BİR TÜRK KATİLİ TÜRK HÜKÜMDARIN HİKAYESİ: VLAD TEPEŞ (KONT DRACULA)

… DEVAM EDİYOR…

Osmanlı esareti altında geçen bu altı yıl onun yaşamında çok önemli bir yer edinmiş. Osmanlılar yanında geçirdiği yıllar, soğuk ve sadist kişiliğine tesir etmiş ve onun zalim yanını şiddetlendirmiştir.
Dracula kardeşler Edirne’deyken Eflak’ta korkunç bir olay olur. Hunyadi Yanoş,II.Vlad’ın Osmanlı Devleti’yle anlaşmasından hiç memnun kalmamış. Eflak tahtına başka birini geçirmek istemektedir. Hunyadi Yanoş 1447’de Eflak’a girer. Eflak boyarları (soyluları) onun tarafına geçerler. II.Vlad ve en büyük oğlu Mircea bu olaylar sonucu öldürülür.
Dracula’nın babasının ölüm haberinin Edirne Sarayı’na ulaşması ile alakalı Romanya’da 20. yüzyıla kadar anlatılan yerel bir efsane vardır.Vlad Dracul, ölmeden önce bir danışmanına 1431’de Nürnberg’de aldığı Toledo kılıcını ve ejderhan motifi bulunan gerdanlığını teslim eder. Danışman Edirne’ye ulaşarak hem emanetleri getirir. Hem de olanları anlatır. Bunun üzerine Vlad Dracula cinayetlerin öcünü almak için yemin eder.

Tahtı Ele Geçirmesi

Vlad Dracula Eflak’a dönüş fırsatını 1448’deki II. Kosova Savaşı’nın karışık zamanlarında bulur. Arkasında Osmanlı ordusunun desteği ile Eflak’a yürür. Osmanlı sipahilerinin ve Tuna Beyi Hasan Paşa’nın desteğiyle Macarlara rağmen Eflak’ı ele geçirir. Her ne kadar III. Vlad Dracula olarak tahta geçmiş olsa da bu hükümdarlığı sadece iki ay kadar sürmüş. Macar destekli Dan Hanedanı’ndan II.Vladislav, III.Vlad Dracula’yı mağlup ederek kaybettiği tahtını geri alır. Bu arada kendisi II.Vlad’ın katilidir. Vlad Dracula aldığı yenilgiden sonra kaçarak akrabası olan Boğdan Prensi II.Petru’nun yanına kaçar. Buradan Edirne’ye geçer. Buradan beklediği yardımı alamayınca tekrar Boğdan’a geri döner. II.Petru her ne kadar kahramanımızın akrabası olsa da II.Vladislav’a destek olmuştur.
Vlad Dracula tekrar Boğdan’a geldiğinde Boğdan’da da durumlar karışıktır.II.Petru’yu tahttan indiren II.Boğdan tahta geçmiş. Yalnız onun da 1451’de tahttan indirilmesiyle Vlad Dracul buradan kaçarak Karpat Dağları üzerinden Braşov kentine gelir.
Burada II. Vladislav karşıtı boyarları yanına çekerek Eflak tahtını geri almanın yollarını arar. Braşov şehri ise Hunyadi Yanoş’un ülkesi Erdel’in sınırları içerisindedir. Vlad Dracula,Hunyadi Yanoş’un baskısına rağmen Braşov’da saklanmaya devam eder. Bu esnada bir suikasttan da kurtulur.Dracula, II. Vladislav ile Yanoş’un aralarının açılmasını fırsat bilerek Yanoş ile yakınlaşır. İntikamını bir süre erteler taht için.
Hunyadi Yanoş sevmese de Dracula’nın Osmanlı’yı iyi tanımasından faydalanmak ister.Dracula Sibiu’ya yerleşerek Yanoş’a tabi olur. Erdel sınırlarını Türk’lere karşı korumak için burada bir süre kalır.Nitekim 1453 İstanbul’un fethi sırasında da buradadır. 1456 Fatih Sultan Mehmet’in Belgrad kuşatması sırasında Vlad Dracula’nın eline yeni bir fırsat geçer.Yanoş tarafından Erdel sınırını Türklere karşı savunmak üzere Sibiu’da bırakılır ve hatta Türk ordusunu Tuna civarında oyalaması emredilir.Kahramanımız kuşatma sırasında kendi ordusunu toplayarak Karpatları aşar. Tirgovişte şehrine saldırarak şehri ele geçirir. Ve babasının katili II. Vladislav’ı öldürür.

Kanlı İktidar Dönemi Başlar

Böylece 1456’da Eflak tahtını ikinci kez ele geçirir. Aynı dönemde gökyüzünde görülen Halley Kuyruklu Yıldızı’nı kestirdiği sikkelerine işletir.Unvanını Macar Kralı V. Lazslo’dan alır:Büyük Vlad’ın oğlu, Macar Eflak’ın, Amlaş ve Fagaraş dükalıklarının yöneticisi ve hâkimi, Prens Vlad Dracul. Tabi gelenek haline gelmiş Eflak voyvodalarının “denge siyaseti”ni tatbik etmekten de kaçınmaz. Macarlarla birlikte Osmanlı’yla da anlaşmalı olur.
Bükreş’i tahkim ettirerek buraya yerleşir. Ancak daha ziyade dedesinin sarayının bulunduğu Tirgovişte’de zaman geçirmektedir.Dracula’nın yaptırdığı meşhur Chindia Kulesi de (kazıklara vurulan insanları seyrettiği yerlerden birisidir) bu şehirdedir.
Vlad ile ilgili çoğu mevzu bu şehirde geçmektedir. O yüzden Tirgovişte şehri önemlidir.O meşhur Türk elçilerinin kavuklarını kafaya çiviletme vakası, dilencileri toplayıp yaktırma faslı falan hep burada yaşanmış.
Drakula’nın sur ve duvar tutkusu Bükreş surlarını, Snagov surlarını ve sair dağlık bölgelerde küçük kaleler inşa etmesinden anlaşılıyor.Lakin bunların içlerinde bir tanesi vardır ki yapılışı ve yaşadıklarıyla korku hikayelerine taş çıkartır: Argeş’teki meşhur Poenari Kalesidir.Zira Dracula’nın hikâyesinin kanlı ve korkulu kısımları Poenari Kalesi’nin inşa edilmesinden itibaren başlamaktadır.
Eflak tarihinde boyarlar önemlidir. Bir Voyvodayı beğenmedikleri taktirde aleyhinde birleşerek onun düşmanıyla iş birliği yapabiliyorlar. Zira Hunyadi Yanoş,Eflak’a girdiğinde boyarlar ondan taraf olmuş. Bu yüzden II.Vlad güçsüz kalmış ve bu durum ölümüne sebep olmuştur. İşte bu yüzden Vlad Dracula ülkedeki boyarları sevmez ve düşmandır onlara. Bu arada Vlad’ın rakibi Alexandru Aldea’nın yandaşlarından Albu Taxaba’nın oğlu Albu isyan ediyor. İsyanın büyümesinde tabi ki boyarların parmağı vardır. Drakula isyanı bastırınca ilk kanlı,dehşetli vukuatına imza atıyor.Albu ve ailesi yakalanarak kazıklara vuruluyor. Namını ileride bu işkenceden alacaktır. Öldürmez süründürür cinsinden bir infazdır.
Boyarlara ise hemen müdahale etmiyor. Onlara ilk başta iyi davranıyor. Boyarlar ile arasında aslında bir kan davası vardır. Babası 1447’de öldürüldüğünde abisi Mircea ise boyarlar tarafından toprağa diri diri gömülerek öldürülmüştür. On yıl sonra 1457’de Tirgovişte’de Paskalya Bayram’ında 200 kadar boyar,kadınları ve çocuklarıyla, süslü elbiseleriyle törenler düzenleyip dans ettikleri,sarayın salonunda yemek yedikleri sırada baskın yapan Drakula’nın askerleri hepsini yakalayarak zorla götürürler.
Yaşlılar ve gücü kuvveti olmayanlar Tirgovişte şehrinin dışında kazığa vurulurken gençler ve güçlüler zincire vurularak Argeş’e götürülür.

… DEVAM EDECEK…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir