IRKÇI DEĞİL TÜRK’ÜM!

Önyargıları bir silin kafanızdan, bir aranın. Bu cennet TÜRK yurdunda ‘NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!’ dediğimde şayet bana bön bön bakılıyorsa, bunun tek bir nedeni olabilir. Oda fikrime göre; antiemperyalist önder, ebedi Başkomutan, uluğ Başbuğ Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurtarıp, kurup ‘Ülkeniz sizindir, siz TÜRKLERİNDİR.’ diyerek bize armağan ettiği TÜRK YURDU ‘nun artık bize değil, bazı çürümüş fikirlere göre ‘mozaiklere’ ait olmasıdır.
Irkımızı seviyoruz, seveceğiz de! Varlığımızı damarlarımızda akan kana borçlu isek ve damarımız kesilse ölüyor isek neden ben bana hayat veren, hırs veren, beni yaşatan kanımı sevmeyim ki? Değil mi? Ama TÜRKÇÜLÜK sadece ırkçılık değil, bilakis çok kapsamlı bir fikirdir. TÜRKÇÜLÜK tüm değerli TÜRK yurtlarını kapsadığı gibi bu yurtları kendilerine vatan edinmiş, bu değerli TÜRK yurtları uğruna verilen var oluş mücadelesinin birer parçası olmuş tüm insanları da kapsamaktadır. Ayrımcılık sadece hain olan ile olmayan arasındadır! Sadece TÜRK olmak vardır ve öyle bölücüler gibi ‘TÜRK değilim ki….’ diye başlayan cümleler kurmak yoktur. Birlik vardır, bütünlük vardır ve TÜRK tanımı altında insanlar arasında hak vardır, adalet vardır, eşitlik vardır. Bu durum, milli benliği damarlarıma kadar hissettiğim duygularıma, aklıma ve mantığıma göre böyledir. Böyle olmalıdır. Çünkü doğrusu da budur.

Size yine bir yaşanmışlık anlatacağım. Bu olayı okurken birde kendinizi sorgulayın lütfen, bakalım siz nasıl yaklaşırdınız duruma.
Birgün ümmetçiliğin ve buna bağlı olarak halifeliğin Türklerin elinde olması gerektiğini, tüm bunların ne kadar iyi ve bütünleştirici olduğunu, dünya ya Osmanlı gibi yine halifelikle hakim olabileceğimizi iddia eden bir Osmanlı sevdalısı arkadaş ile konuşuyoruz. Diyor ki bana, ‘Sen TÜRK TÜRK diyorsun da bir düşün, müslüman olmayan bir Türk’ün pişirdiği yemeği yerken miden bunu nasıl kaldırabilecek? Yiyebilir misin ki? Ben yiyemem, hayatta müslüman olmayan bir Türk’ün sofrasına oturamam! Ama bir müslüman isterse Türk olmasın, örneğin Cezayir’den olsun veya Fas’tan olsun, hiç tanımasam bile gönül rahatlığı ile sofrasına oturup pişirdiği yemeği yerim.’ Nasıl? Beyin yakan bir yaklaşım değil mi? Bu insanın artık nerde ne şekilde böyle kurulduğunu bir Allah bilir, başka da kimse bilemez.
Ben dini, inancı ve mezhebi ne olursa olsun dünyanın her yerinde ki TÜRKLERİ kendime özkardeş bilirim. Sofralarına da otururum, yemeklerini de yerim. Sonuçta yemek önünüzde, ne yediğinizi görüyorsunuz ve yerken tadıyorsunuz. Kimse kimseye istemediği bir şeyide zorla yedirmez. Yemek yaparken de ilkel insanların dönemi gibi tutup hayvanları kesip parçalayıp pişirmiyoruz ki. Markete gidiyoruz, herşey fabrikalarda üretilmiş, paketlenmiş, alıyoruz çıkıyoruz, eve geliyoruz hazırlıyoruz, pişiriyoruz ve yiyoruz. Şimdi bu arkadaşın dediği, helal-haram kesim olsa gerek. İyi de mübarek, zaten kimse artık kendi kesmiyor ki! Konu temizlik ise; onunda size en basit örneğini toplum içinden verebilirim.
Tarafsız olalım ve dinleri farklı olan toplumlar arasında ki temizlik adabı kriterlerini hep birlikte inceleyelim.
İnsanlar yazın sıcakta terlerler ve dolayısıyla vücutları kokar, değil mi? İlk olarak hristiyanların ağırlıkla yaşadığı Almanya’yı ele alalım. Orada bulunduğum dönemde özellikle yaz aylarında toplu taşıma araçlarını kullandığımda beni rahatsız eden bir koku ortamıyla hiç karşılaşmadım. En işçi sınıfı bile olsa saçı, başı, üstü genelde temiz olurdu insanların. Toplu yaşam dediğimde de özellikle umumi alanlar da ki tuvaletleri ele almak gerekir. Bu başka dinden insanlarda mentalite olarak ‘kendin nasıl bulmak istiyorsan ardını öyle bırak’ güdülür ve gerçekten hijyene önem verilir.
Şimdi gelelim kendi müslüman ülkemize. Umumi alanlarda tuvalet kullanma kültürü mü? Aman Allah’ım o nedir öyle? Tuvalet deliği dururken büyük abdestini bir insan neden tuvalet dışına yapar ki? Ben anlamadım. Sonra toplu taşıma araçları! Ayrı bir mesele zaten. Gerçekten bu araçlara binerken bir parfüm odası olmalı ve oradan insanlar içeri geçmeli. Bu anlayış mı ümmetçi zihniyetli arkadaşın temizlik anlayışı oluyor acaba? Ama arkadaşa sorarsan müslümanın pişirdiği yemek yenir, gayrimüslimin yenmez. Bence olay din değil, olay insanların ta kendisi.
Türkler oldu olası, yani müslümanlığı kabul etmezden önceleri de temizlik kültürüne sahiptiler, sonrasında da sahip olmaya devam ettiler. Bunu eşsiz ‘hamam’ kültürümüzden anlayabiliriz. Tabii bu genel manada! Türk olupta kendi kültürünü unutmuş, arap kültüründe milli benliğini kaybetmiş insanlardan bahsetmiyorum. Her Arapta muhtemelen pis değildir ama su ile onların aralarının, çöllerde pek su bulamadığından dolayı, çok sıkı fıkı olduğunu sanmıyorum. ‘Yap tuvaletini, sil bir yerlerini, ellerini vur toprağa, yallah…’ ta olabilir mesela onların temizlik kültürü. Hiç bu yönden düşündünüz mü?

Her zaman derim; din bir vicdan meselesidir, fakat kültür önemlidir. En önemlisi de TÜRK kültürüdür. Bizim kültürümüz öyle kuvvetli ve köklüdür ki bunu güçlendirmek için başka birşeye ihtiyaç yoktur.
ATA-TÜRKÇÜLÜK ise bu toprakların birleştirici tek mayasıdır. BAŞBUĞ ATATÜRK’ün ilkelerinden sapmak, onun yaptığı TÜRK İNKİLAPLARINI hiçe sayarak bunlara karşı mantık dışı yorumlarda bulunmak, hele gene bu yorumları yaparken kendini çok zeki sanmak, en büyük aptallığın daniskasıdır. Gerçi şuda var; bir emperyalizm düşmanı olan ATATÜRK’e düşman olan kim olabilir ki? Onun Türk Milletinin refağı ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için yaptığı inkilapları kim beğenmeyebilir ki? Tabii ki emperyalist güçler ve bu güçlerin vatan içinde ki işbirlikçileri. Olay bu kadar basittir aslında. Herkeste bilir. Yani normal sıradan bir vatandaş olarak ben bilebildiğime göre herkeste zorlanmadan bilebilir.
Denenmiş ve başarısız olmuş eski politikalarla ancak işin sonunda hüsrana uğrayanlardan oluruz. Halifelik ve ümmetçilik Türk milleti üzerinde denenmiş fakat başarısız olmuş bir yönetim anlayışıdır. Herkes ileri giderken biz neden tersine yol almaya çalışıyoruz?
Asla şunu unutmayın ki; siz TÜRK olduğunuzu unutsanız bile kimse size bunu unutturmaz!
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir