DİP DALGASI – İMAMOĞLU VE TEKİRDAĞ

Merhum Attilla İlhan’ın yıllar önce dillendirdiği dip dalgası, yakın geçmişte her ne kadar İstanbul’daki gezi eylemlerinde ortaya çıksa da gerçek varlığını 31 mart yerel seçimlerinde göstermiştir. Seçim zaten Cumhur ittifakı ile Millet ittifakı arasında geçmiştir. Partiler, birinci plandan çıkarılmıştır. Tek adamlık yönetimi ile halk arasında veya Türk Tipi yeni yönetim denemesi ile geleneksel ve çağdaş demokrasi arasında bir tercih olarak ortaya çıkmıştır.
İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan Adaylığı için İmamoğlu bir öngörü ise Kılıçtaroğlu’nun zekasını kutlamak gerek. Şayet bir tesadüf ise bu kez de Türk Halkının şansını kutlamak gerek. Bizim gibi arabesk ülkelerde zaten liderlik bir şanstır. Büyük Atatürk te bu ülke için bir şans değil miyşdi. Gökten zembille inmedi ya. Büyük önderin bize altın tepsiyle verdiklerini bizler daha bin sene savaşsak kazanamazdık. Hadi bana birileri yalan desin.
Uzun sözün kısası, İmamoğlu, dip dalgasını partiler üstü birleştirici, kucaklayıcı bir söylem, davranış ve görüntüsüyle yerinde yönetmiştir. Başarının sırrı budur.
Ezilen Halklar diye çok slogan işitmişliğim vardır. Sizler de duymuş, görmüşsünüzdür. Tamamen yanlış ve maksatlıdır.. Türkiye’de etnik kökeni ne olursa olsun sadece Türk Halkı yaşamaktadır. Türkiye’de halklar yoktur. İktidarın, muhalefet partilerini PKK ve fetö örgütü ile ilişkilendirmesi çok yanlış söylemlerdi. Ben hayatımda birçok cumhuriyetçi ve milliyetçi kürt ile karşılaştım. Şimdi böyle bir seçimde kürt kökenli bir yurttaşımız iktidar partisine oy verince kürt kardeşimiz oluyor, eğer muhalefet partisine oy verirse PKK lı oluyor. Yok böyle birşey. Bu tamamen mesnetsiz bir şark kurnazlığıdır. Yine sonucu bağlamak gerekirse İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde yapılan seçimlere halk damgasını vurmuştur.
İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerin bilinçlenmesi Tekirdağ gibi dolgu şehirler için bir umut kaynağı olmuştur. Kimseler alınmasın ama ben Tekirdağ’ı hep bir köy olarak görmüşümdür. Daha henüz bir kent bilinci yerine oturmamıştır. Tekirdağ’ın , nasıl ki sahili bir dolgu ise demografik yapısı da kentimizi bir dolgu kenti yapmaktadır. Kimseler farketmese de hergün aşırı göç alan bir kentte yaşıyoruz. Henüz daha bu göçlerin sorunları ile yüzleşmiş sayılmayız.
İlimizde Kadir Aybayrak, bir halk adamı olduğu için kazanmıştır. Korumalarla gezmez. Simitçilere, ayakkabı boyacılarına selam verir. Emekçiyerle el sıkışır. Kapısına geleni geri çevirmez herhangi bir şekilde gönlünü alır. Kadir Albayrak’ın da başarısının sırrı budur. Davranışları, söylemleri asla bir partizan havasını yansıtmaz. Eleştiriye tahammül eder. Hazımsız değildir. Bu yüzden sevildikçe sevilir.
Eğer Tekirdağ’daki sonuçlara chp açısından bakacak olursak, 31 Mart seçimlerinde dip dalgası iyi yönetilememiştir. CHP il örgütleri aristokratik geleneğinden sıyrılmalıdır. İmamoğlu’nu, Kadir Albayrak’ı örnek almalıdır. Mevcut parti belediyelerinin kapıları ardına kadar açık tutulmalı ve kimse bekletilmemelidir. Kaybedilen belediyeler halkla iletişim kopukluğu yüzünden kaybedilmiştir.
Atatürk’ün partisinde hizmet edenler kendilerine çeki düzen vermek zorundadır. Eğer göze batacak şekilde halkın nefretini kazanmaktan başka işe yaramayan adamlar varsa yönetimden temizlenmelidir.

Tekirdağlılara mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir