BÜYÜK TÜRK DEVLETİYİZ!

BÜYÜK TÜRK DEVLETİYİZ!

Büyük TÜRK Devletimizin her zaman için planladığı fakat halkın bilemediği bilmesi de gerekmediği stratejileri olduğuna inanmışımdır. Ülke ekonomisi açısından değerlendirdiğimiz de tüm dünya ülkeleri ekonomilerinin de etkilendiği bir değişim sürecinden geçtiğimizi görmek ve bu konuda yönetenlere fazla yüklenmeden sabırla üstesinden gelmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ama şunu da belirtmeliyim ki; genel giderler de eleştirilebilecek yanlış uygulama ve politikaların olduğunu sıradan bir vatandaş olarak bile görebiliyorsak, bunların uzman kadrolarca da daha titizlikle ele alınması ve hataların minimuma indirilerek doğru adımların atılması gerektiği görüşünde olmuşumdur her zaman için.

At gözlüklerini çıkarıp doğrudan genel duruma bakmalıyız. Ülke bazında ilerlememiz ve yükselmemiz için yapılan atılımlar umut ve gurur verici lakin bu atılımlar için öngörülen veya planlanan garantili ve döviz kuruna endeksli kaynak harcama modellerinin, örneğin yap-işlet-devret modeli, ne kadar faydalı ve yararlı olduğunu irdelememiz gerekiyor. Evet, cebinden 5 kuruş harcamadan bir ihale yöntemiyle verilen yatırımlar da günlük belli bir sayı garantisi verip bu sayıya erişilemeyince döviz kuruna bağlı olarak devlet tarafından ödemelerin gerçekleşmesi bazen akla ve mantığa uymayan sonuçlara neden olduğuna, bu sebeple de bu tür durumların halkın büyük tepkisine yol açtığına da şahit oluyoruz.

Büyük bir TÜRK devletiyiz derken şaka yapıldığını veya dalga geçildiğini hiç sanmıyorum. Biz gerçekten büyük ve güçlü bir TÜRK devletiyiz. İnanıyorum ki bir çok yatırımı da devlet eliyle ve bütçesiyle yapabiliriz. Kendimizin yapabileceği nokta da bence gerçekten kendimiz yapmalıyız, bu açık ve nettir. Herşeyi anlayabilirim de temel atıldıktan en fazla 24 ay sonra bitirilmesi planlanan yapılar için devletimiz neden döviz kuruna bağlı olarak 25 veya 50 seneliğine borçlanıyor, bu hususu bir türlü anlayamıyorum. 2 sene nerde 50 sene nerde. Bu tür yatırımlar neden TÜRK Lirası olarak resmi faiz oranında geri ödenmiyor da dolar endeksli geri ödemeler gerçekleşiyor.

Hatırlıyorum da bir keresinde doların son zamanlar da hızlı artışı, yani işin aslı TÜRK Lirasının hızlı değer kaybedişi, bir politikacıya sorulduğun da verdiği yanıt “Dolar kuru sizi neden ilgilendiriyor ki, maaşlarınızı dolarla mı alıyorsunuz” olmuştu. Tamam beyfendi biz maaşlarımızı dolarla almıyoruz ama devletimiz dolarla borçlandığı zaman oluşan farkları politikacılar kendi cebinden vermiyor ki. Bu farklar yine TÜRK Milletinin ödediği vergilerden karşılanıyor. Tabii bir de ithalatın zirve yaptığı bu dönem de aslında döviz de yaşanan kur farkı ister istemez sokakta ve mutfak harcamalarında vatandaşın cebine de yansıyor. Maaşlar aynı kalırken harcamalar ikiye katlanıyorsa bu işte bir tuhaflık olmaz mı diye kendi kendinize soracağınıza tutup “maaşını dolarla mı alıyorsun, sanane artıştan” yaklaşımı ile halka cevap vermek herhalde bulunulan mevkilerde ki liyakatsizliğin apaçık ispatı olarak gözlerimize giriyor. Giriyor girmesine de ne kadarını anlayabiliyor ve idrak edebiliyoruz, işte esas sorunun kaynağının büyük ölçü de bu olduğunu düşünmüyor değilim.

Savaşta can verebilecek, dış politikalar da tamamen destekleyecek, yapılan büyük yatırımlar da her daim elimizi taşın altına koyabilecek kadar devletimizi severken karşılığında akılcı, mantığa ve doğruluğa dayanan politikalar ile yönetilmek en büyük hakkımız olduğunu düşünüyorum. Devletimize olan sevgimiz ve desteğimizin suistimal edilmemesi tek ümidimiz ve dileğimizdir.

BAŞBUĞ ATATÜRK ‘ün TÜRK milletini ölümden kurtararak yokluk ve Osmanlı’dan miras kalan büyük bir borç batağı için de kurmuş olduğu bu büyük TÜRK devletinin kuruluş ilkelerine bağlı kalarak sonsuza dek yaşatmaya ve varlığımızı TÜRK varlığına armağan etmeye and içmişiz, bunun için nesiller boyu da and içireceğiz. Aksini düşünmek vatan hainliğinin ve nankörlüğün ta kendisidir. Fakat üzülerek görüyorum ki farklı hayaller peşinde bunların aksini düşünen insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki bu çokluk bu kadim TÜRK topraklarında birşeyleri değiştirmeye yeter mi? Hiç sanmıyorum…
Şaşılır gibi lakin TÜRK topraklarında yaşayıpta şunun farkında olmayan ve bilmeyen hala ne çok insan var. Atamız Kürşad kırk çerisi ile canı pahasına Çin Sarayı’nı basmıştır.
Len oggggluuuuummmm….Siz hala neyin kafasını yaşamaya çalışıyorsunuz? Adamın aklını alırlar. Demedi demeyin.

Liyakat dedim de aklıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim. Bir de şu takım elbise giydiği için kendini “beğ” olarak görenler ve bu sebeple bir beyfendi saygısı görmek isteyenler var ya aha işte onlar benim kadar bey efendisi olabilirler mi acaba, bence kendilerine bunu bir sormalılar. Ye kürküm ye ile adam olunmuyor maalesef ki. Adamlığını insanlığınla, karakterinle, dürüstlüğünle, yüreğinle ve mertliğinle olursun. Ayrıca bence eğitim de çok önemlidir. Eğitimsizlerin sırf ağızları iyi laf yapıyor veya cepleri para dolu diye kendilerini iyi eğitim almışlara kıyasla birşey sanmaları sadece onların cahilliklerinden, dar görüşlü olmalarından, dünya ya ufacık bir delikten bakmaya çalışmalarından kaynaklandığı kanaatindeyim. Mafya bozuntusu havalarını bırakıp iki bilimsel makale okusanız ağzınızla burnunuzun yer değiştirebileceği konusunda sizle her iddiaya girerim. İnanmıyorsanız bir deneyin derim.

Azerbaycan bizim canımızdır, Azerbaycan TÜRKLERİ bizim kanımızdır. Ermenistan’ın saldırılarının durup dururken olmadığı, birilerinin özellikle Türkiye konusunda rahatsızlıklarından dolayı düğmeye bastıklarını düşünüyorum. Fakat durum lehimize sonuçlanacaktır ve bir gün bizim olan tüm TÜRK topraklarını geri alacağımıza inanıyorum.
Bir seferberlik çıkması halinde cepheye gönüllü olarak katılanlar arasında olacağımı devletime bu vesileyle bildiririm.
TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir