Dindarlık Ayrı Ama Birde ‘Din-ci’ ler Var

Seçimler bitti mi? Bitmedi mi?
Seçim aşamasına girildiğinde ülkede büyük bir stres, seçimler olup bittikten sonra hala stres. İnanın bu durumlar, ülke içinde huzursuzluğun devam etmesine hizmet eden, yurtdışında ise imajımıza zarar veren durumlardır. Sevgili büyüklerin bir bildiği vardır düşüncesini bu konuda savunamayacağım, zira bilgi bazen durum aleyhinde bile olsa kabul edip ülkeyi zor duruma sokmamaktan geçer.
Mazbatasını alanlara görevlerinde başarılar dilerim. Alamayanlara da Türk milleti olarak hakkımızda hayırlısını dilerim.
Ayrıca Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine devam eden sevgili Başkanımız Kadir Albayrak’ı tebrik eder yeni dönemde başarılar dilerim. Hareketlerini samimi ve olumlu bulduğum genç ve dinamik yeni Süleymanpaşa Belediye Başkanı olarak seçilen Cüneyt Yüksel Başkanımıza da bu ilk Belediye Başkanlığı görevinde sonsuz başarılar dileyerek, gerçekten de soyadı gibi Tekirdağımızı hakettiği seviyelere yükseltmesini temenni ediyorum.
Birde Cüneyt başkanım, okur musunuz bu yazımı okumaz mısınız bilemiyorum ama, seçilmeniz halinde Namık Kemal Üniversitesinin Çorlu yerleşkesinde bulunan İnşaat Mühendisliği bölümünü Ana Kampüse getireceğiniz sözünü verdiğinizi duymuştum. Hergün Süleymanpaşa’dan Çorlu’ya gitmek zorunda kalan bir Namık Kemal Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi kardeşiniz olarak o söz verdiğiniz bölüm transferi işlemlerini bir an önce başlatmanızı diliyorum. İnşaat Mühendisliği Eğitimlerinin 2019/2020 Güz Yarıyılı döneminde Değirmenaltı Yerleşkesinde devam etmesini ümit ederek, bu hususun gerçekleşmesi için vereceğiniz emeklerinize şimdiden teşekkür ediyorum.
***
Hani deniyor ya ATATÜRK’ün izi siliniyor, silinecek, ATATÜRK’ün kurduğu bu eşsiz TÜRK Devleti yıkılıp yerine bilmem ne Cumhuriyeti veya monarşisi kurulacak diye… Ben şahsen bunlara ihtimal dahi vermiyorum. Bu düşünce de olan insanların olduğu ve sayılarının belki de azımsanmayacak kadar çok olduğu düşünülebilir ama şu bilinmelidir ki; BAŞBUĞ ATATÜRK’ün Anadolu ve Trakya topraklarında yaşayıp yok edilmek istenen TÜRK milletini ölümden kurtararak kurduğu ve Türkçülük fikirlerine dayanarak yaptığı devrimlerle şahlandırdığı genç Türkiye Cumhuriyeti Devletini bugün beğenmeyip tekrar birtakım dış güçlerin etkisiyle palazlanmaya çalışan iç cephe hainlerine meydanı bırakıp ‘buyurun, ne isterseniz yapın’ diyecek halimiz yok. ATATÜRK dendiğinde gözleri dolan, ATATÜRK’ün yaptıkları anlatıldığı zaman büyük bir minnetle Atasını gururla anan bir ana-babanın evladı sadece ben olmadığım aşikardır. Şöyle bir durun ve düşünün; 82 milyona yaklaşan nüfusumuzda belki bir ATATÜRK daha çıkmadı, çıkmaz ama onun duygu ve düşüncelerini, fikirlerini yaşatacak, devrimlerinin arkasında duracak milyonlarca Pakize çıkar. Bundan adınız gibi emin olabilirsiniz. Bu sebeple çocuklarınızı milliyetçi yetiştirin. Milliyetçilik aşıladığınız miniklere TÜRK büyüklerini anlatırken çaresiz oturan TÜRK milletini ayağa kaldırarak ölümden kurtaran ve bügün özgürce yaşamamızı sağlayan bir Cumhuriyet devletini bize armağan eden ülkemizin kurucusu ATATÜRK’ümüzü iyi anlatın. Onun bu hayata gözlerini birgün Türk birliğinin kurulacağına olan inancı ve hayalleri ile kapattığını bildirin. Bildirin ki çocuklarınız Türklüğün huzur ve başarısını sağlayacak yönlerin, musaır medeniyetler seviyesine ulaşacağı yolun en son Sultan Abdülhamit zamanında devlet politikası olarak denenmiş fakat arap ihanetleri neticesi ile sonuçlanarak başarısız olmuş ümmetçilik fikri ile olamayacağını, ancak ve ancak laik yönetim anlayışının egemen olduğu bir Cumhuriyetin ve TURANIN gerçekleşmesiyle oluşacak olan TÜRK BİRLİĞİ’nin TÜRK toplumu hayrına olabileceğini iyi bilsinler.
***
Bana göre dini çok kullanarak dilden düşürmeyenler ile din düşmanlığı yapanlar eşit kefede bu vatana ve Türklüğe hizmetten uzak insanlardır. ATATÜRK’ün dediği gibi din siyasete ve gündelik yaşama karıştırılmayacak kadar temiz bir vicdan meselesidir. Bu sebeple her zaman derim benim islam dinine inananlara karşı çok büyük saygım vardır. Bir insan aşırı dindar olabilir. Dindar olmakla din-ci olmak arasında fark vardır. Dindar olmak gerçekten yüreğinle inanmaktır ve bu yönde ibadetini yaparken kimseye bu durumu ispat etmek veya göstermek zorunda da olmadığını bilmektir. Dindar olan zaten aynı zamanda laiktir. Çünkü bilir ki din kul ile Allah arasındadır, başka kimseyi alakadar etmez. Birde din-ci olanlar var, hani şu partizanlar. İnandığı veya bildiği çok birşey yoktur aslında, cahillik paçalarından akar ama kulaktan dolma alışkanlıkları vardır, bunları din sanır. Sonra da bakarsın her türlü oyun, çakallık, ırz düşmanlığı bunlarda. İşte ben bu tip ‘yobaz’ dediklerimize karşıyım. Çünkü zaten onların yaşadıkları din değil, kör cahilliktir.
Birde tabii madalyonun diğer yüzünde şu var ki; dinsiz veya inançsız toplum da olmaz. Bu sebeple verdiğim örneklere göre din-ci olarak açıkladığım bazı sapkın insanların davranışlarını baz alarak bunu tüm bir dine mal edip din düşmanlığı yapmakta ayrı bir tehlikeli durumdur. Bu vatandaşlarında neye hizmet ettikleri pek anlaşılır değildir. Onlara vermek istediğim tavsiye ise şudur: İnançsız olabilirsiniz, farklı bir inanca da sahip olabilirsiniz, bu kişilerin kendi tercihidir, kimse karışamaz. Fakat kendi durumunuza saygı beklemeden önce sizin bulunduğunuz toplumun çoğunluğunu oluşturan bireylere saygı göstermeniz gerekir. Bana göre; ne dine sahip olmak yanlış veya kötü birşeydir, ne de dinlere inanmamak… Rahat olun arkadaşlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu hepimiz teker teker öldüğümüz zaman öğreneceğiz. Ama birbirimize saygı göstermeliyiz, çünkü bence dini inanç diye yaşanan aslında bir kültürdür. İlk Araplara inen dini bir şekilde kabul edip bugün bu topraklarda yaşatıyorsak bunu arap gibi yaşatmıyoruz ki biz. Alıp Türkleştirmişiz, farkında değil misiniz? Biz müslümanlığı yine bir TÜRK gibi yaşıyoruz. Bunun size birçok örneğini verebilirim fakat eminim ki siz de bu örnekleri biliyorsunuzdur.
Dediğim gibi dindar ile din-ci arasında ki farkı iyi ayırmak gerek ve birtakım densiz din-cilerin yaptıklarını tüm toplumun kültürüne bağlamamak en sağlıklısı olacaktır. Kimse TÜRKLERİ araplaştıramaz.
Her zaman da inanç ve ibadetin anlaşılan dil olan TÜRKÇE’den yapılması taraftarıyım. Kelimelerde o dilde ayrı anlama gelirmiş bu dilde karşılığı yokmuş… Bunlar hep safsata. Ne dediğinizi bilirseniz, daha güçlü inanırsınız. Tanrı’nında zaten bizden tek istediği, ona dilden (belirli bir dilden- örneğin illa arapçadan) değil gönülden inanmamız değil midir?
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir