İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLERDE VAR OLAN EKONOMİK UNSURLAR

İslamiyet’ten önce Türklerin sosyal ve ekonomik yaşantılarından bahsedildiği zaman, bulundukları coğrafyanın kendileri üzerinde bıraktığı etki göz ardı edilemeyecektir. Yaşadıkları coğrafya hem kültür ve karakterlerini şekillendirmiş hem de doğal kaynaklarını faydalı kullanmayı mecbur kılmıştır. Türkler iklimi ve alanı müsait olan yerlerde tarımsal çalışmalar ortaya koymuştur. Türkistan’da (Türklerin yaşadığı bölgelerde) yapılan arkeolojik kazı çalışmaları neticesinde, ziraat alanında kullanılan araç-gereçlere rastlanılmış ve toplumun tarımsal üretim hakkında bilgi sahibi olduğu görülmüştür. Fakat tarıma uygun alanların sınırlı olmasının yanı sıra kuraklık olaylarının da yaşanması bu faaliyetin gelişip ihtiyaçları karşılamasını engellemiştir. Türkler tarımsal ihtiyaçlarını ticaret ya da başka yollarla karşılamıştır. Tarımın sınırlı bölgelerde yapılması Türkleri ekonomik anlamda etkisiz kılmamıştır. Aksine Türkler hayvancılık ve madencilik gibi alanlarda çok iyi duruma ulaşmıştır. Hayvancılık işi toplum içerisinde en değerli meslek olarak görülmüştür. Hayvancılık ile uğraşan aileler devamlı hareket halinde bulunmuş ve kurulumu kolay olan keçe çadırlarda yaşamıştır. Hayvanlarını daha iyi besleyebilmek için bu aileler otları fazla olan meralar arasında gidip-gelmiştir. Yetiştirdiği hayvanlarını ticaret maddesi gibi görmekle beraber bunlardan elde ettiği ürünler de ekonomik hayatta önemli yer tutmuştur. Bu hayvanların eti, sütü, derisi ekonominin önemli bir bölümünü oluşturmuştur. At, Türklerin en sadık dostu ve tamamlayıcısı haline gelmiştir. At yetiştiriciliği sadece ulaşım ve savaşlarda değil, ticarette de etkili olmuştur. Hayvancılıktan sonra en kıymetli mesleklerden biri de madencilik olmuştur. Türkler maden işleme ve bunları günlük hayatta kullanma konusunda yeteneklerini belli etmiştir. Hayvan satışından sonra en önemli ticari mal olarak karşımıza madeni ürünler çıkmaktadır. Bunun dışında çok değerli ticaret malları da vardır. Fakat madenler sayesinde elde edilen silahlar ve süs eşyaları ehemmiyetini korumuştur. Demircilik mesleği Türkler ile anılır hale gelmiştir.

İslamiyet Öncesi Türklerde başarılı savaş sonucu elde edilen ganimetlerin ekonomide önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Yapılan akın başarıya ulaşmışsa, yüce kağanın izni ile birlikte belirli bir süre şehir yağmalanmaktadır. Bu şekilde savaşan askerler ganimet elde etmektedir. Bu durum askerleri ekonomik açıdan mutlu etmekte ve kağanının bir sonraki akını için emirini beklemeye yöneltmektedir. Türklerde yüce kağan askerinin ve halkının refahını sağlamakla yükümlü görülmüştür. Belli dönemlerde kağan tüm mallarını çadırının önüne yığdırıp, ihtiyacı olanların yağmalamasını istemiştir. Her devlette olduğu gibi İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde de gelirin vergilendirilmesi durumu ve değişim aracı olan paranın toplum içinde kıymeti bilinmektedir. Devleti yöneten hükümdar vergiler ve gelirleri adaletli bir şekilde halkına paylaştırmakla yükümlü görülmüştür. Bu konuyu Ziya GÖKALP şu şekilde açıklamıştır: “Eski Türkler ’de olan amaç, ekonomik bir esasa dayanıyordu. Hükümetin başına geçen adam, ulusu beslemekle, yedirip giydirmekle yükümlüydü. Türk hakanına ilterez ( ilteriş ) denilirdi. Anlamı ulusu dirilten, yedirip içiren, yaşatan demekti. Orhon Yazıtlarında Türk hakanı şöyle söylüyor: Türk milleti açtı: Doyurdum. Çıplaktı. Giydirdim. Türk Hakanının kamusal yetkesi, bu yedirip giydirmekle var oluyordu.” Türk Devleti kendi halkının üretici kuvvetlerinden vergi aldığı gibi ülkesine ticaret amaçlı gelen yabancı kervan ve tüccarlardan da vergi almıştır.

Türkler ticari ilişkiler konusunda dikkat çekici bir kuvvettir. Türkler sadece kendine en yakın toplum olan Çin ile ticari ilişkiler kurmamış; çağdaşı Bizans, İran, Hint ve Slav kavimler ile de ticari münasebette bulunmuştur. Canlı hayvan ve bundan elde edilen mamul maddeler ile işlenmiş maden ürünleri en önemli ticaret mallarıdır. Bunun yanında tarımsal ürünler de ticaret malları arasında yerini almıştır. Türkler Türkistan’da yerleşik hayata kendileri geçmemiş olsa bile yerleşik hayat süren eski milletleri hâkimiyeti altında tutmuştur. Türkler, Türkistan ekonomisinde önemli yer tutan İpek ve Kürk Yolu olarak bilinen ticaret yollarına egemen olmuştur. Bu ticaret yolları üzerinde egemenliğini sürdürebilmek için çevresinde yer alan devletler ile savaşmıştır. Hatta ulusal çıkarları gereği uygun görüldüğünde Türk Kağanı eski düşmanları ile ortak hareket etmiştir. Ayrıca bu ticaret yolları sadece ekonomik olarak değil, politik ve güvenlik açısından da önemli bir yer teşkil etmiştir. Ticaret yolları devletlerarası casusların sık kullandığı güzergâh haline gelmiştir. Türkler bu ticaret yollarının ve kervanların güvenliğini sağlamaya özen göstermiştir. Sogdlu tüccarlar bu yolun en fazla kullanıcısı olmuş ve Türkler tarafından olumlu karşılanmıştır.

İfade ettiğimiz tüm ekonomik unsurlar toplumun sosyal yapısını da etkilemiştir. Toplumun aile yapısı ve karakter yapısı imkânlar doğrultusunda biçimlenmiştir. Türk ailesi üretimin değerli bir birimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplum içerisinde ekonomiyi ayakta tutan ekonomik unsurlar, aile (oğuş) içerisindeki ekonomik iş bölümü ile devamlılığını sağlamıştır. Türklerin yaşadığı coğrafya ve yapmış oldukları işler, onları zorluklar ile kolay başa çıkabilme konusunda yetiştirmiştir. Hayvancılık ve avcılık ile uğraşmalarının yanı sıra madenler konusunda ilerlemeleri, onları iyi birer asker haline getirmiştir. Eski Türkler kolaylıkla bir araya gelip birlikte ve hızlı karar alma konusunda diğer toplumlara örnek olmuştur. Doğa olayları ve yabani hayvanlara karşı hazırlıklı olmaları ve kendilerini iyi bir şekilde savunmaları diğer topluluklardan farklı olarak Türkleri daha kuvvetli hale getirmiştir. Hem doğaya hâkim olmayı ve kendilerini korumayı öğrenmiş hem de düşman olarak belirlediği orduya karşı savaşta üstün başarı elde etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir