DÜNYADA MAN (=İng. Adam) AHİRETTE İMAN

Bu haftaki başlığımı bir yerde okumuştum ve hoşuma gitmişti… Unutmamak için bir kenara yazdım, sonra yazdığımı aldım başlığıma yazdım. Eeee bilirsiniz sevgili okurlar, söz uçar yazı kalır…

Nürnberg GSO-Üniversitesinden 2008 yılında mezun olduğumda önümde iki seçenek vardı. Ya orada kalıp hayatımı gurbet ellerde kuracaktım ki buna devlet tarafından imkân sağlanmıştı, ya da güzel ülkeme geri dönecektim. Aslında benim için geçerli değildi bu seçenekler, çünkü kafamda tek bir şey vardı. Eğer bu dünyada bir faydalı iş bile yapacaksam oda kendi vatanımda kendi insanıma olmalıydı. İşte bu aşkla ülkeme geri döndüm. Pişman mıyım? ASLA! Önüme tekrar seçenekler koysalar, yine TEK AŞK VATAN derim. Lakin vatan, devlet, millet sevgim bozuk olan bir düzene boyun eğeceğim anlamına kesinlikle hiçbir zaman gelmez. Vatanım yararına hizmet edeceğim dediysem sadece kendim çalışıp bir şey üreteceğim değil, tabii ki yanlış olanı da gün yüzüne çıkarıp dürüstlük kavramı kapsamında doğru yoldan ayrılmadan herkesin doğru iş yapmaya özen göstermesini de sağlamak bir vatandaşlık görevimdir. Bizim zamanımızda okullarda her sabah okutulan fakat şu an bize uymadığı düşünüldüğünden dolayı kaldırılan ‘Andımız’ da dediği gibi;

‘TÜRK’ÜM DOĞRUYUM ÇALIŞKANIM’

Şimdi düşünüyorum da acaba bu 3 kelime mi bize uymuyordu? Size bir şey söyleyeyim mi? Benim şu son yıllarda ülkemde gördüklerim ışığında bu kelimeleri ayrı ayrı söylediğimde insanlar tarafından verilen tepki özeti şu şekilde oluyor;

Türk’üm = Deme Irkçı derler, Doğruyum= Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, Çalışkanım= Bi enayi sen misin?

Yani sevgili okurlar zamanında andımızda tüm çocuklarımıza nasıl bir vatandaş olmaları konusunda işlenen ideoloji şimdilerde sanki küfür ediyormuşsun gibi halk tarafından tepki görüyor. Ben bunu çok büyük bir toplumsal travma olarak değerlendiriyorum. ‘Ne oldu bize böyle?’ Diye sormayacağım çünkü bize ne olduğunu aslında gündemi takip eden herkes bilebilir ve biliyordur da bundan şüphe yok. Yabancı dili olan okurlara biraz yurtdışı Haber kanallarını izlemelerini sonrada konuları bizim haber kanallarında ki konularla karşılaştırmalarını tavsiye ederim. Bizdeki haberler genellikle ya bir terör olayı ve kahramanca şehit olan kardeşlerimiz ve derinden acılar, ya bir uluslararası sorunun tam ortasında kendini bulan bir Türkiye, ya müttefikleri tarafından bölücü terör örgütlerine verilen mühimmat v.s. destekleri ile hayal kırıklığına uğrayıp buna karşı peş peşe etkisiz açıklamalar yapan bir Türkiye, ya bir yolsuzluk/rüşvet iddiası ve buna gelen yalanlama iddiaları… Neden normal olamıyoruz? Gerçekten de sayın Cumhurbaşkanının mana ettiği gibi, ciddi bir yükselişte miyiz ve bu yükselişimizi gören düşman güçleri, bize karşı fetö terörü gibi, daeş terörü gibi, pkk/pyd/pdy bölücü terörü gibi açıkça kurup destekledikleri örgütlerle yaptıkları iş birliği neticesinde yükselişimizi var gücüyle engellemeye mi çalışıyor? Yoksa tam aksine dibe doğru hızlı bir şekilde yol aldığımızın işaretimi bu yaşananlar?

Kim ister ülkesi kötü olsun, ülkede her gün acılar yaşansın, birileri ülkeyi soyup soğana çevirsin? İsteyen vardır, örneğin dış devletlere uşaklık edenler gibi, cahillik peşinde koşturan vatan hainleri gibi… Ben şahsen istemem. Ne ülkemde terör nedeniyle insanımı, askerimi, polisimi kaybetmek isterim, ne aptal aptal tarikatlar yüzünden ülkemin hain darbe girişimlerine sahne olmasını isterim, ne bu topraklarda paralel/kesişik/teğet geçen devlet yapılanmalarının varlığını kabul ederim, nede seçilmiş yöneticilerin yapacakları usulsüz işleri, yetim hakkını düşünmeden yiyecekleri rüşvetleri pişkin pişkin sindirip kabul edebilirim, nede suçsuz olduğu halde haklarında birtakım sahte belgeler öne sürülerek devlete karşı oynanmak istenen oyunun bir parçası olabilmeyi sindirebilirim. Bunların hiçbiri asla kabul edilebilecek tarzda bir durum değildir. YANLIŞ YAPAN HESABINI MUTLAKA VERİR! Bunu bilir, buna inanır, bunu söylerim.

‘VATANA İHANETİN NEDENİ OLMAZ, ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR’

BAĞBUĞ GAZİ MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Sanki tüm taşlar havalandı, uçuşuyor ve durduğu zaman yere düşünce, her zaman olduğu gibi, kimsenin değil yine mazlum vatandaşın kafasını yaracakmış gibi hissediyorum. Bizim vatandaş olarak, yaşadığımız bu hukuk devletinden bekleyebileceğimiz tek durum tüm iddiaların araştırılarak, gerçek suçluların saptanması ve gerçekten çok ağır cezalara çarptırılmalarıdır. Ve ilgililere sesleniyorum: ‘Benim yaptığım gibi yapın, dokuz köyden kovulacağınızı bilseniz dahi doğruyu söylemekten ve yazmaktan asla vazgeçmeyin. Kararlarınızı kendi çıkarlarınızı değil vatanı düşünerek, kimseden korkmadan dürüstçe verin. Ortada bir yanlışın olduğu aşikarken bu yanlışı kimin yaptığını mertçe ortaya çıkarın lütfen.’

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir