EN BÜYÜK BAYRAM: 23 NİSAN

Bu hafta acilen alınan ve 24 Haziran’da gerçekleşecek olan erken seçim kararı hakkında çok yorum yapmayacağım. Bazı kesimler inkâr etse de kötü giden ekonomik gidişata ve yatırımcının bozulan moraline karşı piyasaları rahatlatacağına inandığım bu kararı olumlu olarak değerlendiriyorum. Bir başka olumlu değerlendirdiğim durum ise; Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almakla övünen, Türk yurdunda Türklük ile mutlu olamayan, okullarımızda Andımız’ın okutulmasını yasaklayıp ‘Türk değilim ki ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ demek zorunda mıyım?’ diye beyanda bulunan, Türklüğü alt kimlik olarak 36 etnik gruptan biri saymak suretiyle yüce Türk milletine köhnemiş, milliyetsiz, arap sevdalısı ve ümmetçi Osmanlı zihniyetini aşılamaya çalışan bir grup insanın gidişinin önünün açılmasına sevinmiyorum desem yalan konuşmuş olurum. Kadim Türk topraklarında Osmanlı İmparatorluğunun başarılarının ümmetçilik yönetim anlayışından kaynaklandığını ileri sürerek, birliğimizin din olgusu altında olabileceğini dile getirip aslında üstü kapalı arap-milliyetçiliği yapmaya çalışanların gidici olması ihtimalini bile çok seviyorum. Birlik olmamızı sağlayan tek değerin TÜRKLÜĞÜMÜZ olduğunun bilincindeyim. Bu sebeple inandığım tek durum; ne olursa olsun en sonunda, bizim için kutsal olan bu topraklarda, kazanan her zaman TÜRKLÜK ve TÜRK’ü ölümden kurtaran ULU BAŞBUĞ ATATÜRK’ün biz Türk ve vatan sevdalılarına aşılamış olduğu TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ruhu olacaktır.


İşim icabı bazen değişik köylere gidebiliyorum ve bu gittiğim yerlerde insanlarla, özellikle görmüş-geçirmiş bilge yaşlılarla konuşmayı çok seviyorum. Onların yaşayan tarih olduklarını düşünüyor ve yakın tarihe canlı şahitlik ettiklerinden dolayı bilgilerine merakla önem veriyorum. Yine birinde ismini bile bilmediğim bir dedem ile ayaküstü devleti kurtarırken anlattıklarını sizle paylaşmak isterim. ‘Ne olacak bu milletin hali, şimdide erken seçim kapıda’ dediğimde değerli dedem şu şekilde düşüncelerini ifade etti: ‘Şimdilerde tutturdular bir beka sorunu diye… Ne güzeldi eskiden, hiç böyle beka sorunumuz yoktu, bir Türklüğümüz vardı birde vatanımız, insanlar arasında ayrımcılık yoktu, ne Sünni-Alevi ayrımcılığı ne de Türk ve yanında sayılan kürt-ermeni-çerkez-laz-arnavut gibi değişik değişik milletler yoktu, herkes Türk’tü, yurdumuz Türk yurduydu, biz böyle ayrımcılık bilmezdik, şimdiler de ki gibi sıkça dile getirilen beka sorunumuzda yoktu… Milli bayramlarımız, devlet ve halkın yoğun katılımıyla büyük bir coşkuyla kutlanırdı, vatana 80’den sonra kanlı eylemlerle ihanet etmeye başlayan ayrılıkçı k*rtlerin kurmuş olduğu terör örgütü eylemlerine polis ve asker müdahale etmeye başladı mı, acımazlardı. Teröristlere, vatana ihanet edene acınır mı evladım? Şimdilerde bazı gençler eskiden yağ, şeker kuyrukları varmış gibilerinde, sanki kendileri sıralarda beklemişçesine, konuşuyorlar. Bu duruma çok şaşırıyorum. Evet, bazı dönemlerde o şekil kuyruklar oluştuğu doğrudur! Ama neden oluştu biliyorlar mı? Bunun birçok etkeni vardı. Örneğin bu etkenlerden en kuvvetlisinin 20 Temmuz 1974 yılında Kıbrıs’ta yapılan Türk soykırımına karşı devletin almış olduğu Barış Harekâtı kararına karşın dünya devletleri tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ne uygulanan birtakım ambargolardan kaynaklandığını bilmezler. Ne yapsaydık peki? Ambargo yememek için Türk katliamına göz mü yumsaydık? Yoksa şimdilerde 17 adamıza olan yunan işgalini ses çıkarmadan dürbünle izlediğimiz gibi, Kıbrıs adasında yaşanan Türk katliamını bizde Antalya’dan dürbünle mi izleseydik? Bizim eskiden belki ekonomik olarak parlak dönemlerimiz pek olmadı, hizmet açısından yapılan büyük hatalar var, doğru! Fakat millet olarak bize politikacılar tarafından ‘beka sorunu’ diye bir sorun hiç dile getirilmemiştir. Ama ne zaman ki bunlar başa geldiler insanlar arasında bir ayrımcılık başladı, Türkler bir tarafa etnik kökenler bir tarafa ayrıldı, bölücü terörle mücadelede çocuklarımız acımasızca şehit edilirken teröre ve teröriste karşı anlayışlı bir devlet politikası güdülmeye çalışıldı. Biz böyle şeyler hiç bilmezdik. Ne Türklükle uğraşan vardı ne şanlı Türk bayrağınla uğraşan vardı ne İstiklal Marşımızla uğraşan vardı ne andımızla uğraşan vardı ne de af edersin ama çocuk evlilikleriyle uğraşan vardı… Dediğim gibi herkes Türk’tü, bir ayrımcılık yoktu ve insanların birbirine saygısı-sevgisi vardı… Çocuğu çocuk bilirdik, öyle kadın cinayetleri falan da hiç duymazdık, olsa bile ender… Bu milleti ayıran, Türklüğü ortadan kaldırıp insanlar arasında ayrımcılık yaratan bu AK parti yönetimi oldu.’ Doğrusunu söylemek gerekirse bu takım serzenişleri ben, sadece bu dededen değil, birçok büyüğümüzden duydum. Ne düşünüyorsunuz? Haklı olabilirler mi? Şayet bugünlerde ‘Bizi biz eden değerlerimizi coşkuyla kutlayabildiğimiz ve Türklüğümüzde birleştiğimiz eski bir Türkiye’yi özlüyoruz? ‘ dersek sizce saçmalamış olur muyuz?


Her yerde şenlik düğün, bu en büyük mutlu gün! Türk ulus kamutayı, kuruldu işte bugün! Padişahtan sultandan, kurtuldu güzel vatan! Göklere uçacağız, bugün 23 NİSAN… 23 NİSAN! En büyük bayram bu bayram, herkese kutlu olsun. Sevinin küçükler, övünün büyükler. En büyük bayram bu bayram, herkese mutlu olsun. 23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir. Türk Milleti olarak ulusal egemenliğimizi kayıtsız şartsız kazandığımız bu değerli milli bayramımızın tam olarak ismi ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır. Büyük önder ölümsüz lider ulu Başbuğ Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Bu nedenle ve tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, millî bayramımız olan 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmiştir.

‘Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.’

BAŞBUĞ GAZİ MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir