İdeoloji Nedir? Neden Gereklidir?

Bu sorunun birçok farklı cevabı vardır elbet. Ancak genel bir tanım getirmek gerekirse, İdeoloji, belirlenmiş bir çizginin fikirsel bütünlüğüdür. Yani, bir partinin, siyasi ya da dini düşüncenin oturtulduğu felsefi temele ideoloji denir. Her partinin, her dini yâda siyasi cemiyetin mutlaka beslendiği bir felsefi temel vardır. Hatta devletlerin ve o devletin esas aldığı rejimlerde, bir felsefi temel üzerine şekillenir. Bu felsefi fikirler bütünlüğü doğrultusunda, mevcut devletin mefkuresi, siyasi ve milli hedefleri de bu felsefi temel doğrultusunda şekil alır ve yol kat eder. İdeoloji, burada itici bir gücü oluşturur. İdeoloji lokomotiftir. İdeolojiye genel olarak şu şekilde tanım getirilir: Siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü. En basit tabirle bir ideoloji, düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünüdür.

İdeoloji neden gereklidir? Sorusuna gelirsek. Öncelikle tek başına bir bireyin dahi hayatta bir hedefi, bir amacı olmalıdır. Hayat mücadelesinde ise mutlaka bir şeyi temel esas edinip, o çizgide ilerlemelidir. Hayat bir yoldur ve o yolunda bir amacı olmalıdır. Elbette insan birey olmakla kalmayarak sosyal bir varlık olduğu için, aynı düşünceye sahip insanlarla bir araya gelmek isteyecektir. Böylelikle bir araya gelip fikirlerini paylaşan insanlar, bu fikirleri bir tertip ve düzen içerisinde savunmak, ülkü bağlamında ilerlemek, daha çok insana bu fikirleri duyurmak için örgütlenme ihtiyacı duyarlar. Küçük küçük gruplaşmalar, yapılar meydana gelmeye başlar. Bu grupların ve hareketlerin bazıları büyüyerek geniş kitleler haline gelirler. Bu kitleler tek bir fikir etrafında birleşir ve o fikri hâkim kılmak ve yükseltmek için canla başla çalışırlar. Daha çok insana ulaşmayı, güçlenmeyi ve hâkim unsur olmayı hedeflerler. Kişi, kendisini bir fikre ve bir felsefeye ait hissettiğinde, daha güçlü ve kendisini yaşamak için daha azimli görür. İnsan, doğası gereği adanmışlık içgüdüsüyle yaşar. Bir taşta olsa, bir bağ bahçede olsa, kendisini bir işe ya da fikre adamak ister. Bu kimisi için bir din olur, kimisi içinse siyasi bir fikir. İdeoloji, insanlar, kitleler ve hatta devletler için itici bir güçtür. Toplumların, hareketlenmesi, ilerlemesi ve gelişmesi için gereklidir. Onları motive eden, olumlu anlamda teşvik eden lokomotif görevi görür. Geçmişte, Komünizm, Faşizm, Nazizim ve hatta İslamcılık toplumları harekete geçiren bir düşünce görevini görmüştür. Osmanlı İmparatorluğunun çöküş döneminde de Türkçülük, Türk Milletini ve devletini kurtaran ve yeni bir devlet kurmak için itici bir rol üstlenmiş ve adeta lokomotif görevini görmüştür. Öyle güçlü bir felsefedir ki Türk milliyetçiliği, her zaman en zor dönemlerde ön plana çıkmış ve Türk milletini ileri götürmede öncü fikir olma özelliğini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Hep sığınılan son ama yegâne liman olmuştur bu düşünce. Bu yüzden on yıllardır, ‘En güçlü silah fikir, en güçlü fikir Türk milliyetçiliğidir’ denir. Özet olarak, Türk Devleti’nin ve milletinin, her alanda gelişmesi, ilerlemesi, yükselmesi, öne geçmesi ve büyümesi için Türk milliyetçiliği devletin merkezinde olmalıdır. Böyle olursa, gelişimcilik ve ilerlemek alanında milli güçleri topyekûn kalkınma için devreye sokacak, toplumun diğer millet ve devletlerden daha ilerde olması için azim ve kararlılık aşılayacak, itici bir organizma görevini görecektir Türk Milliyetçiliği ideolojisi. Gelişen ve kalkınan toplum daha da ilerlemek istedikçe, hedefe daha da yakınlaşmak için, hırs edinip bu ideolojiden aldığı güç ile millet ve devlet ortaklığıyla gelişimde diğer milletlerin önüne geçilecektir. Buradaki en önemli itici güç, en önemli disipline edici unsur ideolojidir. O ideoloji de Türkçülüktür. Yani Türk milliyetçiliğidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir