İSKİLİPLİ ATIF HOCA NEDEN HAİNDİR?

Gerek yobaz ve gerekse ilerici görünen Türk düşmanları İskilipli Atıf Hoca’yı pek severler. Atıf’ın onca yaptığı ihaneti görmezden gelip, şapka için asıldığını söyleyip dururlar. Türk düşmanları hep böyledir. Bir kısmı aslen Türk olmadığı için din üzerinden Türk düşmanlığı yaparlar. Aynı yalanları tekrar ederler. Çünkü maksatları doğruyu söylemek değil, Türk’ün beynini yıkamak ve geçmişine düşman etmek için propaganda yapmaktır. Bunun için de ne kadar Türk düşmanı hain, işbirlikçi varsa onları adeta evliya gibi göstermeye çalışırlar. Bunlardan biri de İskilipli Atıf Hocadır! Ne yazık ki Müslüman Türkler de “İslam”, “Din kardeşliği” adına bu yalanlara gönüllü inanırlar!
Oysa İskilipli Atıf, gerici bir yobazdır. Çağdaşlığa karşı, kadına karşı, Millî Mücadeleye karşı, Cumhuriyete karşı olmuştur. Hatta Türkiye’yi işgal eden Yunan ile birlik olup Türk ordusunun maneviyatını bozmaya kalkmıştır. İşte Türkiye’deki dinci yobazlar böyle bir haini baş tacı yapıp sürekli mağdur göstererek Türklük aleyhine telkinlerde bulunmuşlardır.
Ben İskilipli Atıf hakkında, 2014 yılında “İskilipli Atıf Hoca Neden Haindir?” adlı bir kitap yayınladım. Belgelerle nasıl bir hain olduğunu gösterdim.
İskilipli Atıf Hoca 1912 yılında yazdığı tesettür yazıları ile dikkat çekmeye başlar. Bu yazılarında yobazlık yönü ortaya çıkar. Yazılarda kadının süslenip dışarı çıkması cahiliye geleneği olduğu belirtilir. Kadının evlerinde oturup ihtiyaç olmaksızın dışarı çıkmamalarının farz kılındığını yazar. Tamamen örtünmeyi savunur. Oysa kara çarşaf Yahudi ve Ermeni geleneğidir. Keza dantelli çorap giyenlere lanet eder. Örtünmeyen kadınların asî ve günahkâr olduğunu söyler.
İskilipli Atıf Hoca ihanet yüzünü Teali-i İslam Cemiyeti ile gösterir. Teali-i İslam Cemiyeti, Cemiyeti Müderrrisin adıyla 15 Temmuz 1919 tarihinde kurulur. Dernek dinci yobazın ileri gelenleri tarafından kurulur. Başkan Mustafa Sabri olur. Kurucular arasında İskilipli Atıf, Said-i Kürdi bulunur. Derneğin Hürriyet ve İtilaf Partisi ile irtibatını Mustafa Sabri sağlar. Dernek kuruluşundan sonuna kadar milliyetçilere karşı olur. İstanbul hükümetinin ve İngilizlerin menfaatlerine hizmet eder.
Cemiyet-i Müderrisin 1919 Aralık ayındaki kongresinde dernek adını değiştirir. Adını Teali-i İslam Cemiyeti yapar. Bu defa başkan İskilipli Mehmet Atıf Efendi (Atıf Hoca) olur. Mustafa Sabri’nin tekrar şeyhülislam olması nedeniyle başkan değişikliği yapılır. Said-i Kürdi ise İslamcılık yanında Kürtçülük yapmak için Kürt Teali Cemiyeti’ne geçer. Orada Kürtçülük ve İslamcılık yapar. İskilipli Atıf başkanlığında dernek yeni adıyla birçok yerde şube açar, ülkeye yayılır. Özellikle Konya’da örgütlenir. Orada Millî Mücadeleye karşı olan yobazlara karışıp halkı Ankara hükümetine yani milliyetçilere karşı kışkırtırlar.
Mustafa Kemal, 12 Şubat 1920 tarihli telgrafında Teali-i İslam Derneği’ni hain olarak tanımlar. Cemiyet üyeleri Meclisi Mebusan’ın açılmasından sonra bazı şehirlerde Kuvayı Milliye aleyhine gösteriler yaparlar. Yine bu tarihlerde Biga’daki gerici isyanda İngilizlerden yedi torba altın aldıkları tespit edilir. Yani bu dernek yöneticileri ve üyeleri İngiltere ile işbirliği içinde olmuşlardır. Ayrıca İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti ile ilişki içinde bulunurlar.
İskilipli Atıf Hoca’nın başkanlığını yaptığı İslam Teali-i Cemiyeti iki defa ayrı ayrı bildiri yayınlar. Bu bildiriler Yunan uçaklarıyla Türk askerlerinin üzerine atılır. İskilipli Atıf daha sonra birinci bildiriyi tekzip eder fakat ikinci bildiri tekzip edilmez. Bildirilerde Yunan ile savaşılmaması istenerek Kuvayı Milliye’nin eşkıya ve hain olduğu vurgulanır. Dernek 1920 yılından sonra ortada görünmez ama gizli gizli örgüt durumunu devam ettirir. Ta ki şapka kanunu olayları sırasında örgüt durumu ortaya çıkar.
İskilipli Atıf Hoca 1924 yılında “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı bir küçük kitap yayınlar. Kitapta Ankara hükümetine, cumhuriyete ve Atatürk’e kıyafet üzerinden yıpratma taktiği güdülür. Batı medeniyetini insanlığın mutlu olup olgunlaşacağı bir medeniyet olarak kabul etmez. Batı medeniyetini meyhane, kerhane, dans, bar, tiyatro olarak görür. Batı’nın tekniğini ve bilimini görmez. Dikkatleri ahlaksızlıklara çeker. Oysa Türkiye’nin Batılılaşma amacı, bu ahlaksızlık ortamına girmek değil, çağdaşlaşmak, aydınlanmak ve ileri gitmektir. Esas olan bilim ve fendir. Buna karşılık sapık yobazlar akılları fikirleri belden aşağı olduğu için olaya sadece bu yönden bakarlar. Nitekim bu sapık bakış açısı iki binli yılların dinselleşme döneminde açıkça ortaya çıkmıştır. Yobazlar akıllarının dibini göstermişlerdir.
İskilipli Atıf söz konusu kitabında adeta geleceğe hazırlık olması amacıyla şapkayı da eleştirir. Gayrı Müslim geleneği olduğunu belirtir. Bu sebeple şapka küfür alametidir der. Gayrı Müslimlerin kıyafetini giyenlerin de kâfir olacağını ileri sürer.
1926’da Şapka Kanunu çıktıktan sonra yobazlar fesi ve bir anlamda mevcut kıyafet kargaşasını savunarak şapkaya itiraz etmişlerdir. Oysa fes İslam başlığı değildir. II. Mahmut 1829’da kıyafet değişikliği kapsamında başlığı da değiştirmek istemiş ve aslında gayrı Müslim başlığı olan fesi tercih etmiştir. Yunanlılar da fes kullanmıştır. İşte o zaman da gerici tayfası fese karşı çıkmıştır. Kâfir başlığı olduğunu iddia etmişlerdir. Ama 1926 yılına gelindiğinde bu defa da fesi savunmuşlardır.
25 Kasım 1926 tarihinde Şapka Kanunu mecliste çıktıktan sonra bazı şehirlerde yobazlar tarafından protestolar yapılmış ve bildiriler dağıtılmıştır. Artan olaylarla birlikte böylece durum ülke çapında adeta organize gibi görünen bir gerici kalkışmaya dönüşmüştür. Olayların gerici bir isyan kalkışmasına dönüşüp rejimi ve devleti hedef alması üzerine hükümet sert bir şekilde olayları bastırmış ve İstiklal Mahkemesi kurulmuştur.
İstiklal Mahkemesi olay olan yerlere giderek yargılama yapmıştır. Mahkeme heyeti bu kapsamda Kayseri, Sivas, Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Giresun’a giderek yerinde inceleme ve yargılama yaparak kararlar vermiştir. Ayrıca Ankara ve İstanbul’da da mahkeme kurulmuş ve yargılama yapılmıştır. Yargılamalar sırasında tertibin arkasında gizli bir örgüt varlığı sezilmiştir. Rize yargılamasında İskilipli Atıf Hoca’nın tesettür hakkındaki kitabının kışkırtıcı etkisi açıkça ortaya çıkmıştır.
Yapılan soruşturmalarda olaylarda Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti ile Teali-i İslam Cemiyeti’nin rol oynadığı ve Erzurum, Rize, Giresun’daki olayları hazırlayanların başında İskilipli Atıf Hoca, Ali Rıza ve Süleyman’ın olduğu anlaşılmıştır. İşte bundan dolayı Ankara İstiklal Mahkemesi’nde organize kalkışma hakkında yargılama yapılmıştır. Şapkayı bahane edip işi rejime karşı bir gerici kalkışmaya çevirenler çeşitli cezalarla cezalandırılmışlardır.
İskilipli Atıf Hoca, 31 Mart’taki gerici faaliyetleri ve özellikle Millî Mücadele sırasında Yunan uçaklarıyla Türk askerinin üstüne bildiri atma ve diğer faaliyetleri de göz önüne alınarak, gerici isyana teşvik ve azmettirme suçundan dolayı idama mahkûm edilir. Keza Babaeski eski Müftüsü Ali Rıza Efendiye de idam cezası verilir. İdamlar 4 Şubat 1926 günü Meclis binası önünde infaz edilir.
Mahkeme heyetinin hakimlerinden biri Reşit Galip’tir. Reşit Galip daha sonra Andımız’ı yazan kişidir. Yobazların Reşit Galip’e düşmanlıklarının bir sebebi de budur!
İskilipli Atıf Hocanın sırf şapka giymediği için haksız yere idam edildiğini iddia eden gerici yobazlar, mahkeme kararındaki açıklamaları yıllardır göz ardı ederek Müslüman Türkleri kandırmaya çalışmışlardır. Oysa Atıf Hoca daha önce vatan hainliğinden mahkûm edilmiş ancak aftan yararlanmıştır. Lakin yeniden suç işlemesinden dolayı yani halkı yaygın bir gerici bir isyana teşvik ve tahrik suçundan dolayı eski suçları da göz önüne alınarak idama mahkûm edilmiştir.
Bu husus kararda gayet açık şekilde şöyle açıklanmıştır: “Yunanlılara teslim ve Yunan emellerine çalışmış olması hususunun tebeyyün eylemesinde ve savaş ihaneti ve vatan hainliğinden dolayı mahkûm ve daha sonra aftan yararlanarak tahliye kılındığı ve daima memleketin buhranlı zamanlarında bu gibi haince eylemlerde bulunması ve kendisinin son Giresun isyan olayında…”
Görüleceği üzere konu sadece bir şapka giyip giymemek değildir. Konu yaygın şekilde gerici bir isyana kalkışmaya teşvik ve tahrik ile geçmişteki vatana ihanet suçlarıdır.
Gerici yobazlar için vatan, millet, devlet önemli olmadığı için halkı dinle istismar ederek Yunan’a ve İngiliz’e hizmet eden hainleri din kahramanı gibi göstermeye çalışırlar!
İşte İskilipli Atıf Hoca da böyle bir haindir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir