ATATÜRKÇÜYÜM demekle ATATÜRKÇÜ olunmuyor

Hani bazen o kadar çok şey söylemek istersinizde hiç birşey söyleyemeden boğazınızda düğümlenir ya cümleler… İşte öyle hissediyorum kendimi. Herkes ‘Allahım günahlarımı affet’ diye dua ederken huzur içinde, bu huzuru canları pahasına sağlamış olan 4 yiğit kardeşimizin acı haberi ulaştı bizlere. Çok acı. Derin ve tarifsiz bir acı. Uluğ Tengrimden dileğim, yiğit kardeşlerimin mekanları kut dolsun, yıldızlar olsun… Acılı aileleri, Tanrım sizlere sonsuz sabır versin. Acımız tarifsiz ve büyük… 4 vatan evladı, 4 yiğit kahraman TÜRK askeri, 4 şanlı Mehmetçik… 4 fidan…
Ve siz büyükler, bu haberler karşısında ne hissediyorsunuz bilmiyorum, açıkçası sizin ne hissettiğinizle de hiç ilgilenmiyorum ama şayet bu milletin sorumluluğunu üstlendiyseniz teröre ve bölücü teröriste karşı üzerinize düşen vazifeleri layığıyla yerine getirmenizi TÜRK MİLLETİ olarak sizden bekliyoruz.
Özellikle en başta; eli kanlı teröristlere karşı tüm pişmanlık yasaları derhal kaldırılmalıdır. O eline silah alıp devletimize, Mehmedimize kurşun sıkarken hiç pişman olmuyor da, köşeye sıkıştığı veya yakalandığı zaman mı pişman oluyor? Hayır bu adaletsizliktir. Böyle bir dünya yok. TÜRK töresinde ne böyle bir adalet vardır ne de TÜRK yurdunda böyle bir dünya.
Şunu bilin ki; belki birileri için ‘Şehit’ acısı tören bitene kadardır. Fakat bu vatanın gerçek sahipleri için hiç bir şehit ölmez, unutulmaz, vatan da bölünmez. Biz, 40 yıldan beri TÜRK yurduna yaşatılan bu adı ermeni-kürt işbirliği terörü müdür yoksa yürütülmeye çalışılan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) projesi midir, amerikan-israil planlı saldırıları mıdır, başka birşey midir nedir tam olarak bilmediğimiz bela sonucunda yitirdiğimiz asker olsun, polis olsun, öğretmen olsun, güvenlik korucusu olsun, sivil vatandaş olsun, kim olursa olsun binlerce vatan evladını unutmadık, unutmayacağız, terörü de her zaman lanetleyip eline silah alıp TÜRK devletine kurşun sıkan hiç kimseye de ‘sevimli özgürlük savaşçısı’ gözüyle bakmayacağız. Vatan uğruna evladı feda olduğunda büyük bir metanetle ‘VATAN SAĞOLSUN!’ diyerek kalbi kan ağlayan anne-babalar, gözü yaşlı acılı eşler, öksüz kalan çocuklar için kinimiz dinimizdir.
Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim; birgün mutlaka bir yiğit Mustafa Kemal çıkacak ve bu kutsal TÜRK topraklarından, yok din kardeşiymiş, yok bilmem ne bacısıymış diye kimseye acımadan, her türlü terörün, vatan hainliğinin ve TÜRK düşmanlığının kökünü kazıyacak, bu teröre kucak açan ocakları kurutacaktır. Ben buna tüm kalbimle inanıyorum.
***
Şu ülkenin en büyük düşmanı bence maskelilerdir. Yani takiyecilik yaparak temiz ve saf duyguları olan TÜRK milletini kandırıp kendi bozuk emellerine ulaşmaya çalışan insanlar.
Açık konuşayım. İstanbul seçimlerinde YSK tarafından önde olduğu açıklandıktan sonra Anıtkabire giden Ekrem İmamoğlu takdirimi kazanmıştı. Ben her zaman değişiklik olmasından yanayımdır. Birilerinin bir makamda uzun zaman bulunmaları, kanımca denetlenebilirliğe zarar verebilir ve ortaya yanlış işler çıkabilir. Bu sebeple arada bir değişim önemlidir. Farklı bakış açıları farklı başarılar getirebilir. Sonra mazbatasını aldı, dedim ki iyi oldu ya hadi hayırlısı… Fakat ne yazık ki bu düşüncem sadece yanlış hatırlamıyorsam 1 gün sürdü. Ertesi günü ne göreyim sayın başkanın bir zamanlar kendi ağzından dökülen Edirne hapishanesinde tutuklu bulunan Demirtaş’ın yaptıkları hakkında, onun nasıl barışçıl bir dil geliştirdiğini anlatan övgü dolu sözleri. Barışçıl bir dil mi geliştirmiş? Acaba dilden kasıt yılan dili mi demek istemişti? Ekrem beyin dediği ‘barışçıl dil’ benim akşam 4 kardeşimin canına mal oldu. Barıştan anladığınız bu mu sizin? TÜRK askeri şehit olabilir fakat teröristler ülke bölmeye kalktıklarında barış istiyorlar! Öyle mi? Siz, her beyanında teröristi destekleyen şahıs olan Demirtaş’a barışçıl dil geliştirdi diye övgüler yağdırırken ne yüzle benim tüm TÜRK düşmanlarını ve vatan hainlerini acımadan kurdurduğu İstiklal mahkemelerinde yargılatıp astıran Uluğ Başbuğ ATA’ma gidipte izindeyiz gibilerinde birşeyler yapabiliyorsunuz?
Bir de bir televizyon sunucusu var. O da göya büyük ATATÜRKÇÜ ve hep tarafsızmış. Bir programında dersim aşağı, dersim yukarı… Tahammül edip izleyebildiğim 5 dakika içinde en aşağı 10 defa dersim ili dedi. ‘Allah Allah!’ dedim ‘ya böyle bir ilimiz mi varmış? Benim KUTLU ATAM en son birileri ‘dersim, dersim’ diye devlete karşı ingilizlerle işbirliği yaparak isyan çıkardığında o ismi ve isyancıları o topraklara tepelerine attırdığı bombalar ile birlikte gömdürtmemiş miydi? Bu dersim hayali nerden hortladı yeniden?’
Bakın size kısa zamanda 2 ayrı örnek verdim. İkisi de kendini ATATÜRKÇÜ tanımlayan insanlar. Demek ki neymiş ATATÜRKÇÜYÜM demekle ATATÜRKÇÜ olunmazmış. Hadi size bir örnekte benden. Birini bir kere tuttum dedim ki ‘Başkanım gazetemi okuyor musunuz? Dedi ‘Biliyorum ama hiç okumadım, arkadaşlar okuyor ama’ dedim ‘Siz neden okumuyorsunuz? Yoksa KURT’tan mı korkuyorsunuz? Kurt’tan korkmayın! Kurt biziz! Biz ATATÜRKÇÜLERİZ! Okumanızı tavsiye ederim, faydalı tarihi bilgiler var.’ Okumuş mudur? Bana sorarsanız eline bile almamıştır. ATATÜRKÇÜYÜM demekle ATATÜRKÇÜ olunmuyor. ATATÜRKÇÜ olduğunu duruşunla ve yaptığın işlerle gösterirsin. Söylemekle veya rozetini takmakla, eline posterini alıp sallamakla değil. Bunların hiç birini yapma ama gidipte Tunceli’ye isyanın sembolü olan dersim deme, gidipte teröriste özgürlük savaşçısı diyene, pkk cenazesine gitmeyen milletveliki hakkında ben partimde soruşturma açardım diyene barışçıl dil oluşturdu diye övgüler yağdırıp kendine örnek alacağını açıklama, gidipte TÜRK şehri olan Tekirdağ’da eski yunan ismiyle etkinlikler düzenleme, değil mi? Bunlar ince ama keskin çizgiler…
Örneğin her yerde ben ATATÜRKÇÜYÜM diye gezme, fakat vatandaşın senden birşey istedi mi kendini büyük görmeden hemen onu şahsen ara, gereken cevabı ver, konuyla ilgileneceğini söyle, vatandaşın dertlerine derman olmak için üzerine düşen birşey varsa elinden geleni yapmaya çalış, vatanına hizmet et, teröristi övme, devletini öv… Atatürkçüyüm demesen bile doğru iş yaptıktan sonra en büyük ATATÜRKÇÜ sen olursun benim gözümde… Bu sözlerimde hareketlerini tarif ettiğim Cüneyt başkana buradan selam ve saygılarımı iletiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir