GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ

Okuduğum bir haber yazısına göre; ABD Başkanı Trump Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanıdığını ilan ederken buna en güzel yanıtı o beğenmediğimiz Kuzey Kore lideri Kim Jong’ın ‘İsrail diye bir devlet mi var ki başkenti Kudüs olsun?’ şeklinde verdiği yer alıyordu. Başkan Trump daha doğrusu ABD, bakıyor işler ne zaman kesat, canı sıkılıyor alıyor Ortadoğu kepçesini eline başlıyor kazanı karıştırmaya. En çok üzüldüğüm; bu büyüklerin kapışmalarında çocukların zarar görmesidir. Bana göre çocuğun dini ve ırkı yoktur, çocuk çocuktur, kim olursa olsun.

Yalnız sevgili okurlar gündem geçen haftadan bu haftaya nasıl birden değişti değil mi? Trump’ın açıklamaları tüm dünyaya bomba gibi düştü. Amerika’nın gücünü değerlendirdiğimizde, artık bir askeri müdahale olmaksızın aldığı kararlarla ülkelerin sınırlarının bile yerini değiştirmiş oluyor. İşte tamda bu. Devir sıcak savaş veya mertçe dövüşme devri değil, devir teknoloji, bilim ve dolayısıyla bunları kullanaraktan kazanılan para kimdeyse, güçlü kimse onun devri. Canım ileri görüşlü Atam’ın bir sözü kulaklarımda çınlıyor:

‘Eğer bir gün benim sözlerim bilim ile ters düşerse, bilimi seçin’

Vermek istediğim mesaj şu; ‘Güçlü olan kazanır’. Biz yıllardan beri nasıl ülkemizi kalkındırabiliriz yerine, nikahı kim kıymalı, sakız orucu bozar mı, sorgulama dinden çıkarsın, kadın erkeği dinlemezse dayağı hak eder gibi mantık ve insanlık dışı birçok lüzumsuz işlerle uğraştık ve uğraşmaya da devam ediyoruz. Tabi bu büyük cahilliğin yanında birde devletimizin, ülkemizin ve ülkemin insanının başında aktif bela halinde bulunan fetö/pkk/daeş gibi terör örgütleri de cabası. Kalkınmamız ve güçlü olmamız gerek. Çünkü bilek gücünün çok bir anlam ifade etmediği bir devirde birlik bütünlük içinde bağımsızlığımızı kaybetmeden var olmaya, dimdik durmaya çalışan bir devletiz. Bu yüzden sayın okurlar, devletimize sahip çıkmalıyız. En büyük düşmanımız ABD iken, ki bunu fetoş teröristini barındırıp bize teslim etmemesinden, daeş terör örgütünü kendisinin kurduğunu itiraf etmesinden, reza’let olaylarla devletimi yönetenlere müdahale etme art niyetinden çok iyi anlayabiliriz, bunları bile bile devletimize ve yöneticilerimize karşı tavır alamayız. Unutmayın yabancı devletler saldırırken hedeflerinde kişiler değil yine devletler ve milletler olur. Kişiler saldırı planlaması için bahanedir. Bunu; ABD’nin Saddam’dan dolayı Irak’a demokrasi ve huzuru getireceğiz deyip girmesinden ve kendinin de o hazırladığı bataklıkta battığından, o bataklığın her gün yeni terör grupları ve olaylarıyla kurumak yerine daha çok yayıldığından rahatlıkla anlayabiliriz. Ben demiyorum ki anlatılan iddialar gerçeklere dayanıyorsa bu durumlara cezasız kalmalı. Hata yapan bedelini mutlaka ödemeli ama kendi içimizde. Biz kocaman bir Türkiye ailesiyiz. Ağzımızı açıp dış devletlere bakarsak, o ağzımızdan içeri sinekte kaçar, yılanda kaçar.

Kudüs, evet önemli bizim için. Sadece bizim için mi? Tüm dinler için önemli… Tüm Müslüman alemi için, Hristiyan alemi için, Yahudi alemi için önemlidir. Türklük ve vatanımız bizim için nasıl önemliyse dinimiz de öyle önemlidir. Tanrımız her şeyden önemlidir. Şükürler olsun alemlerin Rabbine ki Müslüman ve Türk’üz. Türk Ordusunun Allah’ın ordusu olduğuna inanırım. Lakin ülke olarak eksiğimiz, diğer borusu öten devletler gibi güçlü olamamamızdır. Buda kanımca bilim alanında çok geri kalmış olmamızdan kaynaklanıyor. Sözümüzün geçmesi için güçlü olmak zorundayız.

Evet, Kudüs manevi anlamda dinimiz açısından önem arz eden mekanlara ve olaylara ev sahipliği yapan bir şehirdir. Peki bir dönem Osmanlı topraklarında da yer alan Kudüs, kaç sene Osmanlı hakimiyetinde kaldığını hiç merak ettiniz mi? 28 Aralık 1516 yılında girilen Kudüs’e Osmanlı 400 sene hâkim olmuştur. Sonrasında tarih kaynaklarında şu iddialar yer almaktadır:

  • 1917 ve 1918 yıllarında Osmanlı’yı Filistin cephesinde, İngilizlerle iş birliği yapmak suretiyle ve bağımsız Filistin hayaliyle, arkadan vuran Şerif Hüseyin’in isyancı Arap aşiret silahlıları… (Arabistan cephesinde yüzbinlerce Türk askerinin arkadan vurulmasından sorumlu Şerif Hüseyin, kendisini İslam peygamberinin torunu olarak tanıtıyordu.)
  • Osmanlı karargahına sık sık ziyaret yapan Yahudi asıllı kadınlardan oluşan NILI casusluk örgütü…

-İngiltere Hükümetinde önemli etkinliği bulunan Yahudi asıllı Herbert Samuel, Winston Churchil, Lord Balfour, Walter Rotschild’in çalışmaları

Evet, hala diyorum ki Kudüs kutsaldır Müslümanlar için. Lakin Kudüs’ün yerlileri zamanında Müslüman olan Osmanlı’dan kurtulmak için Hristiyan’la iş birliği yaparak Müslüman kardeşinin canını kıymıştır. Bunlar unutulmamalıdır. Bu yüzden çocuklardan başka hiçbir araba acıyamıyorum. Bunu böyle düşünmeyip, Cuma namazından sonra toplanıp ‘Kudüs’e sahip çıkmamız gerekiyor’ diyenlere tek sözüm, gidip sahip çıkabilirsiniz, kimse önünüze engel olmaz, inancımıza göre Allah için can vermek şehadete ermektir. Lakin bunu Türk Ordusundan kimse bekleyemez. Türk Ordusu ve Türk askeri Türkleri ve tüm değerli Türk yurtlarını korumakla görevlidir. Ondan, zamanında İngilizlerin sahte bağımsızlık vaatlerine kanarak, haince ve hunharca, din kardeşi olduğuna bakmadan, Türk askerini katletmiş bir millete sahip çıkması beklenemez.

‘Türk çocuğu, artık arap çölleri için kanını dökmeyecektir.”

Başbuğ Gazi Mareşal Mustafa Kemâl ATATÜRK (1930)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir