DOĞRUDAN DOĞRUYA TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ

Yıllar önce bir gece rüyamda, bir yemekhane de yemek hazırlıyordum. Nerede olduğumu çok bilmiyordum ama görevim birbirinden yiğit, gözü kara, delikanlı ve kahraman Mehmetçiğe yemek dağıtmaktı. Hepsi tek sıra halinde yanyana dizilmişler, ayaktalar fakat başları öne eğik, uyku halindeler, sıra geldikçe uyanıyor, yemeğini alan ilerliyor ve sonra yeniden uyuyorlardı. Dışarı baktığımda tek sıra, dağlara kadar uzanıyordu. Ne yaptığımı ve onların durumlarını başlarda anlayamıyordum. Dışarı çıktığımda yanımda bana yardım eden biri dedi ki; bak bunlar şehit kardeşlerimiz. Sıra, yeni bir şehit gelince ilerliyor, gelmez ise duruyor.
Uyandığımda dünyaya ve hayata bir daha eskisi gibi hiç bakamadım…
Bu vatan, uğruna canını ortaya koyarak mücadele eden yiğitlerindir. Bunu herkes bilsin ve kimse unutmasın.
‘TÜRK Milliyetçiliği nerdedir? Nasıl hissedilir?’ dediğim de ne cevap verirsiniz? Bence TÜRK Milliyetçiliğini, rengini şehitlerimizin kutsal kanından alan şanlı al bayrağımızda görüp hissedebiliriz.
BAŞBUĞ ATATÜRK’ün ilke ve devrimlerinden hoşlanmayan gençliğin günümüzde kendilerini ‘ATATÜRK milliyetçisi’ olarak tanımlayıp neden TÜRK milliyetçisi olarak tanımladıklarını sorduğumda, açıklama olarak;
‘TÜRK milliyetçiliği ırkçılıktır. Benim dinim buna müsade etmiyor’
veya
‘TÜRKÇÜYÜM ama kişisine göre bunu söylerim, herkese söylemem!’ veya
‘Milliyetçiyim o ayrı, ama kürtleride anlamak lazım, durup dururken neden terörist oluyorlar, onlara terörist diyemeyiz ki; TÜRK devletinin o bölgelerde zamanında kurmuş olduğu jitem gibi oluşumlarda görev alan insanların kürt halkına yaptıkları kötülükler neticesinde onlarda tepki olarak bu şekilde örgütleştiler’
gibi demeçler ile ortaya saçtıkları TÜRK milliyetçiliğinden uzak düşmüş cehalet ve soysuzluk içeren sözlerin sorumlusu kimdir? Kendileri mi, yoksa onların beyinlerini bu yönde pişirenler midir?
Öncelikle tüm bu milliyetçilik etiketi ile gezen fakat çürümüş fikirler ile pişirilip ortaya sürülmüş şahıslara Uluğ Başbuğ ATATÜRK’ün bir sözünü hatırlatarak sözlerime devam edeceğim.

‘Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”

Bu sözden gereken cevabı aldıklarını umarak yazıma devam ediyorum.
Duyduğum sözlerin aynısını ben bundan çok yıllar önce ilk Yıldız Teknik Üniversitesini kazanıpta İstanbul’da okulumun 2. senesinde Yurtkurun Bahçeşehir Öğrenci yurdunda kaldığım dönemde oda arkadaşımdan duymuştum. Kendisi p-kaka terör örgütü sempatizanı olup sürekli örgüt propagandası yapan Kırşehir’li bir kızdı. 20-21 yaşlarında idik ve o kız yaşıtımdı, bir bölücü p-kaka terör örgütü sempatizanıydı (kimbilir belkide öğrenim sonrasında o çok sevdiği terör örgütüne katılıp bir dağ köşesinde lağım fareleri gibi leş olmuştur, bilinmez) ve bu şekilde konuşmuştu, sene 2001. Aradan yıllar geçmiş, sene 2019 olmuş, aynı cümleler, aynı fikirler ve aynı iddialar bu sefer TÜRK milliyetçisi görünümlü fakat sorulduğunda bunu reddetip kendini ATATÜRK milliyetçisi olarak tanımlayan yine 20-21 yaşlarında bir gencin ağzında dolanıyor.
Bu nedir sizce? Dış güçler ve iç hainler tarafından TÜRK milliyetçilerinin getirilmek istenilen noktaya yavaşça gelmesi anlamı mı taşımaktadır?
TÜRK milleti TÜRKLÜĞÜNDEN, TÜRK Milliyetçiliğinden dini inancından dolayı vazgeçtiği noktada, yıkılmaya başlamadı mı koskoca Osmanlı? Anlaşılamayan tek nokta; kimsenin kimsenin inancına veya dinine laf söylediği yok, olamaz da. Ama TÜRK milleti din ve inanç konusunu konuşmaya devam ettiği sürece ne gelişebiliriz ne de kenetlenip ileri yol alabiliriz. Aramızda hep bir ayrımcılık olur. Çünkü inanç bir milleti en iyi birbirine düşürme, hatta üzerine basa basa söylüyorum en etkili iç savaş çıkartma aracıdır. Bir bakın bugün dünyaya hangi devletlerde iç savaş hakim = Hep dini inanca sıkı sıkıya bağlı gözüken ülkeler, tabii bunların çoğuda müslüman olan ülkeler. Ortada bir sorun var. Ama bana göre; bu sorun İslam dininden kaynaklanmıyor. Sorun kendini müslüman tanımlayan halkların, içlerinde particilik gibi zamanla oluşan çeşitli mezhepler ve tarikatlar/cemaatler yüzünden sürekli dini/inancı gündemde tutmaları sebebiyle, aralarında oluşan anlaşmazlıklardan kaynaklanıyor.
Bizim TÜRK MİLLETİ olarak, birliğimizin ve gücümüzün TÜRK oluşumuzdan olduğunu iyi kavramamız gerekiyor. ATATÜRK milliyetçiliği gibi sonradan üretilmiş fikir oluşumları ancak soysuz ve milliyetsiz düşünceleri örtmeye yarayan birtakım kılıflardan başka bir anlam taşımadığı kanaatindeyim. Demiyorum ki inançsız olun, isterseniz kendi dünyanızda koyu bir dindar olun, bu sizin vicdani bir meselenizdir, kimse karışamaz, bu durum da zaten kimseyi alakadar etmez. Ama şuna inanıyorum ki; din konuşmayı bırakıp ruhumuzun ve bedenimizin TÜRK olduğunu hissettiğimiz gün ilerlememiz için önümüzde hiçbir engel kalmayacatır.
Son olarakta; ‘ATATÜRK’ü sevmiyorum ve sevmek zorunda da değilim’ diyen zatlara cevabım şöyledir:
‘Hayır arkadaş, bu vatanda yaşayıp cebinde TÜRK vatandaşlığı kimlik kartı taşıyorsan ATATÜRK’ü sevmek zorundasın. Bu milleti ölümden kurtarmış, TÜRK milletinin namus ve şerefinin düşman çizmesi altında çiğnenmesinin önüne geçmiş, kişilere özgürlüğü ve insani haklarını geri veren ULUĞ BAŞBUĞ ATATÜRK’ü sevmelisin. Eğer sevmiyorsan ya TÜRK değilsindir ya da TÜRK görünümlü bir vatan hainisindir.’
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir