İKİ ÇEŞİT İNSAN VARDIR: TÜRK OLAN VE TÜRK OLMAYAN

Katıldığım Tekirdağ Kiraz Festivalinin 2. Günü sahne alan Antakya Medeniyetler Korusunun konuşmacısı bir adam, sahnedeki söyleşisinde ‘Dünya da iki çeşit insan var, iyi olan birde iyi olmayan’ diye misaller verirken aklımdan ilk geçen şu oldu: ‘Hayır yanılıyorsun! DÜNYADA İKİ ÇEŞİT İNSAN VARDIR: TÜRK OLAN VE TÜRK OLMAYAN.’ Biz TÜRKLER için bu gerçekten de tam olarak böyledir. Hayat TÜRKSEN zordur, TÜRKLÜĞÜ savunuyor isen daha da zordur.


Fikrime göre; ülkemizde şu an terör ve teröriste karşı çok büyük bir algı operasyonu yapılıyor. Herkes herkesi terörist olmakla suçluyor. Terörist olmak bir vatan için çok aşağılık ve alçak bir ihanet olgusu iken sanki alay konusu bir durummuş gibi; yok sensin terörist yok benim terörist. Bu ne arkadaş? Gelin teröristin anlamına bir bakalım. T.C. Başbakanlık TÜRK Dil Kurumu’na göre; ‘Terörist: yıldırıcı Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunan kimse.’ denmektedir. P-kaka, daeş, fetö gibi… Bu terör örgütleri mensupları gerçekten de bu açıklamaya uygun tüm hareketleri yapmışlar ve yapıyorlar. Peki bugünlerde siyasetin önde gidenleri neden birbirlerini bu alçak terör örgütlerinin birer mensubu olmakla suçluyorlar ve bu alçaklıklar ve hainlikler için sanki normalmiş gibi bir algı oluşmasına hizmet ediyorlar. Halk arasında bile birbirine kızan ‘yoksa sen fetöcü müsün?’ (fetö= fethullah gülen terör örgütü) diye alay edermiş gibi, sanki normal bir şeymiş gibi birbirlerine konuşuyorlar. Bu durum sanki, insanların kimsenin olmaması gereken ve asla olmak istememesi gereken tarikatçı terör örgütüne algı olarak alıştırıldığının ispatı gibi. Aynı şekilde p-kaka ile ilgili de algı böyle. Dış güçlerin TÜRK vatandaşına empoze etmeye çalıştığı p-kaka’nın bir terör oluşumu olmadığı, mensuplarının özgürlüklerini kazanmak için savaşan gerillalar olduğu algısı gibi. P-kaka partisi olan hdp’nin kapatılmayarak TÜRK Milletinin Meclisinde temsil edilmesi zaten başlı başına ayrı bela bir olay. Cennet vatanımızda mevcut terör örgütlerini ben şöyle değerlendiriyorum. Daeş katil amerika’nın çıkarları için din maskesini takıp ATATÜRK ve TÜRK DÜŞMANLIĞI yapıyor, p-kaka yine katil amerikanın destekleri ile kürt soyu maskesi takıp ATATÜRK ve TÜRK DÜŞMANLIĞI yapıyor, fetö ise katil amerika’nın baş kuklası olarak kurduğu gülen-cemaati ile hem din hem de TÜRKLÜĞÜ kullanarak tam manasıyla ATATÜRK ve TÜRK DÜŞMANLIĞI yapıyor. Türkiye Cumhuriyetin de alçak faaliyetlerini yürüten tüm terör örgütlerinin ortak özelliği ATATÜRK VE TÜRK DÜŞMANI olduklarıdır. Bir konu çok ilginç; neredeyse tamamının Müslüman ve GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN kurucusu olduğu bir ülkede dini gösteriş amaçlı değil, olması gereken gibi, kendi vicdanında yaşayan insanlar ülkesini seven TÜRKLÜĞÜNÜ seven normal vatandaşlardan oluşurken, din ile yoğunca ilgilenen tarikatlar-cemiyetler kuran oluşumlara hizmet edenlerin ise etrafa büyük bir ATATÜRK VE TÜRK düşmanlığı saçmakta olduğunu gözlemleyince hayrete düşüyorum. Sanki BAŞBUĞ ATATÜRK olmasaydı inançlarını istedikleri gibi özgürce yaşayabileceklerdi! Ama bu ahmaklar sanıyor ki ATATÜRK olduğundan dolayı şu an da tutsaklar. Peki soruyorum ne istediniz de yapamadınız veya yapamıyorsunuz? Sorun sadece kadınların örtüsü mü sizin için? Size ne kadınların örtüsünden? Siz dönüp kendinize bir bakın, açıkta bir yeriniz var mı yok mu diye! Bu arada örtüyü de yasaklayanın ATATÜRK olduğunu sanmıyorum. Örtü demişken başıma gelen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Her sene ya Ramazan ayında ya da başında mutlaka İstanbul’da aralarında Sultan Ahmet Cami’sinin de bulunduğu tarihi yarımadayı ziyaret eder, dualarımı eder, tarihimizin aydınlattığı mekanları solumakla büyük bir huzura kavuşurum. Bu sene Ramazan gelmeden birkaç gün önce aynı mekanlara yine gittim. Eskiden Camilerin içine girerken dine ve Camii içinde namaz kılanlara hürmet göstermek açısından kapıda bulunan örtülerden örtünür Camiyi gezer ve ibadetini yapar çıkarken ayakkabılığın orda üzerime aldıklarımı çıkarır katlar bırakır ayakkabılarımı giyer yoluma devam ederdim. Bu sene Sultan Ahmet Cami’sinin bahçesine bile örtünmeden giremedim, salmadı görevliler! Örtüler için hususi bir kulübe yapılmış avlu dışına ve orda örtünüp açık olan Cami avlusuna bile o şekil girebiliyorsun. Bu duruma üzüldüm ve girmedim bile. İnsanı resmen dinden soğuttunuz, yeminle! Örtünmekle olmuyor ki bazı şeyler, farkında değil misiniz? Yanlış değil doğru insan olmak mesele, yalan değil doğru konuşmak mesele, kimsenin arkasından iş çevirmemek mesele, hırsızlık yapmamak mesele, yuva bozmamak mesele, kötülük yapmamak mesele, yetim hakkı yememek mesele. Size göre örtünmek belki tüm bu haksız ve yolsuzlukları da örtüyor ama bana göre yerin altına girdiğinizde o örtüyle örtmeye çalıştığınız günahlarınız sizi cayır cayır yakan olacaktır. Düne kadar sadece Cami içinde dine ve ibadet edene saygıdan örtünürken, bugün avlusuna bile artık örtüsüz sokmaz oldular ve böyle giderse eminim ki şu akpnin hayalini kurduğu 2023 yılı yeni Türkiye döneminde, eğer tekrardan seçilirlerse, artık tamamen sokağa da örtüsüz çıkamayacak kadınlar. Bu sözde dini bütün erkeklerin kadınların örtüsüyle derdi ne ben anlamıyorum? Örtü olunca müslüman, olmayınca dinsiz mi oluyorsun? Siz kadınları kapatmaya zorlayarak anca kendi pis sapık zihniyetli egolarınızı tatmin etmiş olursunuz! diyorum başka bir şey de demiyorum. Birde şu temelleri dine dayanan tarikat-cemaat konusuyla ilgili olarak; Fetö da zamanında çok övülen ve dini bütün devletin yöneticileri tarafından korunup kollanan, özlemle anılan bir cemaat, başları da yine aynı kişilere göre bir muhterem hocaları değil miydi? Bu ülkenin başına ne geldiyse ya din taciri cemaatlerden ve oluşumlardan geldi ya da dış güçlerin haksızlığa uğruyorsunuz deyip ülkede var olan etnik kesimlere soktukları nifak tohumları sayesinde oldu. Peki son bir soru; ülkemizde tüm bu özelliklerin, yani hem dini siyasetin bir parçası haline getirmeye çalışan hem de etniklere sen TÜRK değilsin sen kürtsün sen çerkezsin sen lazsın gibi hatırlatmalarla TÜRKLÜĞÜ birleştirici unsur olmaktan çıkaran, etnik kimlikleriyle gurur duymaları konusunda sürekli insanlar üzerinde bir etki oluşturmaya çalışıp kendi içinde bolca ATATÜRK ve TÜRK düşmanı barındıran kuruluş hangi kuruluştur? Bilebildiniz mi? Bilemediniz mi? Yoksa bu açıklanan hususlara ‘dava’ adı altında hizmet eden ve 24 Haziran da ki seçimlerde yönetime aday olan bir kuruluş yok mu? Ben mi acaba fazla paranoya ya sarıyorum, ne dersiniz? Peki ATATÜRK ve TÜRK düşmanlığının teröristlerin ortak özelliği olması konusunda hem fikir miyiz? Hem fikiriz! O halde başka bir açıdan sorumu sorayım. Ülkemizde bünyesinde en fazla ATATÜRK ve TÜRKLÜK DÜŞMANI barındıran kuruluş hangisidir? Bence herkesin düşündüğünü seslice söylemesi için son 21 gün. BAŞBUĞ ATATÜRK’ün kurup TÜRKLERİNDİR dediği bu çağdaş Cumhuriyetimizin sonsuza dek var olması içindir tüm mücadelemiz.


Birde şu apolet sökme/takma konusu var ya, işte o konu hakkında da birkaç söyleyeceğim söz var. Sayın Cumhurbaşkanının ‘kandırıldık, aldatıldık’ itirafları hususunda size bir örnek vermek istiyorum. Sonradan büyük bir fetö kumpası olduğu ortaya çıkan fakat bu süreçte Genel Kurmay Başkanının bile haksız yere görevden alınıp hapse atılmasına ve apoletlerinin sökülmesine neden olan Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile ilgili olarak 2008’de Deniz Baykal’ın‘Sanki bu davanın savcısı Başbakan (sayın Erdoğan). Eğer bu davanın savcısı Başbakan’sa avukatı ana muhalefet partisi Genel Başkanı Deniz Baykal olacak’ sözü üzerine sayın Cumhurbaşkanı dönemin başbakanı Erdoğan bu sözlere ‘Savcı millet adına vardır. İddia makamı millet adına oradadır ve biz de milletin hakkını aramanın gayreti içerisindeyiz. Eğer bu anlamda savcılıksa, evet savcıyım’ yanıtını vermiştir. Sonra ne mi oldu; 2015 Mart’ında sayın Cumhurbaşkanı ErdoğanHarp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende Ergenekon ve Balyoz operasyonlarındaki subay tutuklamalarına değinerek ‘Bu operasyonlarla şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye’yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık’ diyerek sözlerine ‘Samimiyetle ifade ediyorum; eski Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere, birlikte mesai sarf ettiğim için yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmadı.’ diye devam etmişti. Sayın Cumhurbaşkanı, geçen gün de sayın Muharrem İnce’ye diyorsunuz ki biz kimin apoletlerini sökeceğimizi çok iyi bildik ve söktük te. Kastınız burada sadece 15 Temmuz’u yapan hain terörist fethullah köpekleri mi? Yoksa daha geriye, bir zamanlar aldatıldığınız ve kandırıldığınız yıllara da gitmeli miyiz? Evet Muharrem İnce çok haklı! Sizin bir partili Cumhurbaşkanı olarak yaptığınız siyasi ve parti yanlısı konuşmanızı Türk Milletinin Ordusunun komutanı gülerek alkışlıyorsa, bu Orduya siyasetin girdiğinin işaretidir ve o komutanın taraflı ve partili bir komutan olmasından dolayı fikrime göre görevden alınması icap eder. O komutanın kendi mesleğinle ilgili gösterdiği başarılar ayrı bir husustur, tabii ki mesleğinle ilgili başarı gösterecektir. Başarısız bir komutan Türk Ordusunun başında duramaz zaten, bu ayrı bir konudur. Ama olayı lanse ederken ve konuları saptırırken çok başarılısınız. Tam bir siyasetçisiniz. Tebrikler! Lakin bizim istediğimiz Başkan profili, tüm ülke için tüm vatandaşlar için var olan, olayları saptırmadan, olaylara direk dimdik bakan özü sözü duruşu bir, bir Başkandır. Ben şahsen ‘bizi kimse kandıramaz, bizi kimse aldatamaz’ dedikten birkaç sene sonra kötü olaylar patlak verdiğinde yok ‘kandırıldık’, yok ‘aldatıldık’, yok ‘millet bizi affetsin’ yok bilmem ne diyen bir Başkana asla bu ülkenin yönetmesi için emanet edilmesini uygun bulmuyorum.

TANRI TÜRK’Ü ÖNCELİKLE TÜM TÜRK DÜŞMANLARINDAN KORUSUN! TÜRK Ulusu sakın endişeye düşmeyin, çünkü atalarımızın ve kardeşlerimizin kanlarıyla sulanmış bu kutsal topraklar bizim ana yurdumuzdur ve unutmayın ki her zaman için TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir