BAĞIMSIZLIĞIMIZIN ŞANIDIR MUSTAFA KEMAL

“Tanrı bize Türk adını verdi ve yeryüzüne hakim kıldı!”
– Mete Han
“Ben ve milletim; Tanrı’nın kırbacıyız!”
– Attila
“Türklüğü yüceltmek için yaşa, Türk’e kılıç kaldıranın elini kır!”
– Timur
“Türk ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!”
– Başbuğ Atatürk
Buyurun Osmanlı padişahlarından TÜRKLÜK ile ilgili bir sözü de siz aklınızdan geçirin. Ben TÜRKLÜK ve TÜRKÇÜLÜK içeren hiç söylenmiş söz bulamadım. Ama biraz araştırınca şunu buldum.
Son padişah VI. Mehmed Vahidettin’in İstanbul’u ingiliz subaylarına teslim ettikten sonra ingiliz zırhlısına binmeden bir kaç zaman önce söylemiş olduğu bir sözü buldum:
“Facialara kalkan olamadım ise de; siper sâika (paratoner) vazifesi gördüm… Bütün musibetleri üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım. Dinine, devletine, vatanıma ve milletine hıyanet edenlerin aziz Allah’ın kahreden kudretli gücüne hedef olması için yakarıyorum..Her tarafı istilâ eden inkılâb ve ihtiras içinde karşı koyma yahut başeğme imkânını bulamadım. Kamuoyuna sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar İstanbul’dan geçici olarak ayrılmaya karar verdim..Vekili olduğum şanı yüce peygamberin yaptığını yaptım, hicret ettim..Elbet birgün hak kuvvete üstün gelecek ve necîb milletimiz hakikatleri öğrenecektir..Biz her şey olabiliriz. Cahil, tecrübesiz, hatalı bir siyasete kapılmış olabilir ve zararlar da verebiliriz ama Osmanoğlu olarak nasıl vatan haini olabiliriz?”
Bu sözlerinden çıkardığım özet ve okuduğumda ilk aklıma gelenler:
1- “Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım.” Aklıma gelen: Kendisini nasıl feda etmiş oldu acaba? Eşlerini bile ingilizlere teslim ederek ölüm korkusuyla ingiliz gemisiyle İstanbuldan kaçarken mi?
2- “Dinine, devletine, vatanıma ve milletine hıyanet edenlerin aziz Allah’ın kahreden kudretli gücüne hedef olması için yakarıyorum..”
Aklıma gelen: Bu yakarış, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ayasofya’nın ibadete açıldığı 24 Temmuz günü, biz Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasının 97. yıldönümü kutlanırken, yaptığı hutbe konuşmasında ki lanetleme coşkusu gibi bir durum olabilir. Aynı zihniyet, bedduanın aynı hedef kitlesine olabilme ihtimali çok yüksek.
3- “Biz her şey olabiliriz.”
Aklıma gelen: Evet siz herşey olabilirsiniz ama TÜRK olamazsınız, bu sebeple de damarların da asil TÜRK kanı taşıyan inkilapçı, Kuvay-i Milliyeci ATATÜRK’ü hainlikle suçlayıp ona ancak beddua edersiniz, çünkü siz milletinizi değil bir tek tahtınızı ve Osmanoğlu ailesinin istikbalini düşünürsünüz. Sonra hain değilim dersiniz. Evet ailenize belki ihanet etmediniz ama kutsal TÜRK kanıyla sulanmış vatan topraklarına ve mazlum TÜRK milletine ihanetiniz açıktır, nettir.

Söylenecek çok söz daha var, fakat bazen susmak en büyük erdemliktir.
Diyanet İşleri Başkanı olduğunu bildiğimiz şahıs öyle bir hutbe konuşması yaptı ki, Aya Sofya’nın Cami olmasına sevinemedik bile. Bir TÜRK vatandaşı olarak diyorum ki ATATÜRK’e her kim ki açık veya üstü kapalı hakaret etsin, ona ezanları okutmadı diye iftira atsın ve ona vakıf mallarına el sürdü diye lanet okusun, kul hakkım haram olsun. TÜRK milletinin vicdanı böyle bir haksız durumu asla kabul etmez. Neden biliyor musunuz?
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın Konstantinopol’u fethetmesiyle bir çağ kapandı yeni bir çağ açıldı. Hristiyanlığın büyük maabedi Cami olarak müslümanların ibadetine açılıp vasıf değiştirdi. Bunda hem fikiriz. Fakat daha sonra Osmanlının basiretsiz padişahları ve idarecileri yüzünden “boğazın hasta adamı” olarak çöküş/parçalanma dönemine girmesiyle, İstanbul 1918 yılında düşman işgali altına kaldı.
– İstanbul’un neredeyse 5 seneye yakın süren bu düşman işgalini sonlandıran MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘tür,
– İstanbul da işgal ile birlikte indirilen TÜRK bayraklarını yeniden göndere çektiren MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ’tür,
– İstanbul’da bulunan yüzlerce Caminin minarelerinde tekrardan ezanın 5 vakit okunmasını sağlayan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ’tür.
– 24 Temmuz 2020 tarihin de Ayasofya’yı Cami vasfıyla ibadete açabiliyorsanız bunun sebebi ATATÜRK’ün 1918 yılın da “Geldikleri gibi giderler” deyip 1923 yılında İstanbul’u resmen işgalden temizlemesi sayesindedir. Eğer ATATÜRK olmasaydı Ayasofya çoktan Hagia Sofia Kilisesi olarak özüne döndürülmüş olacak ve bugün Ayasofya’da namaz kılanlar bunun hayalini bile kuramayacaklardı. Fatih’in eşsiz fethi sadece tarih kitapların da anlatılan şanlı destanımız olarak bizlere buruk bir gurur verecekti.
Kanımca; 2020 yılında Ayasofya’nın ibadete açılması ile bağımsızlığımıza kavuştuk diyenler gaflet, dalalet ve hatta tarihe ihanet içinde olanlardır. Öyle bir konuşuyorlar ki sanırsın Ayasofya’yı yeni fethettik. Ayasofya zaten bizimdi. Şimdiye kadar da etinden ve sütünden istediğimiz gibi faydalandık. Allah aşkına bir söyleyin; Ayasofyanın müze vasfınla kullanıldığı zamanlar da ziyaret eden turistlerden elde edilen gelirler Vatikan’a mı akıyordu yoksa Kültür ve Turizm Bakalığının bir gelir kaynağı olarak devletin kasasına mı giriyordu?
Bizi bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşturan tek başkomutan, devlet adamı ve lider tartışılmaz MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ’tür. Bu konu TAR-TI-ŞIL-MAZ dır.
Tabii fikirlerini açıkça ortaya koyanlara her zaman yükleniyoruz, yok neden böyle dedin yok nasıl dersin v.s. diye…
Vahdettin’e baktığımız da öyle rahat rahat Kuvay-i Milliyecileri hain ilan edebilme cesaretini arkasını dayadığı ingilizlerden aldığını nikahlı eşlerini bile güvenip emanet edebildiği ingiliz yetkilileri durumundan çok rahat anlayabiliyoruz.
Fakat günümüz de ülkemizin kurucusu ATAMIZ ATATÜRK’e dil uzatmaya çalışanlar bu cesareti kimden alıyorlar… İşte bu meseleyi açıklığa eşkerece çıkardığımız zaman başımıza örülen “arap kültürü asimilasyonu” çorabının yarısını sökmüş olacağız.

Yüz yıllık bir türkünün adıdır MUSTAFA KEMAL,
Bağımsızlık öyküsünün şanıdır MUSTAFA KEMAL,
Ayyıldızlı bayrağımın kanıdır MUSTAFA KEMAL,
Atası TÜRK olan adam ATAM MUSTAFA KEMAL.

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir