GEÇMİŞİNİ UNUTAN, UNUTTURULAN YÜCE TÜRK MİLLETİNİN SOYLU KADINI

T.C. Kurucu Önderi Gazi Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk, 20 Temmuz 1920 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesinde şöye der; “En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ve ne de filan millettir. Bilakis bu, adeta bütün dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.” İşte bu bütün dünyanın, dünya insanlarının düşmanı olan kapitalizm 164 yıl önce bugün kendisini bu kez ABD’de göstermiştir. Daha iyi çalışma koşulları için greve giden tekstil fabrikası işçileri, bir yandan polis saldırısı ile fabrikaya kilitlenir. Arkasından da bir yangın çıkar (ya da çıkartılır). Ne var ki, yangından kaçmaya çalışan fabrikanın önündeki polis barikatını aşamaz ve tam bir facia ile karşı karşıya kalınır. 120 (ya da 129) kadın işçi yaşamını yitirir. Bu toplumda bir infial yaratsa da uluslar arası arena da karşılığını bulması için elli yılı aşkın bir süre gerekecekti… Hatta kararlaştırılan bu anma günü için önce “Dünya Kadınlar Günü” olarak adlandırılmış, sonra “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak doğru bir biçimine evrimleştirilmişken, günümüze gelinen süreçte tekrar “Dünya Kadınlar Günü” olarak değiştirilmiştir. Daha doğrusu içi boşaltılmıştır vahşi kapitalizm uygulamaları sonucunda… Acıların anımsanması gereken bu anma günü, tam tersine bir kutlama gününe dönüşmüştür, dönüştürülmüştür çünkü…
Şimdi gelin bir de batı dünyasının değersizleştirdiği “Kadın”a Türk dünyasında nasıl bakılır? Kadına verilen değer ne düzeydedir? Kısa bir zamanda yolculuk yapmaya ne dersiniz? Dönüş biletimizi cebimizde tutarak geçmişe bir gidelim… Öncelikle kadın sözcüğüne bir bakalım…
Kadın sözcüğünün, Saka İmparatoru Alp Er Tunga’nın bütün kız torunlarına verilen ad olduğunu biliyor muydunuz? Ya da T.C. Kurucu Önderi Gazi Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye değersin” söylemini kadim Türk kültürünün hem mitolojik olarak, hem kadın adının imparatorluk sanına hem de toplumsal yapıdaki konumuna göre en önemli parçalarına vurgu yaparak söylediğini biliyor muydunuz?
Mitolojik olarak Türkler dişilliğe özel bir önem verir, örneğin Umay Ana, Ak-Ana, Yer Ana, Ateş Ana gibi kutsal kültler, ruhlar bulunmaktadır. Bir kam duası; “ Umay anam sana aş veriyorum ye! Geceleri bizi koruyor, gündüzleri bizi besliyorsun! Beşik bağlarımızı berk eyle! Küçük büyük kardeşler çoğalsın! Başımızın altındaki yastıklarımız dagılmasın! Önümüzdeki ay parlasın, çevremizi güneş aydınlatsın! Büyük Yaradan yakarışımızı onaylasın! Kam demişken, kamlık yalnızca erkeklere ait olmayıp kadın kamlar da olup, bunlara ateşi koruyan anlamında “Utkan, odgan” denmektedir. Günümüzde de “Umay” olsun “Utkan” olsun kişi adı olarak kullanılmaktadır. Devlet yönetiminde ise geçmiş Türk devletlerinde Türk Kadını devletin başıydı, ordu komutanıydı. Hatta, Göktürk yazıtlarında Bilge Kağan’ın “Yüce Tanrı, Türk Milleti yok olmasın diye, Millet olsun diye, babam İlteriş Kağanı, ANAM İlbilge Hatunu yükseltmiştir” derken, Türk-Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın, HAN’IM, YANİ DEVLETİM diye adını verdiği kadar yüksek bir mertebedeydi. Dünyanın ilk kadın imparatoriçesi, Türk Saka imparatoru Tomris Han’dır. Adı demir demekti. Adı gibi güçlü, devleti tek başına yönetebilecek kadar bilge bir kişiydi. Sakalar ile Persler arasında yapılan savaşlarda Pers imparatoru Kiros hile ile Tomris Han’ın oğlunu öldürür ve Tomris Han şöyle yemin eder; “Kana susamış Kiros! Sen oğlumu mertlikle değil o içtikçe zıvanadan çıktığın şarapla öldürdün. Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!” Dediğini yapar. Çetin geçen savaşlar sonucuna Persler yenilir ve Kiros’un kellesi kesilerek kan dolu fıçının içine atılır. Tomris Han, aynı zamanda bir Amazon kraliçesidir. Anayurdu Amasya olan Türk kadınlarından oluşan savaşçılar… Hatta Amazonlarda tüm dünyanın aksine kız çocuklar, erkek çocuklara göre daha çok değer görmektedir. Tomris Han’ın kendine bağlı özel Amazon birliği de vardı. (Kendine bağlı özel birliği olan bir başka Türk kadın sultanı, Büyük Selçuklu İmparatoru Melikşah’ın eşi Türkan Hatun’dur) Bir diğer Türk imparatoriçesi Raziye BEGÜM HAN… Hindistan’da, babasının oğullarını bir kenara atıp veliaht olarak gösterdiği kızı… Türlü saray entrikalarına karşın, bileğinin hakkıyla tahta geçen ve yanındaki vezirlerinin ihanetine uğrayana kadar devletin sınırlarını koruyan BEGÜM HAN, aynı zamanda sanatçı bir kişiliğe de sahiptir. “Güneşin ışınlarının titremesi, bizim kılıç gibi olan bakışlarımızdan korktuğu için değil de nedenidir. Ben ayağımın bereketi ile feleği saltanat tahtı yapar, Hüma’nın kanadını da sinekleri kovmak hizmetinde kullandırırım” dizeleri ona aittir. Bu dizelerinde de tam bir imparatora yakışır biçimde kendine ne kadar güvendiği de çok açık değil mi?
Türkan Hatun ve hattat olan kızı Padişah Hatun (Kirman Kutluk Devleti), Memluk (Kölemen-Devlet-i Türki) hükümdarı Şecerüddür Sultan, Bibi Türkan Hatun ve kızı Ebeş Hatun (Salgur Devleti), yıkılmakta olan Celayirli Devletini toparlayan Döndü Hatun gibi nice Türk kadın imparatoriçelerimiz vardır. Bununla birlikte, Türk devletlerinde Kağan, eşi Türkan ile ortak karar alır anlaşmalar imza atarlar. Öyle ki; Kağanın buyrukları yalnız “Kağan buyuruyor ki” ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Elçileri birlikte karşılar, birlikte savaşırlardı.
Hele bir de orduyu, hazineyi kontrol eden, halifeyi dize getiren Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın eşi Türkan Hatunu anmamak saygısızlık olacaktır. Alp Er Tunga soyundan gelen Türkan Hatun, Melikşah’ın ölümünden sonra devleti Fars devşirmesi Nizamül-Mülk’e bırakmamak için onlarca yıl uğraşmıştır. Harezmşah Muhammed’in annesi Türkan Hatun’un ise İslam ve alemin koruyucusu ünvanını alacak kadar güçlü olduğunu aklımızın bir köşesine yazmak yerinde olacaktır. Yalnızca bu kadar mı? Tabii ki hayır… Ya toplumsal olarak; En basitinden, kadim Türk kültüründe ev sadece erkeğin değildir. Kadınıyla ortaklaşadır. Ev kadını demek evin hanım sahibi demektir. Evinde oturan erkeğinin sözünden çıkmayan onun kölesi olan kadın değildir yani… Zaman içerisinde Türk milleti, Rus, Fars, Arap, Çin emperyalizmi (sömürü kültürü) tarafından dört bir yandan kuşatıldığı için toplumsal olarak erozyona, yozlaşmaya uğramasının sonucunda kendi değerlerini unutmaya başlamış, kadın ikinci sınıf bir konuma itilmiştir adeta…
Türk insanının böyle bir hataya düştüğünü gören Başbuğ Atatürk, Türk milletinin geri kalmasını, felaketlerle yüz yüze olmasının gerekçesini de, kadınlara verilen değersizlik ve kusurdan doğduğunu belirtmiştir. Ona göre; “Türk milletinin bütün dünyada, yalnız Asya’da değil Avrupa’da dahi büyük ezici kudret göstermiş olması, çok parlak hareketler yapmış bulunması, hep öyle değerli anaların erdemli evlâtlar yetiştirmesi ve daha beşikten balalarının ruhuna mertlik ve erdem aşılaması sayesinde idi. Bu sebeple kadınlarımız da âlim ve teknik bilgi sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün eğitim kademelerinden geçeceklerdir. Dolayısıyla kadınlarımız, hattâ erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha fazla bilgili olmak zorundadırlar. Türk milleti öyle analara sahiptir ki, her dönemin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek kuşaklar yetiştirmeye yeteneklidir”der, Çünkü; kuşakların yetişmesinde en önemli rol aile içinde kadındadır, annesindedir. Peki unutturulan şu değerli atasözümüz; “BİRİNCİ ZENGİNLİK SAĞLIK, İKİNCİ ZENGİNLİK İYİ BİR KADIN”
Yıl 1877-1878… Osmanlı-Rus Savaşı ya da bilinen adıyla 93 Harbi… Rus orduları Erzurum’a kadar gelmiş, cephenin düştüğü halka duyurulduğu zaman Nene Hatun, balasını beşikte bırakarak, halkı örgütlemiştir ve Rus ordularına karşı en ön safta saldırıya geçmiştir. Tarihe geçecek şu sözü söylemiştir; “Balam annesiz büyüyebilir ama vatansız asla”
Erkeklerin oluşturduğu ordu sapır sapır dökülürken, TÜRK KADINI, ANA VATANINI sahipsiz bırakmamıştır. Ne var ki; düşman hem çok hem de kalabalık… Doğu’dan, Batı’dan, Kuzey’den, Güney’den güzel ülkemiz işgal edilir. Kurtuluş Savaşı yılları…
1. İnönü kazanılmış, 2. İnönü kazanılmış, ancak Kütahya-Eskişehir savaşları kaybedilir.
Helen Kralı Konstantin zafer kazanmış komutan gibi elleri arkasında, Eskişehir’e gelir.
Bunu öğrenen Eskişehir’de bir öğretmen, okulun bahçesinde balalarla birlikte marşlar söyler. Kral Konstantin bu marşları duyar ve ahaliden kendisini oraya götürmesini ister. Öğretmen, Ümmühan hanıma, kendisini niye karşılamadığı ve neden bu marşları söylediğini sorar. Ümmühan hanım; “Burası benim topraklarım. Ülkemi işgal eden bir komutanı neden karşılayacağım?” diye tokat gibi bir yanıt verir. Bu şamarı yiyen kral neye uğradığını şaşırır. Kepini eline alıp şöyle der “Keşke sizin gibi milliyetçi öğretmenlerden benim ülkemde de olsa” ve çeker gider. (Krala bir tür posta koyan Ümmühan hanım benim büyükbabamın annesi yani büyük babaannemdir) Kara Fatma, Rahime Hatun, Gülekli Hatice, Adile Onbaşı ve daha niceleri… Kimi cephede, kimi masada… Ya DÜNYANIN İLK KADIN SAVAŞ PİLOTU
• Yugoslav Ordusunun EN BÜYÜK NİŞANI olan Beyaz Kartal Nişanı ve ordu brövesi,
• Romanya Ordusu Havacılık Brövesi,
• 1991’de Uluslararası Havacılık Federasyonu’nun HAVACILIĞIN BÜTÜN DALLARINDA ÜSTÜN BAŞARI gösteren havacılara verdiği FAI altın madalyası,
• 1996’da ABD’nin Maxwell Hava Üssü’ndeki törende “dünya tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri” (İLK KADIN HAVACI) ünvanlarına sahip, Türk devletinin bekası için Dersim harekatında bugünkü Asala-Pkk terörünün tohumlarına karşı savaşta savaş pilotu olarak görev almaktan çekinmeyen, Türkiye’nin haklı Hatay davasında “Hatay bizi canımız, feda olsun kanımız” diyerek Fransız büyükelçisinin önünde silahını çekip ateşleyecek kadar yürekli bir Türk kadını olan Sabiha Gökçen’i anmadan olur mu? Türk’ün kurtuluşu ve yükselişi Türk kadınlarıyla olmuştur ve olacaktır da…
Başbuğ Atatürk, Türk kadınının Türk Kurtuluş Savaşı’ndaki azmini (engellere aşma isteğini) görünce, 5 Aralık’ta (kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesi) Türk kadınına başarılarla, kahramanlıklarla dolu geçmişin, anımsattı yalnızca… Şimdi size iki soru; Kısa bir zamanda yolculuktan sonra dönüş biletinizi hâlâ kullanmak ister misiniz?
Bu dönüş biletinizi hangi dönemde yırtmak isterdiniz?

Murat Kalyoncu (Türkolog), 08.03.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir