Geleneksel 10 TÜRK Sanatı

1- HAT

Geleneksel Türk sanatı denildiğinde ilk akla gelenlerden biri olan hat, biraz daha modern ifade etmek gerekirse “kaligrafi” olarak da adlandırılabilir. “İşaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı” olarak tanımlanan ‘hat’, matbaanın keşfinin de öncesine dayanıyor.
Sadece bizde değil dünya genelinde popüler olan bir sanat olan hat; İslam Hat Sanatı, Arap Hat Sanatı, Pers Hat Sanatı, Japon Hat Sanatı, Çin Hat Sanatı ve Batı Hat Sanatı şeklinde sınıflandırılabilir. Özellikle güzel yazı yazabilme konusunda dahi başarılı olamayanların hayran olduğu hat, şu anda Avrupa’da da tipografi başlığı altında çok popülerleşmiş durumda. Sabırsız biriyseniz, aman sakın niyetlenmeyin diyoruz.

2- MİNYATÜR

Bir sabır örneği daha; minyatür. İnce işlenmiş küçük boyutlu resimlere verilen ‘minyatür’ ismi, önce Doğu sonra Batı’da olmak üzere çok eski yıllardan beri yapılmakta. Minyatür sanatı öyle hassas çizgi ve desenlere sahip ki, geçmişte ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve “tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırmış.

Bir toplumun kültürünün direkt yansımalarını görebileceğimiz minyatürler genellikle; savaş, düğün, tören, destan, aşk ve felaket konularını ele alır. Perspektifin günah sayıldığı için kullanılmaması Osmanlı minyatür sanatının gelişimine yön veren önemli etmenlerden biri.

3- ÇİNİ

Cami, çeşme, türbe, köşk vb. yapıların iç ve dış süslemeleri için kullanılan seramiklerden tanıyoruz çini sanatını. Geçmişi Karahanlılar’a dek uzanan ‘çini’; pişirildikten sonra toprağa şekil verilerek elde edilir. Aynı zamanda fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süslenmesinde kullanılan kaplama malzemesi ve bu malzemeyle işlenmiş eşyalar da çini sınıfına girmektedir.

 

4- DOKUMACILIK

Babaanne ve anneannelerimizin ailelerinden kalan dokuma işlerinin de aslında birer sanat olduğu gerçeğiyle tanışmaya hazır mısınız? Birçoğumuzun basit bir örgü diye geçiştirdiği dokumalar, estetik görüş ve el becerisinin en güzel örnekleridir.
Dokuma; en basit tanımıyla ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli örgüdür. Kış aylarında örgü yerine dokuma kullanmayı denediğinizde aradaki sıcaklık farkına çok şaşıracaksınız.

 

5- BAKIRCILIK

Eski yaygınlığını yitirse de bakırcılık vakti zamanında en rağbet gören sanat dallarından biriydi. Bakırcılığın ilk örnekleri MÖ’ye dayanmaktadır. Bakırın bulunuşu itibariyle, çeşitli araç gereçler için bakırı kullanma ve süslemeler yapma tekniği geliştirilmiştir.
Bakır, sağlıklı bir malzeme olduğu için günümüzde kullanımı çok tercih edilmektedir. Ayrıca görünümü de gümüş ve altına göre daha estetiktir.

 

 

6- KEÇECİLİK

Kaybolmaya yüz tutmuş Türk sanatlarından biri daha; keçecilik. Öncelikle keçeden biraz bahsetmek gerek; keçi yapağı veya keçi kılının dokunmadan, yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaşa keçe denir. Sınırlı bölgelerimizde üretimi sağlanabilen keçe, neyazık ki sanayileşme ile birlikte unutulmaya mahkum olmuştur.

Ancak şu anda; birçok gencin keçeden kol, bilgisayar veya ipad çantası aradığı gerçeği ile karşılaşıyoruz. Popülerizm başa bela. İlk başta da bahsettiğim gibi şu anda keçenin Avrupa’da moda olmasıyla birlikte, biz de yeniden keçe ile tanışıyoruz.

7- CAMCILIK

Camdan yapılmış ilk nesnelere İslamiyet Öncesi 16. Yüzyıl’da rastlanılır. Cam tekniğinin ise ilk olarak Mısırlılar tarafından bulunup geliştirildiği söylenmekte. Osmanlı döneminde camcılığın devlet tarafından desteklenen ve bu sebeple çok ileri olan bir kurum olduğu bilinmekte.

Büyüleyici işlerin ortaya çıkabileceği camcılık sanatı, öğrenmesi oldukça güç sanat dallarından biri de aynı zamanda.

 

 

 

8- KANAVİÇE

Kanaviçe işleme tekniği; Türklerde, 16. yüzyıldan itibaren uygulanmış, fakat 19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşarak Anadolu Türk Halk işlemeleri içerisinde yerini almıştır. İşleme sanatı; toplumların ruh güzelliğini, güç ve yeteneklerini en net şekilde yansıttıkları alanlardan biridir.

Türkiye’de de toplumun gelenek, görenek ve yaşam biçimine göre şekillenen kanaviçe, oldukça dikkatli ve hassas olunması gereken bir sanat dalı.

9- ÇÖMLEKÇİLİK

Çömlekçilik, toprağın ya da asıl olarak killi toprağın çeşitli aşamalardan geçirildikten sonra şekillendirilerek, kullanılmak üzere çeşitli eşyalar üretilmesine deniyor. Günümüzde hâlâ yapımı devam etse de eskisi kadar revaçta olmayan çömlekçiliğin ilk zamanları MÖ 7000’lere dayanmakta.

Seyahat ederken yol kenarlarında satışına rastlayabileceğiniz çömlekler aslında ev dekorasyonunuzu tamamlayıcı bir parça. En acilinden bir adet edinmeniz tavsiyemiz.

 

10- TEZHİP

Osmanlı zenginliğinin (çeşitlilik anlamında değil, reel anlamda zenginlik) tam anlamıyla ispatı olan tezhip sanatının ana malzemesi; altın. ‘Tezhib’in kelime anlamı ise altınlamaktır. İlk olarak hat sanatında kullanılarak ortaya çıkan tezhip, eserlerin etrafının altın ile işlenmesine deniyordu. Basit bir anlatım, simetri, bitki formları ve desenler tezhibin temel öğelerini oluşturur.
Tezhip sanatı zaman ve sabrın yanında para da gerektiren bir mecra. İlginç bir bilgi vermek gerekirse; tezhip sanatıyla meşgul olanların uzun ömürlü olduğuna inanılır. Nedeniyse; çiçeklerin, yaprakların kenarlarına muazzam incelikteki kontürler çekilirken ellerin titrememesi gerekmektedir, bunun ise tek çözümü nefes kontrolü hatta daha az nefes alıp vermektir. Böylece kişi bir nefes egzersizi ile vücut ritmini kontrol altına alır. Günümüzdeki ‘yoga’ya benzetebiliriz.

ALINTI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir