BİR TÜRK KATİLİ TÜRK HÜKÜMDARIN HİKAYESİ: VLAD TEPEŞ(KONT DRACULA)

Hikayenin Öncesi Dedesi Mirce ve Eflak

Bugünkü Romanya toprakları Ortaçağ Avrupa’sın da üç bölgeye ayrılmıştı.Transylvania(Erdel),Moldavia(Boğdan) ve Wallachia(Eflak) olarak üç ayrı prenslik hüküm sürmekteydi. Kahramanımızın mensubu olduğu Draculeşti ailesi Tuna Nehri ve Karpatlar arasındaki Eflak Prensliği’ne hakimdi. Bu meşhur ailemizin kökleri Eflak Prensliği’nin kurucusu Basarab’a dayanmaktaydı. Basarab Hanedanı ise Hristiyan Kıpçak-Kuman Türk’lerinden gelmektedir. Anlayacağınız kahramanımız kökleri itibariyle Türk’tür. Ne trajikomik değil mi ?
Tabi Eflak içinde tek bir hanedan yok. Draculeşti Hanedanı dışında birde hem olara rakip hem de kan davalı oldukları Dan Hanedanı’da vardır. Eflak tarihinin belli bir dönemini bu iki ailenin bol entrikalı taht kavgaları meşgul etmiştir.
Herkes genel manada Osmanlı-Eflak rekabetini Fatih Sultan Mehmet ve III.Vlad Tepeş mücadelesiyle başladığını sanır. İşin aslı hikaye biraz daha eskilere gitmekte. İlk mücadeleler kahramanımızın dedesi Yaşlı Mircea ve Yıldırım Bayezid’le başlar. Mircea, Bayezid, Karaman seferindeyken Osmanlı’nın Bulgar topraklarına saldırmış. Hatta bir akıncı birliğini mağlup etmiş.Bayezid tekrar Balkanlara geçtiğinde Osmanlı orduları 1391 Arkus Ovası Savaşı’nda Mircea’yı mağlup etmiş. Ve Mircea bu savaşta esir düşmüştü.
1402 Ankara Savaşı’na kadar Bayezid’e bağlı kalmıştır. Osmanlılar 1402 faciasıyla bir buhran dönemi yaşamış. Bu dönemde Mircea’nın hem I.Süleyman hem de I.Musa ile yakın ilişkileri olmuş. Her iki sultana yeri gelmiş askeri yardımda bulunmuştur. Hele ki Musa Çelebi Balkan’lara geçtiğinde onu Mircea karşılamış. Kızını Musa Çelebi ile evlendirmiştir. Hatta bu nikahı Şeyh Bedreddin kıyar. Bizim tarihlerimizde bir başka tanıdık kişidir.

Ve Doğumuyla Hayat Macerası Başlamış Olur

19.YY’da edebiyatta mistik ve efsanevi konular yeniden gündeme gelmiş. Avrupa’da cadı hikayeleri ve eski pagan dininin inanışları başlıca konular oluşturmaktaydı. Orta Avrupa merkezli vampir efsaneleriyse en ilgi çekenlerdi. Bram Stoker’ın başını çektiği vampir hikayecilerinin diğerlerinden farkıysa,fantastik kahramanlar yerine tarihte yaşamış insanları karakterler olarak seçmeleriydi. Bu kişilerden en dikkat çekeni ise Eflak Prensi ve Fatih Sultan Mehmet’in çocukluk arkadaşı Vlad Tepeş’ti.
Yıllardan 1431 Eflak’ta cadı kazanı kaynamakta. Haç Hilalle, Ortadoksluk Katoliklikle, Dan’lar Draculeşti’ler ile çekişmekteydi. Kahramanımız işte bu karışık zamanların hüküm sürdüğü 1431’de doğar.
Onun babası II. Vlad Kutsal Roma-Germen İmparatoru’na tabi aynı zamanda Macaristan Kralı Sigismund’un sarayında yetişmiştir. Sigismund devrinin en güçlü Hristiyan hükümdarıdır. Ve Osmanlı Devleti daha IV.hükümdarı Bayezid zamanında bu güçlü krala diz çöktürmüştü.
II.Vlad Şubat 1431’de Nürnberg’de kuruluşuna imparatorluğun ön ayak olduğu Ejderha Tarikatı’na (Societas Draconistarum) kabul ediliyor. İşte bu tarikat vesilesiyle Dracul ismi ailenin anılan bir diğer ismi oluyor. Aslında ailenin asıl ismi Basarab’dır. İlerleyen süreçte aile Draculeşti ve Daneşti olarak ikiye ayrılır. Gelelim Dracul ismine Romen dilinde hem ejder hem de şeytan manasına gelmekte. Kısacası Dracula da Draculea, Dracul’un yani Ejderin Oğlu manasında. Bugün hepimizin bildiği bu meşhur isim buradan gelmektedir.
Vlad Dracul, Sigismund’a bağlılık yemini edip, Katolikleri ve Fransisken rahiplerini de kendi Ortodoks ülkesinde korumak için söz veriyor.Karşılığında kendisine “Eflak Prensi” ünvanı ile hitap edilir.Ülkesine döndüğünde bastırdığı paralarda ve askerlerinin kalkan ve zırhlarında Ejderha Tarikatı’ndan kaynaklı olarak Ejderha armasını kullanmıştır. Az öncede zikrettiğimiz gibi Dracul ismi bu tarikattan kaynaklı olmuştur.Tarihçiler de Vlad Dracul’un soyundan bahsederken (sonraki gelenler için) Draculeşti adını bu yüzden kullanırlar.
1435 yılında Vlad Dracul, Eflak Bey’i olduktan sonra karşısına rakip olarak Dan ailesinden II. Dan’ın oğlu III. Dan çıkmıştır. Bu mücadeleyi kaybeden II.Vlad Draculeşti Osmanlı Devleti’ne sığınmış. 1442’de Osmanlı Devleti ile tahta geçmesi için alacağı yardım karşılığı bir anlaşma yapar. Bu anlaşma gereği senelik 12 bin Duka altın ve Osmanlı Devletinin Pençik yasası gereği yine her sene 500 çocuk vermek şartıyla ikinci kez Eflak tahtını ele geçirir. Kısa bir not izleyenler bilir. 2014 yapımı Dracula Başlangıç filminde Osmanlı elçileri bizim Vlad Tepeş’ten yanlış hatırlamıyorsam 100 çocuk talep eder. Tepeş’in bu sahnede elçileri öldürmesiyle filmde savaş başlamış olur. Tekrar tahta geçmiş olan II. Vlad Dracul Varna Savaşı’na kadar hem Osmanlı’ya vergi vermiş. Aynı zamanda Macar Krallığı himayesinde olarak iki devlet arası bir denge politikası takip etmiştir.
Vlad Dracul, Varna Savaşı zamanında meşhur Macar soylusu ve Erdel Prensi Hunyadi Yanoş ile birlikte Osmanlı üzerine yürür.Ama gönülsüzdür. Hunyadi Yanoş’u uyardığı söylenir,”15 bin kişi toplandık, padişah sadece ava çıktığında bu kadar adamla geziyor zaten” der mealen.
II.Vlad’ın kah Macaristan kah Osmanlı’ya kayması ve dolayısıyla ikili oynaması II.Murad’ın dikkatini çekmiş. O da Varna Savaşı’ndan sonra Vlad’ın oğullarını rehin alarak Vlad’a bir nevi ceza kesmiştir. İşte kahramanımızın Osmanlı ile yolu bu olay üzerine kesişir. Aşıkpaşazade tarihinde anlatılana göre Vlad Dracula ve kardeşi Radu Dracula önce Kütahya’ya Eğirgöz Kalesi’ne oradan Tokat’a buradan da Edirne’ye yerleştirilir. Buralarda bir şehzadeye denk şekilde yetiştirilirler. Sarayda iyi muamele görmüşler. Şehzade II. Mehmed’in de dahil olduğu seçkin bir topluluk içinde yetişmişlerdir. 15.YY Osmanlı eğitiminin en iyi hocalarından ders almışlardır. Bu hocalar arasında Molla Gürani,Sinan Paşa,Hamidüddin Efendi ve İlyas Efendi gibi önemli kişiler vardır. Dracula bu hocalardan Kuran hükümlerinin yanı sıra, Aristo mantığı,uygulamalı ve kuramsal matematik dersleri almıştır.

… DEVAM EDECEK…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir