Geleceğimiz ‘Türk Birliği’

İnsanın kendini bilmesi, soyunu sopunu bilmesi, ne olduğunu, kim olduğunu, nerden geldiğini bilmesi, tarihini doğru bilip yanlışları irdeleyebilmesi ve bunlardan ders çıkarabilmesi, geleceğine doğru şekil verebilmesi için önemlidir. Bu sorgulamaya ilk ne olduğumuzdan başlamak belki de bilinçlenmemiz için, ulus birliğimizi ve bilincimizi pekiştirmemiz için atılacak en doğru adım olacaktır. Merak edip, İnternet arama motorunda ‘Türk sözcüğünün anlamı’ diye girdiğimde karşıma 2 anlamı çıktı. Birinde ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı olan, onun sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.’ denmekteydi, diğerinde ise ‘Asya’da ve Doğu Avrupa’da yaşayan, Türkçenin çeşitli lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.’ açıklaması mevcuttu. Yapılan ilk ‘TÜRK’ açıklamasından benim her zaman Türk Milleti dediğimde, bu topraklarda yaşayan soy, sop, din gözetmeksizin herkesi kapsayan bir milletten bahsettiğim anlamını kolayca kavrayabiliriz. Diğer açıklama ise tamda bizim tarihimizdir, örfümüz, adetimiz, nereden geldiğimiz, ne olduğumuz, tarihe bin yıllarca şekil vermiş köklü kültürümüzdür. Orta Asya’daki ata topraklarımızda doğmuş, bir kısmımız halen ata topraklarında yaşamakta, bir kısmımız ise 4. ve 6. yüzyılları arasında dalga, dalga, kavimler göçüyle dünyanın dört biryanına dağılmış köklü bir aile, bir soy, bir milletiz, Türk milletiyiz biz. Bu köklü tarihte, Teoman’ın M.Ö. 220 yılında kurduğu Büyük Hun İmparatorluğu ile başlayan devlet anlayışımız, Osmanlı İmparatorluğunun da içinde bulunduğu 16 tane Türk devletinin ardından ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu son Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetin de bugün halen sürdürülmektedir. Savaşçı bir millet olduğumuz tarihimizden bellidir ve tarihimiz ‘her Türk’ asker doğar’ sözünün dünden bugüne söylenmediğinin apaçık ispatıdır. Yurtlarımız ve topraklarımız için savaşmaktan hiçbir zaman çekinmemişizdir ve çekinmeyiz de. Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri çokça eleştirsem de, ülkemizde yaşayan etnik gruplara yönelik şimdiye kadar uyguladıkları yanlış politikalara, ihanet süreci olarak adlandırdığım çözüm sürecine yüzde yüz karşı dursam da, bu tavrım benim devlet düşmanı olduğumun göstergesi kesinlikle değildir. Eleştirilerim ve çözüm önerilerim ülkem ve bu vatanda yaşayan tüm insanlar, kısaca Türk milleti için her şeyin daha iyi olmasını dilediğimdendir. Biz millet olarak devletimizi her zaman severiz ve her zaman devletimizin arkasında dururuz. Son günlerde dış politikalarda iki konu ülkemi rahatsız etmektedir. Bunlardan birinde; Avrupa Birliğinin Türkiye’yi siyasi denetleme altına alması ve buna benzer yeni yaptırımları, müzakere sürecinde şimdiye kadar kat edilen yolun boşa olduğunu ve Türkiye’nin başa döndüğü gibi bir algıya neden olmuştur. Tamam, bilek gücünün ve mertliğin geçerli olduğu dönemlerde dünyanın jandarmalığını yapan biz Türklerin yeni buluşlara ve teknolojiye, dinimizi kötüye kullanan birtakım hurafelerden ve hacı-hocalardan dolayı, önem vermediğimiz için bugün dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olma vasfımızı koruyamadığımızı kabul edebiliriz. Lakin, devlet yönetiminde bu büyük hataya neden olan yanlış stratejilerimiz, bizim zaferlerle dolu olan tarihimizi ve 5 bin yıllık kültürümüzü yok etmez. Ülkümüz daima, yükselmek ve ileri gitmek olacaktır. Bunun içinde muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızda ki asil kanda mevcuttur. Yani kısacası devletimize kimse, yok seni almayız, yok vize vermeyiz, yok Avrupa Birliğine (başka bir değişle Haçlı Birliği) sokmayız diye teröristleri affetmemizi, daha önce AKP’nin yaptığı fakat sonra hatasını anlayıp vazgeçtiği gibi, teröristle pazarlık etmemizi dayatamaz, bizden terörle mücadele konusunda geri adım atmamızı bekleyemez. Eyy Avrupa birliği karşınızda dünkü çocuk değil, 5 bin yıllık bir varoluş geçmişi olan, köklü bir devlet yönetim anlayışı ve yakın tarihinde 7 düvele karşı kurtuluş mücadelesi verip, zafer kazanmış Mustafa Kemal Paşa’nın nesli duruyor, haddinizi bilip, aklınızı başınıza almanız tavsiye olunur. Diğerinde ise; bugün dünyanın jandarmalığını üstlenmiş Amerika, sözde tüm dünyada ki teröristleri temizleyip, demokrasinin olmadığı yörelerde insanlık namıma demokrasiyi getirmek adına bir mücadele içinde yer alırken, geçmiş karşımıza YPG/PYD/PKK teröristleri ile birlikte hareket edip, Türkiye’den gelecek tehditlere karşı teröristlere kol kanat germektedir. Dünyada herhangi bir devlet, herhangi bir terörist örgütle iş birliğine girdiğinde, o devlet terörist devlet ilan edilirken, bu halde Amerika kendi çıkarları doğrultusunda teröristlerle yaptığı iş birliği neticesinde terörist devlet olmuyor mu? Bu yapılan, hangi uluslararası hukuka uyuyor? Terörde, senin teröristin benim teröristim olmaz. Terörist teröristtir. Peki bu durum, bizi çok mu korkutur, ne dersiniz? Bizim kanımız delidir. Bir tek çakıl taşını bile vermeye tahammülümüzün olmadığı bu topraklar için yurtiçinde ve yurtdışında oluşan tüm tehlikeleri bertaraf etmek, yok etmek, en haklı icraatımızdır. Hakkımızda hiçbir şey öngöremiyorsanız, Çanakkale’ye dönüp bakın, ey Amerika! Biz biriz, bir milletiz, yüce Türk milletiyiz. Allah’tan başka hiçbir şey den korkmayız ve sizin gibi çeşit çeşit birleşmiş milletlerden oluşmamaktayız. Son dönemlerde bize empoze edilmeye çalışılan ‘Amerikan toplumu’ bilinci hüsrana uğrayacaktır. Türkiye’de sayılan Türk dahil 36 etnik guruptan oluşan bir millet yaratılma isteği, başarısız olacak, bu fikri güdenler hüsrana uğrayanlardan olacaklardır. Amerika tarafından İsrail için üretilen her türlü Büyük Ortadoğu Projeleri, ulus milleti olma bilincimizi ve soyumuz sopumuz ne olursa olsun, kendimizi Türk milletinin bir ferdi olarak görmemizi değiştiremeyecektir.

Sonuç olarak; esas hayalimiz ne Avrupa’dır ne Amerika’dır… Bizim birliğimiz, Orta Asya’daki, kuzey Iraktaki, Suriye’deki ve dünyanın dört bir yanına yayılmış kardeşlerimizle olacak olan Türk birliğidir, gerisi de bize çıtır çerezdir. Toprak bütünlüğümüzü tehlikeye sokan terörle ve bölücü teröristlerle mücadelemiz konusunda kimse bizden hiçbir şey karşılığında taviz vermemizi bekleyemez. Bizim olan bu güzel topraklarda, ne paralel bir devlet yapılanabilir, nede canım Türk yurtlarında, Türk devletinden başka bir devlet kurulmasına müsaade edilebilir. Terörle ve teröristle mücadelede devletimizin sonuna kadar arkasındayız. İlaveten mücadelemiz, ayaklar altına alınan Türk milliyetçiliğini yeniden şahlandırmak içindir.

‘Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna, tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.’ Hüseyin Nihal Atsız

Doğruya Doğru’da görüşmek üzere…

Sağlıcakla kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir