EBUZER’İ UNUTAN MÜSLÜMANLAR -2-

Ebuzer yürüyüp mescide gider ve orada oturur. Yanına gelen Müslümanlar kaç zamandır maaşlarını alamadıkları için Muaviye’yi şikâyet ederler. Bunun üzerine tabi Ebuzer dayanamaz ve halkın karşısına geçip uzun bir konuşma yapar. Konuşmada yalancılığın ve düzensizliğin doruğa çıktığını belirtip Kuran’da ve peygamberin davranışlarında bunun yeri olmadığına dikkat çeker. “Ey servet sahipleri! Fakirlerle eşit olun!” der. Tevbe Suresi’nin 34-35.ayetlerini okur ve konuşmaya devam eder. Ali İmran suresinin 92.ayetini okur.
Ayetten sonra yine konuşmaya devam eder. İnsanın öldükten sonra herkesin göreceği bir eser ya da herkesin yararlanacağı bir ilim yahut hayırlı evlat bırakmadığı takdirde ondan sonra artık hiçbir şey yapamayacağını söyler. Lüks içinde yaşayıp çeşit çeşit yemek yiyen servet sahiplerini serveti yoksul halkla paylaşmadıkları için eleştirir.
Oradakiler Ebuzer’i merakla dinlerler. Birçok insan etrafında toplanır. Bunun üzerine Cündeb bin Mesleme-i Fehri kendi kendine “Bu büyük bir fitnedir!” der ve Muaviye’ye gidip “Ebuzer Şam Müslümanlarını sana karşı ayaklandırıyor. Şam’ı istiyorsan halkı kazan!” der. Muaviye halkın galeyana gelebileceği ihtimalinden dolayı Ebuzer’e baskı yapmaya cesaret edemez. Osman’a şikayet etmeyi de doğru bulmaz. Başka bir yol bulur. Ebuzer’i yanına çağırtır. Yanında başkaları da varken Kıbrıs’ı fethetmeye karar verdiğini söyler. Ebuzer bunu cihat olarak görür ve kabul eder. Muaviye’nin ordusu Kıbrıs’a doğru yola çıkar. Ebuzer de içlerindedir. Kıbrıs’a ulaşınca savaş başlar. Sonunda Kıbrıslılar teslim olurlar. Ebuzer sağ kalır. Savaştan sonra Ebuzer tekrar Şam’a döner.
Şam’da Ali taraftarı Abdullah b. Sebe, Ebuzer’e giderek Muaviye’nin “Her şey Allah’ın malı” diyerek halkın malını kendisine aldığını söyler. Bunun üzerine Ebuzer Muaviye’ye gider. Muaviye’ye ganimetin Müslümanların hakkı olduğunu, ganimeti kendine alamayacağını söyler. Onun ganimeti kendisi ve Ümeyye oğulları için topladığını açıkça yüzüne söyler. Tartışırlar. Ebuzer “Halkın malını halkla paylaşacaksın’ diye bağırır ve yürümeye başlar. Muaviye susması için bir kese dinar getirtip hizmetçiyle Ebuzer’in arkasından gönderir. Ebuzer keseyi kabul etmeyip geri gönderir ve mescide gider. Orada ateşli bir konuşma yapar. Servet sahiplerini uyarır. Malların halkın malı olduğunu söyler.
En sonunda Muaviye Ebuzer’i zorla yanına getirtir ve ona her gün bu işi tekrarladığını, eğer Osman’dan izin almadan peygamber ashabından birini öldürecek olsa bu kişinin kendisi olacağını ancak bunun için Osman’dan izin alması gerektiğini söyleyerek tehdit eder. Hiçbir şeyden korkmayan Ebuzer ise Muaviye’ye şöyle cevap verir:
“Ben Allah ve peygamberin düşmanı değilim. Sen ve baban Allah ve Resulünün düşmanı idiniz. Görünürde Müslüman oldunuz ama gerçekte hâlâ kâfirsiniz.”
Şam’da yoksullar arasında huzursuzluk ve söylentiler artınca zenginler Muaviye’ye gidip Ebuzer’i şikâyet ederler. Muaviye bu defa Ebuzer’i sarayında yemeğe davet eder. Ebuzer saraya gider ama çeşit çeşit yemeği yemeyi kabul etmez. Ebuzer Muaviye’ye “Peygamber zamanında böyle değildiniz” der. Muaviye “O günler geçti. Biz şu anda yabancı ülkelerdeyiz. Eğer onlara karşı ihtişamlı davranmazsak bizi hafife alırlar” diye cevap verir. Ebuzer ise kendini değiştirmeyeceğini söyler. Konuşma gergin şekilde devam eder. Sonunda Muaviye Ebuzer’i saraydan kovar. Ebuzer mescide gider. Muaviye adamlarıyla mescide gelir. Orada Ebuzer ile restleşmeyi göze alamaz. Cuma namazını kılarlar. Muaviye’nin bir adamı Ebuzer’e sataşır. Takip eden günlerde de Ebuzer, servet sahiplerini servetlerini fakir halkla bölüşmelerini isteyen konuşmalar yapar. Bu duruma evde annesi ve eşi üzülürler. Muaviye yeni bir oyun tasarlayarak hizmetçisine bin dinar verir ve Ebuzer’e götürmesini ister. Ebuzer bin dinarı yoksullara dağıtır. Sabah Muvaiye hizmetçisini tekrar gönderip parayı yanlış kişiye verdiğini bu sebeple iade etmesini söylemesini ister. Ebuzer parayı dağıttığını ama üç gün süre verilirse geri toplayıp iade edebileceğini söyler. Bu arada halk isyana doğru gitmektedir. Muaviye, Ebuzer ile başa çıkamayacağına karar verir ve Osman’a mektup yazar. Osman sert ve hızlı bir şekilde gönderilmesini belirten bir mektupla cevap verir. Ebuzer’in yolculukta rahatsız olması için örtüsüz tahta semerli bir deveye bindirilir ve hiç mola verilmeden hızlı şekilde Medine’ye götürülür.
Medine’ye varmalarından sonra akşam vakti Ebuzer, Osman, Ali ve birkaç kişinin daha bulunduğu Sel Dağı’na gider. Orada Osman’la tartışır. Bunun üzerine Ali Osman’la tartışır. Halk araya girerek kavgayı önlerler. Ertesi günden itibaren Ebuzer yine mescide gitmeye başlar. Halkın vergi şikayetleri hakkında konuşmaya başlar. Bu yüzden Osman’ın Danışmanı Kabul ile de tartışır. Sonunda Osman Ebuzer’i ülkemizden çık git diyerek kovar. Ebuzer Mekke’ye gitmek ister. Osman izin vermez.
Ebuzer, Osman’a “Ey Osman! Yoksulları sen yoksullaştırdın, zenginleri sen zenginleştirdin!” der.
Osman Ebuzer’i çölde Rebeze’ye sürgün eder. Ebuzer, Mervan gözetiminde çöle gönderilir. Ali buna çok üzülür. Ama bir şey de yapmaz. Daha sonra Osman Ebuzer’in karısını da onun yanına sürgüne gönderir. Ebuzer Rebeze’de hacılar için mescit inşa eder. Rebeze pek gelen geçen olmayan bir yerdir. Çok küçük bir alanda bir şeyler yetiştirmeye çalışır. Oğlu ve karısıyla çok zor ve yoksul bir hayat sürer. Sonunda kalkıp Osman’a gider. Hayatta kalabilmek için ondan bir yardımcı ve birkaç koyun almak ister. Ancak Osman Ebuzer’le alay eder, hiçbir şey almasına izin vermez. Ebuzer çok kırılır ve çekip gider. Döndüğünde oğlunu açlıktan ölmüş, karısını ise oğlunun başında ağlarken bulur. Bir süre sonra Ebuzer de ölür.
Üç yıl sonra Medine’de isyan çıkar. Halife Osman, karısı ve çocuklarının önünde öldürülür.
Muaviye Sünniliğinin peşinden giden Müslümanlar zamanla Ebuzer’i ve mücadelesini unuturlar. Muaviye ise Kuran’ı yeniden derletir. Osman’ın derlettiği Kuran’ları toplatıp her yere kendi derlettiği Kuran’ı dağıtır. Bugün kullanılan Kuran bu Kuran’dır!
Ebuzer öldüğünde aslında ölen İslam’dır, ondan sonrası ise Muaviye zihniyetidir!
Bu zihniyet günümüzde de tüm gücüyle devam etmektedir!
İslam’a göre ahiretteki sorgu ve hesap “Amel Defteri” üzerinden yapılacak olduğu halde Müslümanlar ameli bir yana bırakırlar ve sadece ibadet ve görüntü ile yozlaşmış bir hayat sürerler! Muaviye dönemindeki ihtişam ve sefalet ondan sonra da iç içe devam edip gider. Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın ilk yüzyıllarında halkçılık uygulanırsa da sonra onlar da yozlaşmaya başlarlar. Yoksul ve orta sınıf Müslümanlar neredeyse beş yüz yıldır bu duruma kader deyip, kötüler hakkında adaletten umudu kesmiş bir şekilde suçları varsa öbür tarafta çekerler diyerek cenneti beklemektedirler! Haksızlığa tepki duygusu körelmiştir! Zaten tesettürden ve orucu neyin bozduğundan başka konuşacak konusu olmayan bir mümin kesiminden bilim ve düşünce beklemek imkânsızdır! Sırf İslamcı söylemlere sahip diye hırsızları görmemezlikten gelen bir kesime hangi ahlaktan söz edebiliriz? Yoksulluk had safhada iken İslamcıların lüks içinde yaşamalarına suskun kalmayı başka nasıl açıklayabiliriz?
Kısacası sonuç şudur:
Ebuzer’i ve onun davasını unutan Müslümanlık ancak bu kadar olur!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir