İSLAMDA KAVMİYETÇİLİK YOKMUŞ!

İslamcılara göre İslam’da kavmiyetçilik yoktur, kavmiyetçilik yapmak cahiliye dönemine aittir. Kavmiyetçilik dedikleri ise milliyetçiliktir. Dolayısıyla İslamcılara göre İslam’da milliyetçilik yoktur. Milliyetçilik yapmak müşrikliktir, yani Allah’a şirk koşmaktır. Ama buna karşılık Arapları sevmek, dini ve peygamberi sevmek olarak kabul edilir.
Bu fikirleri 1900’lerin başında çok açık şekilde Babanzade Ahmet Naim dile getirmiştir. Ahmet Naim 1914 yılında Sebilürreşad dergisinde “İslam’da Davayı Kavmiyet” başlığı altında bir yazı dizisi yayınlamıştır. Bu yazı dizisi daha sonra Eşref Edip tarafından kitap haline getirilip basılmıştır. Kitap yakın zamanda “İslam’da Kavmiyetçilik Yoktur” adıyla tekrar basılmıştır.
Ahmet Naim bu yazılarda Türkçülük ve Türkçülerden hareketle açıklamalar yapmıştır. Öncelikle Türkçüleri, yani Türk Milliyetçilerini iki bölüme ayırmıştır. Birincisine “Halis Türkçüler”, diğerine “Türkçü İslamcı” demiştir. Halis Türkçü dediği Türkçülerdir. Türkçü İslamcılar dediği de hem milliyetçiliği hem de İslamcılığı birlikte savunan kesimdir. Günümüzdeki deyişiyle Türk İslam Sentezi fikrine yakın bir anlayıştır. Oysa Türkçülükte sentez yoktur. O ayrı bir fikirdir. Türkçülük laiktir. Türklük âleminde birçok dine inanan olduğu için Türklüğü İslam ile sınırlamaz. Dini bir vicdan ve inanç konusu olarak görür.
Ahmet Naim’e göre “Irkçılık yapmak şeriat tarafından kötü görülmüş ve reddedilmiştir. Şeri tabiri ile söylemek gerekirse bu bir cahiliyet davasıdır. İslam’ın varlığına ve devamına, refahına ve saadetine karşı en müthiş bir darbedir.”
Ahmet Naim ikiye ayırdığı Türkçülerden / kavmiyetçilerden Halis Türkçüleri uzlaşmaz olarak görür. Buna karşılık Türkçü İslamcıları ile konuşabilecek ve İslam dairesinde anlaşılabilecek yakınlıkta bulur. Nitekim günümüzde de Türk İslam Sentezcileri İslamcılara çok yakındırlar hatta ittifak halinde olmaktadırlar.
Ahmet Naim, Türkçü İslamcılara bazı nasihatlerde bulunur. Bunlar açıkça Türklüğü bırakmayı isteyen arsızca tekliflerdir. O nasihatlerde Ahmet Naim Türk’e nasıl hitap edileceği hakkında şöyle der: “Şurasını kesinlikle unutmayınız ki kendisine hitap edeceğiniz zaman “Ey Türk!” diyecek yerde “Ey Müslüman!” diye söyleyiniz. Kendisine daima Müslümanlığından bahsediniz. Türklüğünden bahsetmeyiniz. Gayretini gıcıklamak istediğiniz zaman Türklük namına değil, Müslümanlık namına gıcıklayınız. Türk tarihini İslam tarihinden ayırmayınız.”
Ahmet Naim Türkçe adlar konulmasına Türk düşmanlığını gizleyemez ve dolaylı şekilde ortaya koyar. Türkçe adlar konulmasını İslamî adlardan ayrılma olarak görür. Hatta İslam’dan önceki Türk büyüklerini de “sahte ecdat” diye tanımlar. Bu bakış açısıyla Türkçe adları eleştirerek şöyle der: “İslamî olan adları Gündüz Beyler, Uyanık Beyler, Gök Beyler, Konur Beyler şeklinde garip değişikliklere uğruyor. O güzelim İslam adlarını güya Türklük aşkına bugünkü kulakların duymadığı adlara çeviriyorlar. Müşrik olan sahte ecdada bağlanmanın, yeni bir dine girenlerin vaftiz adını andıran adların Türk’ün ilerleme ve yükselmesiyle olan ilişkisini –ayıp değil ya- anlamıyoruz. Kavmiyet hesabına delâletin bu kadarıyla yetinilse yine öper başımıza koruz. Siz bir de “Ergenekon’dan Kurtuluş Bayramı” diye ortaya yeni bir bayram çıkardınız. Siz eğer eski müşrik Şamanilerin hatırasını diriltmek için bu bayramı millete peşkeş ediyorsanız, sözlerinizle işleriniz arasında önemli bir çelişkiye düşüyor ve ayıp ediyorsunuz. Çünkü “İlerleme için gözümüz gelecekte olmalı” dediğiniz halde bugün hiçbir Türk’ün his tellerini oynatmayacak olan bilmem kaç bin yıllık mitolojik hurafeleri boşu boşuna canlandırmaya çalışıyorsunuz.”
Ahmet Naim çelişki diyor ama asıl çelişkiye düşen kendisidir. Çünkü atalardan alınan ilhamla ileriye bakmak bir soy bilincidir. Soysuz şekilde ileriye bakmak zaten söz konusu olamaz. Çünkü soysuzlar sadece günü kurtarmak isterler. Ayrıca kendisi de 1400 yıl öncesinin şeriat kurallarını uygulamak istemektedir ki bunda da Türkçülere karşı yaptığı çelişki eleştirisiyle çelişkiye düşmüştür. Bu sözlerinden sonra bir de Ergenekon bayramını Paskalya ile karşılaştırarak, Paskalya’ya daha yakın olduğunu belirtir: “İtiraf ederim ki yine bu mevsime tesadüf eden paskalya yortuları beni ne kadar duygulandırmış ise Ergenekon’dan da o kadar duygulandım. Hatta Paskalya adına kulağımız daha çok alışkandır.”
Ahmet Naim, Türkçü İslamcılara nasihat etmeye devam eder. Onlara sadece İslam olmalarını tavsiye eder. Yüzlerini Turan’a çevirmekten vazgeçmelerini ister. Şöyle der: “Size tabi olanlar Türklüğü mü çok sevecek yoksa İslâmiyeti mi? Her ikisini de aynı derecede sevsin derseniz bu da olmaz. Öyleyse Allah rızası için Türklerin yüzünü Kâbe’den Turan’a çevirmekten vazgeçiniz. Türkler ya Kâbe’ye dönüp bin yıldan beri olduğu gibi Turan’ı arkada bırakacaklar, ya Turan’a dönüp dönüp Kâbe’yi unutacaklar.”
Bu kadar Türkçülük aleyhinde ve Türkçü İslamcıları kendi safına çekmek için söz ettikten sonra kitabın son taraflarında Arap propagandası yapmaya başlar. İslam milletlerinin hepsini sevdiğini ama Arap kavmini daha çok sevdiğini belirtir. Hatta Arapları İslam ve peygamber ile bir tutar. Muhtemelen sahte olan bazı hadisler aktarır. Bu hadislerden bir kısmı şunlardır: “Arap kavmini üç şeyden dolayı seviniz: Ben Arabım, Kuran Arapçadır. Cennet ehlinin dili Arabîdir.”, “Araba muhabbet imandandır. Onlara buğz etmek ise nifaktır.”, “Arap zelil olursa İslam zelil olur.”
Ahmet Naim aslında tipik bir İslamcıdır. İslam’da kavmiyetçilik yok der fakat Arapçılık yapar. Türkçülüğü müşriklik olarak görerek Müslüman Türklerin kafalarını karıştırmak ister. Ahmet Naim bir modeldir.
Nitekim günümüzde de dinci yobazlar İslam’da kavmiyetçilik yok derler ama Arapçılık yaparlar, Türklüğü reddederler! Türkiye’de Türk düşmanlığına dayalı ırkçılığın adı İslamcılık olmuştur! Türk olmayan Türk düşmanı unsurlar bu düşmanlıklarını İslamcılık şemsiyesi altına gizlenerek yaparlar!
Bu sebeple Türk milletinin din konusunda çok uyanık olması lazımdır. Dünden bu güne değişen bir şey yoktur. Söylem ve yöntem değişmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir