Çesit Çeşit Değil, İki Çeşit!

Bence dünyanın en enerjik ve bir o kadarda dengeli ülkesi, bizim sahip olduğumuz vatanımız Türkiyedir.Ülkemin batısında kalan, Avrupa diye böbürlendikleri ülkelere baktığımızda aralarında ne bir olay ne bir iddia… Birrutin hayat disiplini tutturmuslar, kurallar çerçevesinde su essiz ve bir o kadar güzel hayatta yasamaya çalısıyorlar,lakin bedenlerinde ruhları eksik. Sehirlerinde gezildiğinde; devasa tarihi eserler, essiz bir sanat anlayısı, her seyinbelli bir düzene bağlanmıs olduğu disiplinler, lakin ruhları eksik… Ülkemin doğusuna baktığımızda, batıdan gelmeajanların alangirlerine, dalangirlerine ve oyunlarına esir olmus insanlar topluluğu, İslam adına iyi bir sey yaptığınısanıp emperyalist güçler tarafından kandırılıp birbirlerine düsürülen insan ziyanlığı…Ölümle iç içe yasamlar,eskıyaların kol gezdiği kırık dökük sehirler, yamyam insanlar… Sonrada dönüp ortada bizim olduğumuz yerebaktığımızda; aman Tanrım gerçekten adrenalin isteyen yasamlar, her gün bir olay, curcuna, kavga, dövüs,iddialar, asılsız veya asıllı suçlamalar, sevgi dolu naif insanlar, bir çalgı sesinin birlestirebildiği yüreklerle nese ilecosan insanlar… Sebebinin yüksek sağduyumuz olduğu artı ile eksinin süper denge uyumu. Sehirlerimizebaktığımızda; hiçbir yerde bulunamayan, insan çesitliliğinin rengarenk bir kültüre dönüsüp hayat bulduğu ortakyasamlar, mahalle kültürü, saygı sevgi çerçevesinde insa edilen insan iliskileri… Sizin hiç yüreğiniz, dünyanındeğisik yerlerine gidip kendini öksüz hissettikten sonra, uçağınız İstanbul Atatürk Havalimanına inerken gecekondubölgelerine bakıp, vatanıma kavustum diye sevinçten yerinden çıkacak gibi oldu mu? Essiz vatanım, essizbayrağım, essiz Türklüğüm ve ben bunların her birinle ayrı ayrı her daim gururluyum.

Sunu hiç kimse unutmasın ki; bereketini ve ruhunu kahraman atalarımızdan alan bu kutsal toprakların her bir metrekaresinde it değil, ancak ve ancak Yiğit yetisir. Hani ‘su ile oyun olmaz’ diye bir deyim vardır ya, ben onu bundan böyle ‘Türk ile oyun olmaz’ olarak uyarlıyorum. Arkalarına bile bakmadan kaça kaça elin Suriye’sinden gelmis arapların, benim güzel topraklarımda birden erkekliklerini hatırlamaları çok tuhaf değil mi? Din kardeşim diyeceğim ama olmayacak, çünkü kanımca vatanını korkakça terk edenler Müslüman değil ancak süslüman olabilir. Büyük yürekli devletimiz sahip çıktı, asınızı, isinizi, yerinizi, yurdunuzu verdi diye sımaramazsınız, dağdan gelip bağdakini kovamazsınız, en önemlisi de bu vatanın sahibi olan yüce Türk Milletini rahatsız demezsiniz,hiçbir ferdine zarar veremezsiniz. Yerinizi ve haddinizi bilmez iseniz size bunu bildirecek çok yiğit çıkar, güvendiğiniz birtakım yüksek sahsiyetli insanlar varsa, pek güvenmeyin derim. Çünkü mevzu bahis cennet Vatan ve yüce Türk milleti olduğu zaman, o dağlara lapa lapa kar yağar. Özetle ülkemde Suriyelileri istemiyorum, yüce milletimin vatandaslığının onlar gibi karakterleri tartısılır insanlara verilmesine karsıyım. Misafirlik te bir yere kadar, yeter! Bayram diye 68 bine yakın Suriyeli memleketine gidebildiyse ve geri dönmediyse, bu durum savasın o topraklarda bittiğine isarettir ve Türkiye Cumhuriyeti vatandası olarak ta yetkililerden tek ricam aldıkları gibi bu insanları, bize daha fazla zarar vermeden ve kültürümüzü yozlastırmalarına izin vermeden, geri ülkelerine öndermeleridir. Fikrime göre; güzel vatanımızda oynanmaya çalısılan oyunların en basında insanları gruplara ayırarak ayrıstırmak gelmektedir. Birtakım siyasetçiler özellikle seçimler zamanında baslıyorlar ya saymaya Türk’ü, kürdü, lazı, çerkezi, abazası, romanı v.s. diye… Ben Türk milletinin böyle gruplara ayrılarak ayrıstırılmasına karsıyım. Bu kutsal topraklarda yasayan herkese Türk denir ve her birey yüce Türk milletinin birer ferdidir. Birde hani, esası bir vicdan meselesi olan, dini inancımızda baslıyorlar ya alevisi, sunnisi diye mezhepleri saymaya… Ben buna da karsıyım. Allah’ıma, meleklerine, göndermis olduğu korunan Kur’an a, son peygamberi Hz. Muhammed’e ve ahiretgününe inanırım. Dinimi açıp Allah’ımın kitabının Türkçe tefsirinden anlayarak okurum. Peygamberimizden onra,takım tutar gibi, insanlar tarafından üretilmis mezhepler bana bugünün siyasi partilerini hatırlatır ve uzak dururum.Bir üçüncüsü de Türk toplumundaki sağcı solcu tartısmalarıdır. Bunlar tamamen bos tartısmalardır, dünyanın hiçbiryerinde olmayıp bizde fanatiklik derecesinde değer gören tartısmalardır. Sağcıya dönüyorsun diyor ‘vatanımıseviyorum’, solcuya dönüyorsun diyor ‘vatanımı seviyorum’. Eee peki mübarekler, o halde sizin esas meseleniznedir? Neden birbirinize insanlık dısı hareketlerle saldırıyorsunuz? Ben size bir sey söyleyeyim mi? Esas mesele ne soydur ne mezheptir, nede siyasi farklılıklardır. Bu toprakların tek gerçeği, üzerinde çesit çesit değil, sadece iki çesit insanın mevcut olduğudur. Bunlardan biri Vatan Sevdalıları, diğeri de vatan hainleridir. Unutulmaması gereken hususta; bizim, o vatan hainlerini yerin dibine gömecek kadar bolca toprağımızın olduğudur. Son olarak; Suriyeli araplar için hangi hayrı yapacaklarını sasırmıs insanlar acaba Tela Fer’de yaşanan Türkmen katliamı için ne düsünüyorlar? Tela Fer’de ısıd’ın hunharca sehit ettiği 160 Türkmen kardesime Allah’tan rahmet diliyorum. Türk’e ve Türk yurtlarına karsı yapılan hiçbir kötülüğün karsılıksız kalmayacağına inanıyorum.

Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir