ÇAĞDAŞ TÜRK DAMGALARI -1-

Dayanak

Türk Dili Derneğinin 06.04.2015 günaylı 7 sayılı yargısına dayanarak 17.02.2017 günaylı 47 sayılı yargısı gereği, çağdaşlaştırılmış Türk yazı düzeneklerinin tümü kayıt altına alınarak tanınacaktır.
İşbu belgede, 19.02.2017 günaylı 3 gelen evrak nolu kayıt ile Dernek Karar Defteri’nin 49 sayılı kabulünde bulunan öneri yer almaktadır.

Gerekçe

Türk damgaları yüzyıllardır kullanımı terk edilmiş bir biçimde kıyıda beklerken, bizler bugün yoğun biçimde bu yazı düzeneğine ilgi vermiş, yeniden öğrenmek, yeniden yazmak için buşku (heyecan) duyuyoruz. Ancak günümüz sözcüklerini yazarken, büyük bir sorun yaşamaktayız. Pek doğaldır, günümüzde yeni sesler bulunmakta. Bugün için Türkiye ile Azerbaycan bir soydan gelen, birbirine komşu olan iki Türk toplumu olmasına karşın, kimi kez anlaşamamaktadır. Kaldı ki, Ege’deki bir yurttaşımız, İç Anadolu’daki başka bir yurttaşımızı bile anlayamamaktadır kimi kez. İş böyle olunca, aradan yüzyıllar geçen bir süre sonunda, o dönemin dili ile günümüz dili arasında bir takım ayrılıkların, bir takım yeniliklerin olması kaçınılmazdır. Bu da bugünkü sözcüklerimizi eski yazı düzeneği ile yazamayacağımız anlamına gelir.
Çağdaşlaştırma çalışması derken, çağ sözcüğünün anlamına daha geniş açıdan bakmak gerekir. Ne kötü, işitilince yalnızca günümüze özgüymüş gibi algılanmakta. Oysa, eski dönemlerde de atalarımız kendi çağlarına göre yenilikler yapmış, kendi çağlarının gereksinimleri doğrultusunda damgalar üzerinde çalışmışlardır. Birçok yazıtta, el yazmasında dağınık olan damga biçemlerinin, Göktürkler döneminde yazılan Orhun yazıtları ile ne denli çağdaşlaştırıldığı apaçık bellidir. Kendisinden önce yazılan Yenisey yazıtlarındaki damgaları nice süzgeçten géçirdikleri böylesi göz önündeyken, dönemin yazarlarınınyazı düzeneği üzerinde işlememiş olduğunu söyleyemeyiz.
O dönemde iletişim bugünkü gibi değildi. Ulaşım da öyle! Bu yüzden obalar arası gitgeller bile uzun sürelerde yapılıyordu. Günümüzde araçlar böylesi yaygınken, yirmi yıl öncesinde bile bu dediklerim vardı. Ülkemizin doğu illerinde at arabaları ile ulaşım sağlanıyor, yerleşim yerleri çok önemli bir gereksinim olmadıkça terk edilmiyordu. Bundandır, çerilik görevine değin obasından dışarı çıkmamış yirmili yaşlarındaki gençlerimiziñ öykülerini işitişimiz. Bu gibi nedenlerden ötürü, birbirinden bağımsız çağdaşlaştırma çalışmalarında bulunan Türk toplumları olmuştur. Yeni türeyen sese, birbirinden bağımsız biçimde karşılık bulunmuş, yazılarda işlenmiştir.
Dil, işlek bir araç olduğundan sürekli yeni sesler türetmeye eğilimlidir. Bugün söylediğimiz kimi seslerin, eski kayıtlarımızda bulunmadığı gibi, eski kayıtlarda olan kimi sesler de artık günümüzde söylenmiyor. Böylesi bir işleklik arasında, bugün bu işleyişe karşı koymak, dilimizin önüne bir engel çekmek olur. Yüzyıllar önce atalarımız yeri geldiğinde yazı düzeneğimiz üzerinde çalışmışsa, bizim de bugün çalışmamız denli olağan bir durum olamaz. Peki bugün kim çalışmalı? Ortada böylesi bir soru var. Olağan durumda bu işi Türk Dil Kurumunun yapması gerekiyordu, ancak ne yazık ki bugüne değin bu kurumun böyle bir çalışmasına denk gelmedim. Damgalarımızın bilgisayar ortamında yazılması için evrensel yiv (unicode) başvurusunda bile bulunmamış bir kurumun, çağdaşlaştırma çalışmalarında yer edinmesini beklemek düş gibi duruyor. Bugün sayısal ortamlarda Türkçe ıranın, demeli /ç/, /ğ/, /ı/, /ö/, /ş/, /ü/ damgalarının yazımında sıkıntı olması, zamanında kimsenin bu yönde bir başvuruda bulunmamasından kaynaklanır. Evrensel yiv, şu an Lâtin damgalarını bilgisayarda yazmamıza olanak verdiği gibi Türk damgalarını da yazmamıza olanak verecekti. Kimsenin, hiç bir devlet kurumumuzun bu yönde bir girişimi dahi olmamış. 2008 Mart ayında Oktay Doğangün ile birlikte bir belge anıklayıp başvuralım istedik.
(devamı gelecek sayıda)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir