BİR TÜRK KATİLİ TÜRK HÜKÜMDARIN HİKAYESİ: VLAD TEPEŞ (KONT DRACULA)

“Gazilerin eline esirlerin ve hayvan sürülerinin dışında ganimet olarak çokça mal geçti.”
“Şehriyar hazretleri bu diyarın hâkimliğini Kazıklı Voyvoda’nın kardeşi Radul’a verdiler.”
“Radul, babası Drakula’nın ölümünden beri Şehriyar hazretlerinin yanlarında bulunuyordu…”
Batılı kaynaklar ise şöyle geçer. Vlad Dracula’nın Bulgar topraklarında yaptığı katliam sonucu. Öfkeli Sultan Mehmed,1462’de Vlad’a karşı 100.000 kişilik bir orduyla Eflak üzerine yürür. Eflaklıların yaklaşık 30.000 askeri vardır. Vlad, Osmanlı’ya karşı bir savaş başlatmıştı. Böylece mücadele bir dizi çarpışma ve pusuya dönüştü.
Başlangıçta Vlad Dracula,Osmanlıların Vidin’e inmesini önlemek için elinden geleni yaptı. Ve okçuları birçok düşman öldürdü. Geri çekilmeye zorlandığında,kavrulmuş toprak taktiğini kullandı. Sonunda Osmanlı, başkent Targovişte’nin yakınında kamp kurdu.
Vlad,Mehmed’in çadırını bulmak için Padişah’ın kampına gizlice girdi. Gecenin geç saatlerinde ordusunun yarısı düşmanın dikkatini çekebilmek için bir taraftan saldırdı. Kalan kısmıda ikinci bir saldırı için bekliyordu. Küçük savunmacı grubunu öldürdükten sonra Vlad, Sultan’a suikast girişiminde bulundu.Ancak yeniçeriler Eflaklıları durdurabildi. Vlad bu savaşta 5.000 asker kaybetti. Osmanlı kayıpları yaklaşık 20.000 iken, şans hala Vlad’a karşıydı. Ve Braila’nın yağmalanmasını önlemek için hiçbir şey yapamadı. Osmanlı ordusu Targovişte’yi aldıktan sonra geri çekildi.
İşin özü Dracula Osmanlı’ya yenilmesi sonucu Macarlara sığınmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Dracula’yı yendikten sonra boşalan Eflak tahtına ise Müslüman olmuş olan küçük kardeşi Radu (Güzel)’yu geçirir. Fatih Sultan Mehmet ve ordusu geri dönüş yolunda başkent çevresinde kazıklara vurulmuş insanlardan oluşma ormanı gördüğü ve hayli üzüldüğü aktarılır.Rumen folklorunda bu seferin izleri bulunmaktadır.

Vlad Dracula’nın Savaş Sonrası Faaliyetleri ve Ölümü

Vlad, Macarlara sığınmıştır. Ancak kendi ayağıyla kapana girmiştir.Denilene göre Vlad, sultandan bağışlanma diler.Sultan’a yazılan bu mektup Macar kralına Radu tarafından iletilmesi sonucu Dracula hapse atılır.Voyvoda Drakula 12 yıl boyunca Hunedoara yahut bilinen adıyla Corvin Kalesi’nde (bugün Romanya sınırlarında) hapis tutulur.

1475 Ocak ayında kardeşi Radu ölünce Eflak tahtını rakip aile Daneştilerden Basarab’ın alması üzerine Vlad Dracula tekrar harekete geçer.Esaretini bitirmek için ruhunu şeytana satmaz ama Ortodoksluk nezdinde ona yakın bir şey yapar. Macar desteğiyle taht için Katolikliğe geçer. Macar Kralı Mathias durumu olumlu karşılar.Zira Bosna topraklarında Osmanlı’yla çarpışmaktadır. Dracula’nın Ortodoksluktan çıkması da Rus kaynaklarında ölümden sonra huzur bulmayacağı şeklinde yorumlanıyor. (Vampirlik söylenceleri vb.)

Vlad 1475-76 kışında Bosna’nın Türklerden kurtarılması için Macar Kralı Mathias’ın ordusuna katılarak kanlı faaliyetlerine devam eder. İlk icraatı Srebrenitsa’ya sipahi kılığında soktuğu Macar askerleri sayesinde şehri ele geçirip Osmanlı askerlerini kazığa geçirir.Kuslat ve Zwornik garnizonlarını baskına uğratıp buradaki Osmanlı askerlerini de kazığa geçirir. Bu faaliyetleriyle Macarların desteğini ve itimadını kazanır.

Bu başarılarının mükafaatı olarak Macarların desteğiyle 1476 yılında ülkesine dönerek tahtı ele geçirir. Fakat üçüncü hükümdarlığı da pek uzun sürmez.Bu sefer karşısında yeni ve son rakibi Dan ailesinden Basarab Laiota (Yaşlı Basarab, ö. 1480) vardır. Snagov Manastırı yine karargahıdır.

Dracula’nın son çatışması 8 Kasım 1476’da ordusuyla beklediği Snagov Manastırı yakınlarında vuku bulacaktır.Bükreş yakınlarındaki bataklıklarda, Vlasia ormanlarındaki küçük bir bataklıkta. Toplayabildiği tüm askeri gücü buradadır.Boğdan Prensi Stefan’ın kendisine verdiği 200 kişilik koruma birliği de dahil 2000’e yakın askeri vardır.

Bir anda rakibi Basarab Laiota, Türk askerlerinin de içinde bulunduğu 4000 kişilik ordusuyla saldırıya geçmiştir.Meşhur Romen tarihçi (eski Romanya başbakanlarından) Nicolae Jorga bu Türk birliğinin Mihaloğlu’nun akıncıları olduğunu söyler.Dracula bu çatışmada olası bir firar fırsatını değerlendirebilmek için Türk kıyafetlerine bürünmüşse de ölümün pençesinden kurtulamayacaktır.

Kendisinden intikam almak için fırsat kollayan Türk akıncıları, Dan ailesinin bu harekatına iştirak ederek bu fırsatı elde etmişlerdir.Akıncılar bir Türk’ü Dracula’nın hizmetkarlarından birinin kılığına sokarak onu öldürmekle görevlendirmişlerdir.

Kırk beş yaşındaki Drakula, yanındaki 200 Boğdanlı ile birlikte bir tepe üzerinde çarpışmaktadır.

Kılık değiştiren akıncı beklemediği anda Drakula’yı öldürmeyi başarır. Kellesini kesip atına atladığı gibi Osmanlılara ulaştırır.Bonfini’ye göre kesik baş İstanbul’da halka sergilenmiştir.Bu çatışmadan sağ kurtulan on kadar Boğdanlı asker, Boğdan Prensi Stefan’a ölüm haberini ulaştırır.Ardından Macarlar öğrenir.Şubat ayında bütün Avrupa’ya yayılır. Venedik senatosuna ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun Wiener Neustadt’taki sarayına da ulaşır.

Öldüğünde 45 yaşında olan Dracula, Rumenler arasında milli kahraman, Batılılarca vampir,Türk ve Müslümanlarca da Kazıklı Voyvoda olarak tarih sahnesindeki unutulmaz yerini aldı. Farklı hikaye ve efsaneleri ise Orta Avrupa’da ilelebet kulaktan kulağa aktarılacaktır.

(Seri sonu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir