ATATÜRK GİBİ TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ

Bu hümanistler tutturmuşlar bir ‘Atatürk milliyetçisiyiz’ diye. Atatürk milliyetçisi ne demek arkadaş? Nasıl uydurulmuş bir kılıftır bu acaba? Atamı çok severim, herkes bilir. O Türklerin babasıdır, lakin bu durum 1900’lü yılların başında oluşmuştur. Bizim tarihimiz Atatürk’le başlamaz, yaklaşık beş bin yıl önce Ergenekon’dan dünyaya yayılışımızı kimse inkâr edemez, tabii bunun çok önceleri de var. Türkler sadece Türkiye de yaşamıyor, araştırmalarda şu an mevcutta dünya üzerinde dört yüz milyonu aşkın Türk’ün varlığından bahsediliyor. Bu Türk ırkını sevmeyen ve Türklerin Turan ile birleşip büyük güç olup yeniden dünyaya ferman okuyacağından korkan sözde hümanistler tarafından uydurulmuş ‘Atatürk milliyetçiliği’ Türk milliyetçiliğine bir alternatif olarak gösterilmek suretiyle mide bulandırmaktan başka bir şey değildir. Her sözünde ve fikrinde Türklüğü yücelten ve Turan hayaliyle yanıp tutuşan büyük Başbuğumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk bile bir demecinde;

‘Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır.’

derken siz, bu Atatürk milliyetçiliğini nerden uydurduysanız bi zahmet oraya geri dönün, çünkü gerçekten sizin bu Atatürk milliyetçiliği deyip te teröristleri bile kucaklayıcı tavrınız sadece ulu önderimiz son Başbuğumuz Atatürk’ümüze ve onun gibi Türk milliyetçiliğini yaşam biçimi haline getirmiş biz gerçek Ata-Türkçülere zarar veriyor. Böyle düşünenleri duyunca onları bir kaşık suda boğasım geliyor. Kesin şu saçmalığı da lütfen artık birer Türk olun, tabii Türk iseniz, değilseniz zaten bizden de değilsinizdir, o vakit defolup gidin cennet vatanımızdan. Ülkemizin ne denli tehlikeli zamanlar geçirdiğinin farkında değil misiniz? Aşağıda Amerikan-İsrail oyunlarına alet olan bir beyinsiz piyon-kürt takımıyla uğraşıyoruz, yukarıda tepemize her an konmaya hazır, Türklere hükmetmeyi kendine adet edinmiş, ağzından salyalar akan dostluğuna pek güvenilmeyecek bir Rusya var, solumuzda kardeş Azerbaycan Türkleri ile kavuşamayalım diye ortaya konan iftiracı ezik ermeniler, sağımızda ise bizim güçsüzlüğümüzü ellerini ovuşturarak bekleyen yunan ve bulgar çakal sürüleri, içimizde ise, tarihte arap milletinin Türk milletine yaşattıkları onca ihanete rağmen, din kardeşliği söylemleri ile akıl almaz bir arap sempatizanlığı. Kimse ama kimse unutmasın ki, Türk yurdu için cengi ve canı BOZKURT’lar verirken, arap sevdalıları ancak meydanlarda 4 parmaklı şov peşinde koşarlar. Örneğin ben, Afrin’de 11 Türk askerinin şehit olduğu gün Ak Partililere yaptığı salon konuşmasının sonunda ‘Başbakan bizi Afrin’e götür’ diyen kalabalığa gülerek ‘toparlanın çıkışta gidiyoruz’ diye espri yapan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın ne bu sözünü nede bu sözü, fikrime göre alaycı bir üslupla, gülerek söylediğini hiç ama hiçbir zaman unutmayacağım. Bence AK Partinin, bu metal yorgunluğu süzgecinden yeniden bir geçmesi gerekiyor. Örneğin Mevlut Çavuşoğlu’nun dış ilişkilerde ki tutumlarını ve kararlı açıklamalarını ben çok beğeniyor ve kendisini destekliyorum. Birde şu arapları sembolize eden 4 parmaktan vazgeçip Bozkurt’u yaptığı ve Türk Milleti, Türk Devleti diye saymaya başladığı gün sayın Cumhurbaşkanımızı on numara beş yıldız ilan edeceğim. Neden mi derseniz, kendisinin konuşmalarında ve verdiği demeçlerde Atatürk’ün fikir ve düşüncelerini yavaş yavaş kavradığını idrak edebiliyorum, muasır medeniyetler seviyesine Türkiye’yi ulaştırmak istediği de aşikardır, hakkını yemeyelim şimdi. Kendilerinde ki tek eksiklik Türklüğü gerçek anlamda hissedemeyişi diye düşünüyorum. Ama damarlarımızda ki asil kanımız ve Türklük şuurumuz sayesinde de devletimizin ve milletimizin dimdik ayakta kalabildiğinin de farkında olduğunun kanaatindeyim.


Dış ilişkiler dedim de sahi geçende yaşanan Amerika-Türkiye görüşmelerinin sonucunda ‘ittifakımız sürecek’ mi dendiydi? Kiminle ittifak? Bu adamlar gelmeden önce devlet yöneticileri, bilirmiş gibi, ‘kimse bizden kirli pazarlıklar etmemizi beklemesin’ dememiş miydi? Görüşmeler sonunda birtakım açıklamalar oldu ama açıkçası ben bu açıklamalardan pek tatmin olmadım. Evet, biz sınırlarımızda terörün kökünü kazımak konusunda kararlıydık, düşünceme göre hala da öyleyiz. Afrin harekatının 30. gününde, o yıllarca büyük bir özenle yapıldığı anlaşılan tünelleri ve terörist inleri ile oyulmuş deliklerden oluşan zorlu sahada yürüttüğümüz operasyonda elde ettiğimiz üstün başarımız neticesinde 1614 adet leş alındığı bilgisi kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerince bu sabah itibariyle açıklanmıştır. Hatırlatmakta yarar var; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kurtuluş Savaşında elde ettiğimiz askeri zaferin Lozan’da siyasi bir zaferle taçlanmasıyla kurulabilmiştir. Sahada elde ettiğimiz ve diğer bölgelerle ilgili de elde edeceğimiz başarılarla masaya oturup ta ‘bizim kimsenin toprağında gözümüz yok’ demek bence bir eksikliktir. Üstelik kendi istihbarat raporlarında bile açıkça ypg’nin pkk’nın suriye kolu olduğu belirtilen ve aynı zamanda pkk’yı bir terör örgütü kabul eden Amerika’nın ‘biz ağır silah vermedik’ veya ‘bölgede daeş bitsin silahları toplayacağız’ gibi mantık ve gerçek dışı açıklamalarına karşın görüşme sonunda ‘ittifakımız devam edecek’ sözleri neye hizmet etmektedir? Açıkça teröristle iş birliği yapan, üstelik teröriste verdiği silahlar sayesinde teröristin vatandaşımızı ve Mehmetçiğimizi şehit etmesine karşın, biz bu kendi terörist devletle nasıl hala ittifak halinde bulunabiliriz ki? Soruyorum sizlere… Bulunamayız, bulunmamalıyız. Şayet sahada ki başarımızı masada ki diplomasiye yansıtıp gereğini konuşamıyorsak, bu durum, diplomasiyi yürüten arkadaşların bu işi bir Türk gibi başaramadıkları anlamını taşır. Yani sevgili yetkililer, meydanlarda veya salonlarda veya televizyon ekranlarında Türk milletine karşı nasıl 2019 seçimlerine cesur sözlerinizle oynuyorsanız, sadece Türk milletinin değil emperyalist güçlerin karşısında da aynı tavrı takınmalısınız. Biz vatanı, devleti, bayrağı ve milleti için her şeyi göze alarak ölüme şartsız koşabilecek Türkler, ancak o zaman sizin samimiyetinize inanırız. Çünkü Türkiye´de güçlü bir antiemperyalist gelenek vardır ve yine tekrarlıyorum ki büyük Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti´ni batılı emperyalistlerle savaşarak kurmuştur. Bu Devletin kurucu ideolojisi “milliyetçi ve devletçi” dir ve bu Devletin Milliyetçiliği ’de, arap rabiası veya Atatürk milliyetçiliği gibi sonradan uydurulma ‘kılıf milliyetçilik’ türleri değil, açıkça Türk Milliyetçiliğidir.

Sözlerimin sonunda Afrin harekâtı kapsamında ve 40 yıldan beri bölücü teröre şehit verdiğimiz kahraman kardeşlerime Tanrı’dan rahmet, acılı ailelerine ve yüce TÜRK Milletine başsağlığı diliyorum. Atamın dediği gibi: ‘YURTTA SULH, CİHANDA SULH’. Yani başka bir değişle; TÜRK yurdunda barış olmaz ise dünyaya da kan kustururuz, kimsede umurumuzda olmaz. Vatan uğruna verilen tüm kahraman Şehitlerimiz ve arda kalan gözü yaşlı evlatları için KİNİMİZ DİRİDİR. UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!

TENGRİ BİZ MENEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir