanan uçak kazası denilip hala aydınlatılamayan dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümünü, komutanın kazadan 7 ay önce devlete, ABD tarafından bölgede konuşlu Çekiç Güç’teki bazı komutanların terör örgütü pkk’ya yardım ettiğini raporladığı bilgisi, olayın basit bir buzlanma değil bir suikast olabileceğini, son yaşanan üzücü olayında bir ‘tel kazası’ değil, bir terörist saldırısı olabileceği şüphesini getirmiştir. Buradan referandum da ‘evet’ çıkınca terör kısa bir zaman içinde kökten kuruyacak diyen iktidara sesleniyorum. ‘Evet’ çıktı ve aradan iki ay geçti, neden hala terör bitmiyor? Bizim canımız, referandumdan sonra bile, her gün artarak yanmaya devam ediyor, farkında mısınız? Şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Sizlerin her birinizi asla unutmayacağız ve kimseye de unutturmayacağız! Ruhunuz şad olsun. Kahraman şehitlere selam olsun… Türk Milleti ve Türk’ün yurtları var olsun. Vatan sağ olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir