Daldan Dala

“Türkçe’m benim ses bayrağım.” Fazıl Hüsnü Dağlarca.
Nur içinde yatsın. Ne güzel söylemiş üstat. Bana sorsalar, Türkçe dünyanın en gelişmiş dilidir. Bu sözümün altında faşistçe imalar aramak, öküzün altında buzağı aramaktır. Bir İngiliz, Avcı, aslanı öldürdü. Der de; Avcı öldürdü aslanı, Aslanı öldürdü avcı, Aslanı avcı öldürdü, Öldürdü aslanı avcı veya Öldürdü avcıı aslanı, diyemez. Bizler birisini seviyorsak bunu altı çeşit cümle yapısıyla söyleyebiliriz. Ancak bir yabancı tek bir cümle ile yetinmek zorundadır.

Ben seni seviyorum
Ben seviyorum seni
Seni seviyorum ben
Seni ben seviyorum
Seviyorum ben seni
Seviyorum seni ben

Övünüyorum çünkü Türk Milletine böylesine bir dil bahşedilmiş. Bazıları bu dil ile felsefe ve diğer bilimler yapılamaz dese de, bu dil ile dünyayı yenibaştan yaratabiliriz. Kötü söz sahibini bağlar. Ar damarı çatlamış bir adam ortaya çıkıp, seçim zaferini kutlarken ‘işte biz adama böyle koyarız’ diyebilir. Bu onun ahlaksızlığının ifadesidir. Bu çümle her ne kadar insaniyetten yoksun bir adamın ruh halini ifade etse de gözden kaçan ciddi bir durum daha vardır.
Dünyanın hiç bir lisanında ‘koymak’ sözcüğü kendi argo anlamının yanında seçimi kazanmak veya maçı kazanmak, velhasılı kelam ‘intikam almak’ anlamına gelmez.
Büyük nehirler çağıl çağıl akar. Küçük dereler şırıl şırıl akar. Güneş pırıl pırıldır, Bulut yaşın yaşın ağlar. Kurabiye çıtır çıtırdır. Antepte güzel baklava için hıyır hıyır derler. Çatıdan damlalar şıp şıp damlar.
Biraz Türkçe bilen bir turist, İstanbul’da ayakkabılarını tamire vermiş. Ne zaman geleyim alayım diye sormuş. Tamirci: “bir iki saat sonra gelip ayakkabılarını alabilirsin” deyince Turist şaşkın şaşkın sormuş:
– Bir saat sonra mı geleyim, iki saat sonra mı?
Maalesef kaypak insanlarımız muhteşem Türkçemizi böyle kaypak şekilde kullanırsa kabahat Türkçemizin değil ki.
Polis alkol kontrolü için sarhoş şoföre “sen içki içmişsin hemşehrim” deyince Şoför itiraz eder:
– Bir iki bardak içtik içmedik arabaya bindik binmedik karşıma siz çıktınız memur bey.
– Kardeşim içtin mi içmedin mi?
Bazen Türk, Türk’ün dilinden bile anlamaz.
Boşanma davasında adam, ev eşyalarının dökümünü sıralar.
-Gardrop, mardrop, beş on altın maltın, araba maraba, hakim bey!
Yaz kızım der hakim:
Gardrop kadının, mardrop adamın. Altınlar kadının, maltınlar adamın. Araba adamın, maraba kadının. Mahkeme bitmiştir.
Çok değerli bir okuyucum, bu hafta köşe yazımda yüksek seçim kurulunun İstanbul seçiminin iptali ile ilgili 250 sayfalık gerekçesinden ve hukuk sistemimizden söz etmemi istedi.
Şimdi sevgili okuyucuma soruyorum:
Adaletten mi söz edeyim, yoksa madaletten mi?

Sevgilerimle
Celal Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir