ATA-TÜRKÇÜLÜK

Herkes şunu biliyor ki; BOZKURT bir siyasi parti simgesi değil, BOZKURT Türklüğün simgesidir. Neden mi diye soracak olanlara, bu konu hakkında, bir bilgi paylaşımında bulunmak isterim.

‘Milli Türk destanının en güzel parçalarından birisi olan Oğuz Kağan Destanı’nda, kurt, Türk’ü zafere ve dolayısıyla mutluluğa götüren bir yol gösterici, bir kılavuzdur. Türk’ün ulu atası Oğuz Kağan, savaşa giderken boz yeleli kurt her zaman O’nun ve ordusunun önünden gitmektedir. Ergenekon Destanında, bozkurt, Türkleri kapalı yurttan, o küçük vatan parçasından çıkarıp büyük vatanlarına kavuşturan bir yol gösterici, bir kurtarıcıdır.

Bozkurt Türk’ün manevi hayatında bundan dolayı mühim bir yer tutar Gazi Mustafa Kemal, hayatının son yıllarında coşkun milliyetçilik devrinde, bunun için, “Ergenekon’dan Çıkış” tablosunu yaptırıp Maarif Bakanlığı binasına astırmıştır.’

(Türkçülük Üzerine Makaleler – Nejdet Sançar, Devlet- Töre Yayınevi 1976)

Geçende insanlara ‘Yaşasın Türkçü Atatürkçü Türkiye’ dediğimde bunu ters algılayanlar oldu. Atatürk’ün son dönemde yaşayan en büyük Türk milliyetçisi olduğuna inanan ben konuya, Atamızın söylemiş olduğu sözlerden yola çıkarak, ki bu sözlerin belli başlıları şunlardır:

“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı, onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”


“Dünya yüzünde, Türk’ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.”


“Türk’lerin yaşadıkları her yer misak-i milli hudutları içindedir.”


‘Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”


‘Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.’


‘Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.’

verdiğim örneklerle, aslında Türklüğün ve Türkçülüğün Atatürk’ün her adımının temelini oluşturduğunu, Türkçülüğün olmadığı bir Atatürkçülük fikrinin eksik ve yarım kalacağını, bununda Atatürkçü düşünceyi zayıflatıp zamanda erimesine neden olacağı hususlarına dikkat çekerek açıklık getirdim. Bana göre bu ülkede, ebedi Başkomutanımız Atatürk’ten sonra, yine Başbuğ Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün şahlandırdığı Türkçülük ve Türk milliyetçiliği akımı sayesinde, yok olmak üzere iken şahlanan bir milletin bağrından yeniden söküp atmak için değişik politikalar üretildi ve halada üretilmeye devam ediliyor, lakin bu çabalar hep başarısızlıkla sonuçlanıyor. Sevr Anlaşması ve Mondros Mütarekelerini imzalayarak, güçsüz ve zayıf düşmüş Osmanlının elinde avucunda kalmış bir parça Anadolu toprağını da düşmana peşkeş çeken vatan hainlerini ve aynı yolu izlemeye çalışan günümüz ‘torunlarını’ tarih tüm açıklığı ile yazacak ve bunların hiçbirini yüce Türk Milleti hiçbir zaman unutmayacaktır. Türklüğü ırkçılık sayanlar, Atamızın Türklüğü yücelterek çizdiği yollar sayesinde bugünlere gelebildiklerini unutmamaları gerekir. Türk olmak ırkçılık değil bir şereftir ve asla ırkçı politikalarla yan yana gelemez. Bizi var edende, birlik edende, dirlik edende, iri edende Türklüğümüzdür. Türk milliyetçiliğini ayaklar altında görmek isteyenler kimlerdir bilir misiniz? Yukarıda bahsettiğim, bize Sevr ve Mondros’u kabul ettirenler ve bu anlaşma şartlarını kabul edenlerdir.

Birde son dönemlerde Türkmen kardeşlerimizin sesine hiç kulak vermemiş gibi şu küstah İsrail uşağı barzaninin yaptıklarına askeri müdahale ile karşılık vereceğimize, şimdi kınamaları ve uyarıları bıraktık hala ‘gel, geri dön yaptıklarından’ diye seslenmeye çalışıyoruz. Ya Tanrı aşkına, açın biraz Türk tarihini okuyun, Barzani kimmm kimm? Tamam biz Türk’üz, peki o leşlergeler kim? Kusura bakmayın, ben devletimi bu şekil görmek istemiyorum. Hiç mi Türklüğü damarınızda ki akan kanda hissetmiyorsunuz? Olan oldu ve biz birkaç kınama ve uyarı açıklamasından başka bir şey yaptık mı? Ben görmedim, duymadım, işitmedim, aramızda benim bilmediklerimi bilen var mı? Lakin şunu bilin büyükler; sizi yüce Türk milletinden kimse, güneydoğu komşumuz bir bağımsız k*rt devleti olduğu zaman, bu konuyla ilgili tebrik etmeyecek. Ama tebrik edecekler var tabii; örneğin Amerika ve İsrail gibi ürettikleri BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) yani orta doğuda ki büyük İsrail devletinin hayata geçmesi için yıllardan beri ortalığı karıştıran kepçeler, yıllarca kendi dağlarında pekaka terör örgütünün eğitim faaliyetlerine göz yumarak izin veren Avrupa ülkeleri gibi ve tabii ki Türkleri sürekli bir yalan soykırım iddiaları ile suçlayıp tazminat dilenen aç ermeniler gibi…

Velhasıl işin özü ne biliyor musunuz sevgili okurlar; hastanede yeni tanıştığım Amasyalı bir dayının barzaninin bağımsızlık referandumu için yapılan haberleri izlerken Türk devletinin kınama ve öngörülen yaptırımlarla ilgili uyarı açıklamalarına karşın: ‘BUNLARIN HİÇ BİRŞEY YAPACAĞI YOK’ demesiydi.

TANRI TÜRK’Ü VE TÜM DEĞERLİ TÜRK YURTLARINI KORUSUN VE YÜCELTSİN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir