İslam Ahlakı = Öz Türk Kültürü

ATATÜRK’Ü ÇOK SEVİYORUM – ATATÜRK’Ü ÇOK SEVİYORUM – ATATÜRK’Ü ÇOK SEVİYORUM – ………… Devletimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu, Anafartalar baş kahramanı, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşının Başkomutanı, Türklüğün kurtarıcısı, gerçek bir aydın, bir dahi, tam bir Türk Milliyetçisi ve en büyük Türkçü olan babamıza, Atamıza, bu vatanın ekmeğini suyunu yiyip-içen ve özgürce ibadetini yapmak suretiyle dalgalanan şanlı bayrağımızın gölgesinde hürce yaşayıp yine onun kendilerine verdiği hürriyet sayesinde söverek nankörlük ve ihanet içine girmiş tüm kansız ve soysuzlara, her bir hücrelerine işleyene kadar, bu şekilde binlerce kez sayfalar dolusu yazdırmak lazım. ATATÜRK’Ü ÇOK SEVİYORUM! Evet, çok kızıyorum. Şu bir gerçek; bu vatanda Atatürk’e düşmanlık eden her kimse, arap artığından başka hiçbir kansız olamaz. Kim, kendi çıkarları doğrultusunda hangi hikâyeyi anlatırsa anlatsın, ben şu gerçeği okudum, öğrendim ve gördüm ki; tarihte Türk’e en büyük ihaneti din kardeşi olarak bilip güvendiği arap bedevileri yapmıştır, izlediğimiz kadarıyla hala da yapmaya devam etmektedir.

Afrin’e çıkalım dedik, birde ne görelim! 22 arap ülkesinin üye olduğu Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebul Geyt, Afrin harekatı için ‘Suriye’nin kuzeyindeki durumu, özellikle de Türk ordusunun operasyon gerçekleştirdiği Afrin’deki durumu endişe ile takip ediyorum’ diye açıklamalarda bulundu. Müslümanları din kardeşi gören bizim devlet yetkililerinin tutumları gibi kimse çıkıp ‘Türkiye bizim din kardeşimizdir, tabii ki toprak bütünlüğünü korumak için düzenin bozulduğu komşu Suriye topraklarında, İsrail destekli Hristiyan amerikanın BOP-Projesi (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında Türkiye’ye karşı örgütlediği çoğunluğu kürtlerden oluşan, terör unsurlarını yok etmek için gerekli önlemi almalıdır’ demedi, demez. Peki neden demez hadi söyleyin? Demez, çünkü onların her biri bir Türk düşmanıdır. Bu tarihte böyleydi, şimdi de böyledir. Ama her şey aşikâr olmasına rağmen yine de biz araplara toz konduramayız değil mi? Örneğin tarihte yaşanan olaylar göz önünde bulundurulduğunda; Ermeni’ler ‘katledildik’ diyebilir, Rumlar ‘topraklarımızdan sürüldük’ diyebilir, ancak Türk gururu ‘Araplar bizi katletti, zorla müslümanlığı dayattı’ diyemez. Bize arap bedevilerini sempatik göstermeye çalışan yalancı tarihçiler, sizlere soruyorum, Talkan ve Curcan katliamlarını hiç duydunuz mu? Duydu iseniz, bu katliamlar size neyi hatırlatıyor? M.S. 670 yılı ile 740 yılları arasında geçen kayıp 70 senelik Türk tarihinden haberiniz var mı? Bu 70 sene süren Türk-arap savaşlarında, arapların 100.000’in üstünde Türk katlettiğini, 50.000’in üstünde Türk gencini köle ve cariye yaptığını, bugün Afrin’de medyadan duyduğumuz kadarıyla yaşanan Öso-arap gruplarının şehri yağmalaması gibi Türk şehirlerinin yağmalanıp, ganimet diye halkın her şeyini talan ettiklerini, tüm zenginliklerin ve Türk tarihine ait tarihi yapıtları yok ettiklerini, yakıp yıktıklarını, dünyanın en büyük katliamlarından biri olan ‘Talkan Katliamı’ nda 40.000 Türk’ün, Kuteybe’nin emri ile araplar tarafından, kesilerek 24 kilometre yol süresince ağaçlarda sallandırıldığını, aynı şekilde ‘Curcan Katliamı’ nda da esir alınan 40.000 Türk’ün nehir kenarında kafalarının kesildiği ve bu sebeple nehrin suyunun kıpkızıl olduğunu ve cesetlerin yine ağaçlarda sallandırıldığını, ‘Teslim olursanız canınız bağışlanacak’ sözünün hiç bir zaman yerine getirilmediğini, ‘Şeriat söz tanımaz’ denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirildiğini biliyor musunuz? Tarihçisiniz ya? Neden susuyorsunuz? Yoksa sizde Türklerin İslâm dinine girmesini, Türk milletinin tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirme yalanını savunanlardan mısınız? Yoksa sizde, Türklerin kayıp 70 senelik çileli soykırımını bildiğiniz halde yine de Türklerin İslâm dinini hiçbir zorlama olmadan kendi istekleri ile kabul ettiklerini savunanlardan mısınız? Bir katliam nasıl kısaca özetlenir bilemiyorum ama; peki yukarıda kısaca özetlenen arapların Türklere yaptıkları Talkan ve Curcan katliamları bir tarihi gerçek iken, nasıl olurda toplumca biz ‘Hiçbir zorlama olmadan’ ifadesine büyük bir naiflikle inanabiliyoruz. Belki de bu tarihi gerçekler, aslında olması gereken bir hoşgörü dini olarak kabullendiğimiz İslam dinimiz etkilenmesin diye, örtbas edilmekte, bilemiyorum. Ben dinimize ve inancımıza bir şey demiyorum. Karşı durduğum tek düşünce arapların Türk kardeşi olduğunun Türk Milletine devlet yetkilileri tarafından empoze edilmeye çalışılmasıdır. Arapların tarihten bu yana, Çanakkale ve Kurtuluş savaşları dönemleri dahil, bize karşı yapmış oldukları şeylerin tek açıklaması Türk düşmanlığıdır. Bu sebeple aynı dine inansak bile onları kardeş olarak kabul etmiyorum ve biliyorum ki ellerine bir fırsat geçtiği zaman yine Türklere karşı aynı hunharca tavırları takınacaklardır. Bunu Afrin harekatındaki duruşları ile tekrar apaçık ispatlamıştır. Ayrıca bugün arap coğrafyalarında yaşanan kaosun ve akan kanın en önemli sebebi mezhepçiliktir ve mezhep ayrımcılığını kesinlikle reddeden İslam dininin iktidar çatışmaları sebeple mezheplere ayrılması tamamen arapların eseridir. Fikrime göre İslam’ı en güzel Türkler yaşamaktadır ve hoşgörü dini olarak kabul ettiğimiz dinimizi güzelleştiren en önemli etken Orta Asya’dan beri yaşattığımız köklü Türk kültürümüzdür. Yoksa İslam sadece arapların elinde kalsaydı, yaptıkları insanlık dışı katliamlar sayesinde hoşgörü dini yerine nefret ve iktidar çatışması dini olarak anılması büyük olasılıktı. Bana göre bu günkü İslam ahlakı dediğimiz, Türklerin Orta Asya’dan getirdikleri öz kültürleri ve ahlaklarıdır.

Bir önemli konu ise; arapların kendi aralarında arap Birliği kurabilmeleri, hristiyanların kendi aralarında Avrupa Birliğini kurabilmeleri, bir Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin ise, dünyadaki tüm Türk devletlerini bir çatı altında birleştirecek olan Türk Birliğini kurma yönünde öncülük edeceğine, ya Arap Birliği kapısında ya da Avrupa birliği kapısında boy göstermesi akıl alacak bir durum değildir. Esasen içinde bulunduğumuz yanlış yönlerin açık bir göstergesidir. Tüm bu ülkeler kendi aralarında birlik bütünlük içindeyken, biz, kendi canımızdan kendi kanımızdan kendi soyumuzdan olan Türki Cumhuriyetlerle neden bir TÜRK BİRLİĞİ kuramıyoruz? TÜRK GÜCÜ ’nü neden oluşturamıyoruz? Neden kendi öz vatanımızda sürekli Türklüğün alt kimlik olarak empoze edilmesi vesilesiyle din adı altında dört parmaklı rabia işaretiyle bize arap kültürü ve dili aşılanmaya çalışılıyor? Yoksa Türk ve Türklük düşmanı olan Kuteybe’nin torunları tarafından mı yönetilmeye çalışılıyoruz? Sadece TÜRK olmayı dışlayan ve Türklüğü başka unsurlarla eşit kefede sayan bu kafaları anlamıyorum ve hiçbir zamanda anlayamayacağım. Benim bir TÜRK evladı olarak anlayabildiğim tek şey, Ulu Başbuğumuz Gazi MareşalMustafa Kemal ATATÜRK ’ümüzün şu TURAN görüşünden öte başka bir şey olamaz:

‘Bir gün mutlaka tüm Türk devletleri ile Çin Seddinde buluşacağız!’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir