ÇAĞDAŞ TÜRK DAMGALARI – 3

         

Bediz 2: Irk Bitig’iñ 4. ırkındaki ilk satırlar        Bediz 3: Irk Bitig’iñ 41. ırkındaki ilk satırlar

Damga türetimleri incelendiğinde şu ana kadar karşımıza hep şu çıkmıştı: Yeni damga türetmek için, türediği sesi simgeleyen damgaya çentik çizmek. Bugüne değin de kimsenin bunun dışında bir bildirimde bulunmamış olduğunu görüyorum. Ancak 2009’da Turfan yazmaları üzerine yaptığım çalışmada bunun dışına da çıkıldığının örneklerine ulaştım . İlk başlarda onları leke sansam da, sonradan damganın bir parçası olduğu sonucuna varmış, benzer biçimin birkaç kez yinelemesinden de bu durumun kesinliği üzerine yargıya ulaşmıştım.

BUS sub > su
rsr erser > ise
şimti itmiş > étmiş: düzenlemiş
ŞİMTaRY yaratmış > yaratmış
Şa aş > aş: yiyecek neñ
niYAŞY yaşayin: gizleyeyim, saklayayım GS sağ > sağ

rlşimnzü üznemişler > üzne-, söz dinleme
ILGŞUKUB boluşgalı: boluş- > oluş- “olarak”
şimit timiş > démiş

 

Yukarıda yazan bu sözcüklerdeki S ile s damgalarınıñ tümcedeki añlamlarına bakıldığında, üstle-rinde beñek olanlarıñ her defasında /ş/ sesi içeren sözcüğü göstermesinden dolayı bunuñ bir te-sadüf olamayacağı açıkça görülmektedir. Bu yüzden, üstleri beñekli olan S ile s damgasınıñ /ş/ sesini karşılayan damgalar oldukları soñucuna vardım. Üstelik, bugüne değin /ş/ sesini géñel olarak ş damgası ile ince, kalın ayırt étmeden kullanırken, burada ince ve kalıñ için iki ayrı damganıñ kullanıldığına da ilginizi çekerim.
Bu yazmada ek olarak /er/ sesiniñ, Orhun yazıtlarından ayrı olduğu, Irk Bitig’deki biçem ile éşdeğer görünüme iye olduklarına da ilgi vérmek gerekir. Böylece yüzyıllar öncesinde de çağdaşlaştırma çalışmalarınıñ olduğuna denk gelmekteyiz. Özellikle bu el yazmasında kullanılan beñek ekleme yöntemiñden esinlenerek 21.03.2009’da yéñi bir türetim girişiminde bulunmuş, bunu da yazıya döküp sayısal ortama aktarmıştım . Bir süre soñra bu yargımdan caydım. Beñek eklemek, yapay bir damgalık için uygundur. Ancak bir özgünlükten söz édiyorsak, bu, géñele uygun bir biçimde yapılmalıdır düşüncesinde bir yargıya vardım. Yapaylıktan kastım şudur: Bu-gün nasıl ki Lâtin düzeneğini alıp orada olmayan seslerimiz için beñek kullanmışsak (/u/ damga-sınıñ üzerine iki beñek koyarak /ü/ damgasını elde étmek gibi), çağdaşlaştırma çalışmasında da bunu yaparsak bir yapaylık ortaya çıkar. Lâtin düzeneği bizim déğildi, ancak söz koñusu damga-lar bizimse, neden géçiştirme yöntemi olan beñek ekleme işine kalkışalım? Géçiştirmedir; yaz-malarda yalñızca bir yérde karşımıza çıkmış olmasından da béllidir. Ortada bir sorun vardı, buna da eñ kısa yoldan çözüm bulmak gerekiyordu. Sorun géçici olarak çözüldü, ilerleyen yıllarda da büsbütün bir düzene oturdu. Soñraları gereksinimler doğrultusunda, günü kurtarmak adına yapı-lan beñekli damgalar yérine, özgünleri türetildi.
Var olan damgalardan biriniñ üzerine beñek koymak, işiñ özü bu da bir tür damga türet-mektir. Soñuçta ortaya yéñi bir görünüm çıkıyor ve alfabede kendine ait bir yéri oluyor. Böyle olacağına, türetilen yéñi damganıñ yapay bir görünüme iye olacağına atalarımızıñ geleneksel olarak uyguladığı yöntemi uygulamak uygun olacaktır. Bugün Türk Lirası için türetilen yéñi sim-geniñ/damganıñ ulusal çapta yadırganmadan benimsenip kullanılması buna bir örnektir. Dolar ya da Avronuñ simgesi üzerine iki nokta koyarak da TL için simge türetilebilirdi, ancak özgün bir türetim yéğlendi. Böylece türetilmiş bir damganıñ günümüzde de meşrulaşabileceğini, bunuñ için de bélli bir makamıñ onayınıñ yéterli olduğu görülmüş oldu.

(devamı gelecek sayıda)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir