Bildim De Bilemedim

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, her hafta ayrı bir gündem, ayrı bir olay… Duruma kendi açımdan baktığımda; istemez miyim size olumlu güzel olaylardan bahsetmeyi? Bilmez miyim sizinle kendi mesleğimle ilgili yenilikleri paylaşmayı? Lakin, vatanımızda onca sorun varken, kişisel huzuru ve gelişimi neyleyelim, değil mi? Bu yüzden ‘Önce Vatan’. İnsan tecrübe ettikçe hayatı ve gerçekleri görmeyi öğrenir. Zamanla ülkede yaşanan olaylar bende, hiçbir şeyin aslında ilk gözüktüğü gibi olmadığı kanaati oluşturdu. Geçen günlerde CHP milletvekilinin fetö şüphesiyle gözaltına alınmasının ardından sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet’ isteriz diye yürüyüş başlattığına ve yürüyüşü esnasında tutuklanan başka fetö terör örgütü sanıkları içinde destek verici sözler sarf ettiğine şahit olduk. Peki sayın Kılıçdaroğlu, siz hiç Türkçemizde ‘ufacık sinek mide bulandırır’ sözünü duymadınız mı? Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı sözünü de konumuza eklediğimiz de, biz size bu yaptığınız eylem de çok ta güvenmiyoruz. Bence bu yürüyüşü, terör örgütü fetö suçlamasıyla yakalananlar için değil, 16 Nisan’ da kafaları şaibe konularıyla karıştıran seçimlerden sonra yapmış olsaydınız, iyi niyetli olabileceğinizi düşünebilirdik. Şu şartlarda bu imkânsız. Nasıl pe-kaka eli kanlı bir terör örgütüyse fetö de aynı şekilde bir terör örgütüdür ve bu terör örgütüne hizmet etmiş olan herkes cezasını çekmelidir. Kimseye haksızlık yapmadan, her türlü şüphe değerlendirilmelidir. Üstelik fikrime göre; bu fetö terör örgütüyle, gelmiş geçmiş tüm zamanlar dahil olmak üzere, makam mevkii şahıs gözetmeksizin bütün ilişki kurmuş olan kesimler sorgulanıp cezalandırılmalıdır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, pe-kaka terör örgütünün teröristlerini kardeşleri olarak gören hdp partisi mensuplarının, Türk milletinin kurtarıcısı ve Türk devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in zamanında kurmuş olduğu siyasi partinin başkanı olan Kılıçdaroğlu’nu ‘Adalet’ arayışında desteklemesi, başlı başına bir konu başlığı olarak ta büyük harflerle işlenebilir. Kısacası ben, bu ‘Adalet’ isteme meselesinin öyle göründüğü gibi masum olup olmadığını pek bilemedim… Aslında bildim de bilemedim… Birde; şu mübarek Ramazan ayında, başka ülke insanlarının tokluğunu düşünüp kolilerce yardım gönderen ülkenin Manisa şehrinde, vatani görevini yapan askerlerinin 1 ay içinde 4 defa yediklerinden zehirlenerek hastaneye kaldırılması olayı kabul edilemez. İhaleyle özel bir şirkete verilen kışla yemeklerini yiyerek zehirlenen 1 askerimiz şehit, diğer yüzlerce askerlerimizin rahatsız olmasına sebep olayın özenle üzerine gidilmesi gerektiği kanaatindeyim. Kimsenin yüksek sesle tepki vermediği bu olay, Türk askerinin bulunduğu bir askeri kışlada değil de Suriyeli arapların yaşadıkları çadır kentlerde meydana gelseydi, bazı kesimlerce yine bu kadar sessiz kalınabilir miydi? Yoksa meydanlarda araplar için ağlanılır mıydı? Türk askerinin yemeği kendi kışlalarında, kendi kazanlarında, kontrol altında pişirilmelidir. Bugün kendi askerine sahip çıkmayıp bakamayan toplumların, yarın başka ülkelerin askerlerine bakmak zorunda kalabilecekleri düşüncesini unutmamamız, Türk askerine sahip çıkmamız gerekir. Türk’ün ordusu güçlü olursa, Türk’ün töresi de ülkesi de güçlü kalacaktır. Özel olarak ta; benim bu dünyada en kıymetlim, canımın tek parçası, gücümün ve neşemin kaynağı, çok sevdiğim, tek sevdiğim, bir tanecik can BABAM canım BABAM, her şey seninle güzel… Seni çok seviyorum canım babam. Başta kahraman şehitlerimizin kıymetli babaları olmak üzere, kendi babamın ve tüm babaların geçmiş babalar günlerini kutluyorum. Sağlıcakla kalın….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir