DEDE KORKUT’UN ÜÇÜNCÜ ELYAZMASINI İLK KİM YAYIMLADI? -1-

Günyüzüne çıkarak Türkbilime buşku (heyecan) getiren Dede Korkut’uñ üçüncü elyazması olan Türkmen Sahra örneğine (nüshasına) bu denli ilginiñ olmasını çok olumlu değerlendirmekteyiz. Ses getireceğini öñ görüyorduk ancak tartışmalarıñ böylesi devinim yaratacağını beklemiyorduk. Üzeri tutarınıñ (etiket fiyatınıñ) yüksek olduğundan yakınanlarıñ bir bétiğiñ değerini bét (sayfa) sayısına bağlamalarına da ne yazık ki tanıklık éttik. Eseriñ sıradan bir öykü, roman gibi piyasaya sürülmesini düşünenleriñ de ilk kéz günyüzüne çıkan bir yapıta değer biçilmesini kavramalarını umuyorduk. Birinci hamur kâğıda renkli baskınıñ yanı sıra ilk kéz kamuoyuna duyurulacak olan bu çalışmaya yalñızca iki bétik değeri koyduk. 70-75 TL gibi yuvarlatılmış bir sayı yérine elyazmasında Aras Irmağı’nıñ géçmesine gönderme yaparak, üstelik bizim de Iğdırlı olmamızdan dolayı simgesel değer taşısın diye Iğdır’ıñ plakası 76’yı üzeri tutar olarak uygun gördük. Yurt dışında basılacak olan bu çalışmanıñ ülkemizde yayınlanmasına sévinecek kişileriñ, ~70-80 $ (~400-500 TL) tutarına yapıtı ülkemize getirteceklerini göz öñüne almadan bize haksızlık yaptıklarına denk geldik. Bizden soñra yayın yapan Metin Ekici Bilge’niñ çalışması ile yétinecek kişiler 76 TL yérine 60 TL’yi daha uygun görebilirler ancak bu yéñi elyazması sıradan bir öykü olmadığından ilgilileriniñ bir biçimde iki yayını da alıp karşılaştırmaları, incelemeleri ve soñunda onu değerlendirerek savlarını (makalelerini) yazmaları kaçınılmazdır. Bu durumda İsveç’te bétiğini yayımlayacak olan Yusuf Azmun’uñ çalışmasını édinmek de kaçınılmaz olacaktı. Timur Kocaoğlu’nuñ aracılığıyla yayınevimizden çıkması bu çetinliği aradan kaldırmıştır. Böylece ülkemizdeki araştırmacılar hem Yusuf Azmun’uñ hem de Metin Ekici’niñ çalışmalarına kolaylıkla ve ucuz yolla erişme olanağı buldular. Üstelik yayınevi olarak ilk 100 siparişi véren okurlara Hasan Şahin Kızılcık’ıñ “Özleştirme Kılavuzu – Türkçede Özleştirmeciliğiñ Ana Çizgileri” bétiğinden armağan ettik. Yine yayınevi olarak, sayı sınırı gözetmeksizin yüksek lisans ve doktora dahil olmak üzere öğrenci bélgesini gönderen okurlara 25 TL géri ödeme yaptık, yapmaktayız.
Şu aşamadan sonra iki ayrı yayınıñ değerlendirilmesi başlamıştır. Bu yüzden birbirinden bağımsız olarak çalışmalarını görmeden iki ayrı yayın yapan Yusuf Azmun ile Metin Ekici’niñ çalışmaları üçüncü bir yayının daha çıkacağını öğrendiğimiz şu günlerde yüksek değerlidir. Şu aşamada kimse kimseniñ çalışmasını görmediğinden bağımsızdır, özgündür. Değeri de buradadır. Yayınlama süreci bittiğine göre şimdi bilgeleriñ karşılaştırma savlarını yazma süreci başlamıştır, diyebiliriz.
Tartışmalardan biri de ilk yayımı kimiñ yaptığı üzerinedir. Bu koñuda Timur Kocaoğlu kendi açısından ayrıntılı olarak bilgilendirme yapmıştır. Bizim de yayınevi olarak süreci añlatmamız uygun olacaktır. Adım adım üçüncü elyazmasınıñ yayınlanması şöyle olmuştur:
1) 21.05.2019 günayında (tarihinde) Timur Kocaoğlu beni aradı: “Dede Korkut’uñ yéñi bir elyazması bulundu, haberiñ var mı?” diye sordu. “Evet, Metin Ekici Bilge’niñ duyurduğu boyu işittim.” diye yanıt vérdim. Timur Bilge buşku ile sözünü sürdürdü: “Sana bomba étkisi yapacak bir haber véreyim. Dede Korkut’un bir déğil, iki yéñi boyu bulundu. Yusuf Azmun Bilge çalışmayı bitirmiş.” Bu sıra dayanamayıp araya girdim: “Bu bomba déğil, yanardağ étkisi yaratır.”. Timur Bilge sürdürdü: “Yusuf Azmun, İsveç’te çalışmayı yayımlayacakmış. Orada bir Türkmen arka çıkmış (sponsor olmuş) bétiği yayımlayacakmış. Ben kendisini ikna éttim, Türkiye’de yayımlarsak daha uygun olur, dédim. Şimdi bunu nasıl yapalım?”. Usuma ilk geleni söyledim: “Bunu dérneğimiziñ yayını olarak yayınevinden çıkaralım. Tüm maliyeti yayınevimiz karşılar.”. Timur Bilge olumlu buldu. Soñrasında géñel koñuşmalarımız sürdü. Böylece bu ündek (telefon) görüşmesiniñ soñucunda Yusuf Azmun Bilge’niñ yétki vérdiği Timur Kocaoğlu ile Türk Dili Dérneğiniñ dilbilim dizisi içinde yayınevimizce yayınlacak. (Usumda kaldığınca koñuşmalar böyle oldu.)
2) 23.05.2019 günayında Timur Bilge’m ulatıma (e-mail’ime) elyazmasınıñ özgün PDF’si ile Yusuf Azmun Bilge’niñ çalışmalarını iletti. O géce büyük bir buşku ile tüm metni okudum. Salur Kazan’ıñ gérçek adınıñ Deli Dönmez olduğunu öğrenen ilk kişilerden biri olmanıñ onurunu yaşadığımı kıvançla bélirtebilirim. Kardeşim Cafer ile bir ara özgün metni okumaya da çalıştık. “Dede Korkut’uñ adınıñ géçtiği yéri bulduğumuzda epey sévindik. Öyküleri iyice sindirdikten, metni de okuyarak içeriğe iye (sahip) olduktan soñra üzerinde néler yapabileceğimizi düşündük. Bu yéñi boylarıñ (öyküleriñ) çizilmesi güzel olurdu. Peki, kim çizecekti? Tanıdığımız bedizcileri (ressamları) gözümüzüñ öñüne getirdik. Ocak ayında yayımladığımız “Kamların Gecesi” adlı romanıñ yazarı Şenol Soydan, Türk savaşçılarını ve kamlarını da yine kendisi çizmişti. Salur Kazan’ı çizmeyi sévinçle karşılayacaktır, diye düşündük. Ündeğimi (telefonumu) alarak Şenol Soydan’ı aradım. Durumu açıkladığımda büyük bir mutluluk duyarak ilk çizimi kendisiniñ yapacağından dolayı kıvanç duyduğunu bildirdi. Bu sıra benim özel bir ötünmem (ricam) oldu: “Dede Korkut’u çizecek olursanız ne olursunuz kendisinden géçmiş bir derviş gibi çizmeyiniz.” dedim.
3) Yusuf Azmun Bilge ile Skype aracılığıyla görüşmeye başladık. Kendisiniñ ilerlemiş yaşına karşın yaşam sévincini karşısındakine ileten ses tonu, erkli (enerjili) yapısı olumlu bir izlenim vérdi. Uzun uzadıya koñuyla ilgili görüştük. Bétiğiñ ülkemizde yayımlanması için sözleşmeye kol çekmemiz gérektiğini ileterek gérekli bilgileri aldık. Sözleşmeyi kendisine ulatı olarak gönderdik. Kendisi de çıktılarını alarak kol çekip (imzalayıp) posta yolu ile yayınevimize gönderdi. Böylece 27 Mayıs 2019 günlü 389 sayılı sözleşme ile üçüncü elyazması hukuken yayınevimize vérilmiş oldu.
4) Bétiğiñ adı üzerinde epey tartışma oldu. Biz, Cafer ile kendi aramızda birtakım adlar düşündük. Yusuf Bilge, çok kısa bir ad seçmişti: Türkmen Kitabı (Kitab-ı Türkmen). Yayıncı olarak bunuñ çarpıcı bir ad olmadığı konusunda keskin düşüncelerimiz vardı. Soñuçta bu yéñi bir nüshaydı ve Vatikan, Dresten gibi adları olmalıydı. İran’da bulunduğuna göre İran Nüshası mı dénecekti? Güney Azerbaycan Nüshası usumuzdan géçti, hatta doğrudan Azerbaycan Nüshası diyelim. Bu kez Kuzey Azerbaycan ile karışma durumu çıkabilirdi. Öyle ise Tebriz Nüshası diye adını koyalım, dédik. Cafer ile yaptığımız bu koñuşmaları Timur Bilge’ye aktardım. Ad vérilmesi koñusunda bizimle oydaş (hemfikir) idi. Soñraki gün (Amerika’daki imin [saat] farkından dolayı) Yusuf Bilge’ye de ulaşarak bu koñuyu ilettim. Tebriz’de bulunmadığı için uygun olmayacağını söyledi. Türkmen Sahra adından söz etti. İlerleyen günlerde şu adı sunduk: “Dede Korkut Kitabınıñ 3. Nüshası: Türkmen Sahra (Günyüzüne Çıkan 2 Yéñi Destan: 13. ve 14. Hikaye)”. Yusuf Azmun, Timur Kocaoğlu ve Osman Fikri Sertkaya’dan oluşan kurul, ilerleyen günlerde şu ad üzerinde kesin yargıya vardılar: “Dede Korkut’un Üçüncü Elyazması – Soylamalar ve İki Yeni Boy ile Türkmen Sahra Nüshası”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir