ÇAĞDAŞ TÜRK DAMGALARI -2-

Daha da kötü bir durum, bizim yazı düzeneğimiziñ evrensel yive girmesi için yabancı kurumlardan 25.01.2008’te bir belge vérilmiş . 2009 yılında da onay alan bu düzenek ile soñ 9 yıldır bilgisayarlarımızda damgalarımızı kullanabilmekteyiz. Öncesinde yapılan yazıtürü (font) çalışmaları vardı, ancak onlar Lâtin düzeni üzerine yapılan görsel giydirmedir.
Géçmiş dönem çağdaşlaştırma çalışmalarını, damgalarıñ günümüze ulaşan el yazması ve yazıtlardaki durumlarından añlıyoruz. Kimi damgalar neredeyse bütün yazmalarda biçimi değişmeksiziñ hep aynıyken, kimi damgalar da çok değişik biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Buradan şu soñuca da varılabilir: Birçok yazım örneği bulunan damgalarıñ simgeledikleri sesler, dilimize soñradan girmiş veya var olan bir sesten evrilmiştir.
Örneğin bütün yazı örneklerinde /es/ sesi hep aynı biçimdeki damga ile gösterilmiştir.

Birçok örneği bulunan /em/ sesi, çağdaşlaştırma çalışmaları ile eñ işlek biçime kavuşmuştur.


Bu damgalarıñ böylesi kullanılacağı yargısına kim vardı? Bu sorunuñ yanıtı bellidir; o dönemiñ yazıyla uğraşan kesimi. Eski dönemde okuryazar olmak, başlı başına da bilgin olmak démekti. Bilginiñ azlığı göz önünde bulundurularak düşünülmelidir. Ülkemizde bile cumhuriyetiñ duyu-rulmasından soñraki dönemlerde okuryazarlığı artırmak adına, okuma yazma bilen kişiler kendi bölgelerinde (géñelde küçük yérleşim birimlerinde; obalarda, kasabalarda) öğretmen olarak gö-rev alıyorlardı. Démeli dönemiñ bilginleri arasındaydılar. Damgalarıñ çağdaşlaştırılması yönün-deki çalışmalara getirilen eleştirileri, beñzer nitelikte olduğu için, özleştirme çalışmalarına getiri-len eleştirilerle bir tutuyorum.
Ulaşımıñ bugünkü gibi kolay olmaması, iletişimiñ günümüzdeki denli hızlı yapılamama-sından kaynaklı olarak yéñi türeyen sese karşılık üretilen çözümler kökte bir olsa da, uygulama-da biraz ayrılık göstermiştir. Örneğin /er/ sesi için yapılan damga türetimleri incelendiğinde böy-lesi bir soñuca kolaylıkla varılabilir.
Damgaları öğretirken r damgasına sıra gelince, usta kalıcı olması için onu er’e (adama, askere) beñzetirim. Oysa kökende bunuñla bir ilişkisi bulunduğunu düşünmüyorum. Orhun ya-zıtlarında l damgasınıñ uçlarına eklenen kulakçıklarla oluşturulurken, Irk Bitig’de l damgasınıñ ortasına çekilen bir çizgi ile bu sesiñ simgeleştirildiğini görebiliriz: ş. Oysa bu damga Orhun ya-zıtlarında bize /ş/ sesini vérir. Irk Bitig’iñ yazıldığı bölgede bélli ki daha /ş/ sesi türememiş. Bu da bölgesel ağızlarda olabilecek olağan bir durumdur. Bu sesiñ türetimi de kimi bölgelerde değişik-lik gösterir. Orhun yazıtlarınıñ dili, doğal olarak bulunduğu bölge toplumunuñ konuştuğu dil ile yazıya aktarılmıştır. Beñzer biçimde de Irk Bitig el yazması, bulunduğu Turfan ilindeki toplumuñ konuştuğu dil ile yazıya géçirilmiştir. Harita üzerinden bu bölgeler incelendiğinde, ikisi arasında çok uzun bir yol olduğu görülür. Ortada bir sorun var: /er/ sesi nice simgelenecek? Sorunlara yönelik çözümler, géñel olarak bütün kişioğullarınca beñzer yöntemlerle çözüme ulaştırılmıştır. Eñ ilkel topluluklarda bile diliñ gelişmesi, bir süre soñra yazıya géçilmesi hep buna kanıttır. Or-tada, düşünceyi aktarmak gibi bir sorun olunca, bunu sese çévirip iletme, yazıya döküp saklama gibi çözümler üretilmiştir. Böylece /el/ sesinden türeme bir /er/ sesi ortaya çıkınca , çözüm olarak da l damgası üzerinden devinim olmuş olmalıdır.
Birbirinden çok uzak bölgede yaşayan dönemiñ bilginleri azı yazmanları, çözüm olarak l damgası üzerinden bir çağdaşlaştırma çalışmasına girişmiş olmalıdırlar. Orhun ırmağı çévresin-de olanlar l damgasınıñ her iki ucuna birer çentik çizerek r damgasını türetirken, Turfan bölge-sindekiler de l damgasınıñ ortasına bir çentik çekerek ş damgasını türetmiş olmalılar. Belki de bir géçiş sürecindeydiler; déñeme yapıyorlardı. O yüzden büsbütün çavsızdılar, démek de yanlış olur. Örneğin bu iki damga biçimi de Irk Bitig’de aynı ifade için ayrı ayrı kullanılmıştır. Irk Bi-tig’iñ 4. ırkında /er/ sesi, tıpkı Orhun yazıtlarındaki gibi r damgası ile karşılanmıştır. İlk sözcük ñürü ürüñ, ikinci sözcük ise işs esri olarak süregidiyor. Bu tamlamaya birkaç yérde denk geliyo-ruz; ürüñ esri togan kus men [4. ırk], ürüñiñeni [5. ırk], ürüñ köpükümin [20. ırk], ürüñ esri ingek [41. ırk] ve ürüñ esri irkek buzagu [41. ırk]. Tümcedeki añlamına göre de eñ uygun karşı-lığıñ ak beñ (beyaz ben) olduğu soñucuna (Tekin, 2004) varılmıştır. İlgimizi çeken aynı sözcü-ğüñ yalñızca bir kéz ñürü biçiminde yazılmasıdır. Bu damgaya daha da denk gelmeyiz. Bu yüz-den géçiş aşamasında oldukları, bunuñ için de kimi déñemeler yaptıklarından söz édebiliriz.
(devamı gelecek sayıda)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir