Anadolu’da ki Kadın Ozanlarımız

Ozan Emre Dayıoğlu’nun işlerini takip ederim. Bir gün kendisine ulaşarak Anadolu’da kadın ozanlar ile ilgili bir yazı kaleme almak istediğimden ve tarihçi bir uzman arkadaşımdan referans istediğimde tarihte yer alan kadın ozanlara varsa bile kadın adıyla var olamayacağı bilgisine ulaştığımdan bahsettiğimde bana aslında düşündüğümden daha fazla olduklarından bahsetti ve mutlaka bu yazıyı yazmamı tavsiye etmişti. Kendisine konu ile ilgili ulaşmak istememin sebebi kendisinin şehir şehir, köy köy gezerek binlerce eseri kayıt altına alması ve TRT arşivine katması muhteşem bir gönül meselesidir. Buradan çalışmalarını tebrik etmek isteriz. Kendisi zaman zaman Mahalli Hanım ozanlarımız ile performanslar düzenler. Onların eserlerini kayıt altına alır. Buradan çalışmalarını tebrik ediyor ve kolaylıklar diliyoruz.
Etnomüzikolog ve Halk Bilimi uzmanı Yıldıray Erener’in makalesinde çağımızın kadın ozanlarının az olma ve adlarının erkeklere nazaran az bilinmesinin nedenlerini erkek egemen bir toplumda yaşadığımız ve dini referanslar çerçevesinde kadını sosyal hayattan soyutlanması olarak anlatmıştır. Aynı zamanda Erener kadın ozanlarını başarısının erkekler tarafından kıskanıldığı için sahneden indirildiği, mikrofonunun sesinin kısıldığını da anlatmıştır açık yüreklilikle.
Ataerkil aile yapısı içerisinde yetişen kadınların iyi saz çalmaları zordur. Alevi-Bektaşi inaç sisteminde ise saz çalmalarına karşı çıkılmaz. Kırsal kesimlerde her ne kadar saz çalmasına izin de verilse kadın evde, tarlada çok fazla iş yüküyle ve sorumluluklarla doludur. Üstelik saz çalıp deyiş söylemesini küçük yaşlarda öğrenmiş olmasına rağmen evlenince sazına el sürmesi yasaklanan kadın ozanlarımız vardır.
Kadın ozanlarımızdan Sarıcakız babasının sazını kaç defa kırdığını anlatmıştır. Sivas’ın Zara kazasından Hayır Şair’in de sazı kafasında parçalanmıştır. Eskişehir’de Nurşah Bacı kıskançlık sebebiyle eşinin saz çalmasına izin vermediğini söylemiş. Aslı Bacı’nın ağabeyi ölmeden önce çalmamasını vasiyet ettiiği için artık çalamamaktadır. İzmir’de oturan Ozan Şahsenem memleketi Sarıkamış’ın Boyalı köyündeki insanların ‘iyi bir kızın saz çalmaması gerektiğini’ üzülerek söylemiş. Yeni evli bir kadının saz çalıp deyişler söylemekte ısrar etmesi sonucu, kocasının sözünü dinlemeyen kadının dayak yemesi Kur’An tarafından referans verilmiştir. Açıkçası kadın ozanlar aile içinde ve dışında sürekli aşağılanmıştır.
Bazıları ise Hadislerden habersizdir ve kendilerini kadıbdan üstün gördükleri için ve zaten kadının aile içinde yerlerde olan itibarı hele bir de saz çalıp deyiş söyleyen kadınlar söz konusuysa aşağı bir yaratıkmış gibi muamele görürler. Aile dışındaki erkek ozanlar kadın ozanları küçümser. Tabi ki toplumdaki tüm erkekleri bu konuda suçlayamayız. Kadın ozanlarımızın yollarına taş koyan erkekler kadar yüreklendiren erkek ozanlar da mevcuttur.
Eğitim, politika, din, müzik ve kültürü oluşturan tüm alanlarda kadının ikinci sınıf vatandaş, adeta erkeğe hizmetçi konumunda bırakılmasının sebebi de tabi ki aile ve toplum içindeki gücünü korumaktır. Kur’an’da müziğe ve çalgıya doğrudan deyinen bir ayet olmamasının yanı sıra; Kur’An erkeklerin korucu olarak kadınlardan üstün yaratıldığına ve erkeklerin kadınları yönetebileceğine deyinmiştir.
Peygamber Efendimizin şehvet uyandıran şeylerden uzak durulması konusunda Hadisleri olduğu rivayet edilir. Müziğin şehvet uyandırması konusu da bambaşka bir tartışma alanı olabilir. Topluma egemen erkekler bu yapay üstünlük için de dini ve Hadisleri kullanır. Adeta kendi çıkarına uygun yorumlar. İslamcı Al-Nawawi’nin çalgıların kırılmasının caiz olduğunu ya da çalmanın şehveti tahrik edip ahlakı bozduğunu söylemesi hem kadınlar hem erkekler için geçerlidir. Buna karşın erkekler bu tür hadisleri kendi istedikleri gibi yorumlayarak kadınlara baskı yapıp gerekirse sazı kafalarında parçalar. İdeoloji ve din kıskacına alınan kadınlar dört duvar arasında bebeklerine ninniler, evlenen kızlarına kına havası yakmalarını ister ancak kamusal alanda bulunmalarını istemez. Ölenin arkasında ağlamayı gururuna yediremeyen erkekler ağıt yakmak işini de kadınlar için uygun görürüler.
Velhasıl kadın ozanlarımız kadının erkekten gördüğü şiddeti deyişlerine dökmüştür. Ozan Şahturna, Ozan Şahane, Ozan Şemsinur, Ozan Şahsenem, Eskişehirli Aşık Nurşah, Hatun Bacı (Eskişehirli Semiha Bozkurt),Yeter Ana… daha niceleri… Adından dolayı erkek sandıklarımız… Sözlerini bildiğimiz, yüreğini bildiğimiz, adını bilmediğimiz niceleri… Kadın ozanlarımız…

1 thought on “Anadolu’da ki Kadın Ozanlarımız

  1. Merhabalar. Kadın Ozanlarla ilgili bir araştırma yaparken yazınıza rastladım. Bu güzel derleme için çok teşekkürler. Kadın ozanlar arasında ismi geçen Hatun Bacı annemdir ve mahlası Hatuni Bacı olup kendisi Karaman’lıdır. Mümkün olursa düzeltilebilir mi. Tekrar teşekkür eder saygılarımı sunarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir