14 Haziran 2021

İTİLMİŞLİK DÜRTÜLERİ VE KAYIP İNSAN KİMLİKLERİ

Bize özel olarak, toplumumuzda; bastırılmışlık, itilmişlik, hakaret ve kakılmışlık duygusu o kadar yüksektir ki; elinize bir değnek alıp, ne kadar bastırırsanız bastırın; mısır patlağı görünümlü elyaf dolgu malzemelerinden imal edilmiş bu dürtüler en altlardan fırlayıp gözünüze kadar girebilirler.

Katıldığınız düğün davetinde; cihazların sesi kulak zarınızın bekâretini bozacak kadar açılmasına rağmen, gırtlağındaki devasa hamaylısıyla göze çarpan, çökük avurtlu, gül kurusu ceketli şarkıcı, tüm merhum eşeklerin kemiklerini sızlatırcasına ve sanki on porsiyon isot yutmuş gibi öyle yüksek bir ses tonuyla anırır ki; sizler, onun dört dörtlük ve tis-tak ritimli arabesk şarkısında üç dörtlük dans ederken, gözlerinizin içine bakarak; “en büyük benim. Bunu anlayın artık!” der.

İki kıllı bileği de gümüş tespihli ve kafası hafif kıyak bir maganda, üstelik takımı o gün rakip takıma iki gol da atmışsa, libidosuna esir düşmüş bu insan ziyanlığının iki tabancasıyla bir anda dört çift şarjörü havaya boşaltmasına kim mani olabilir? O şehirde en büyük odur.

Devrin başbakanı ilçeye gelip seçim nutukları attığı gün, mahiyetiyle birlikte gazetecilere poz verirken, münasebetsiz ve muzır bir şekilde, kafasını başbakanın koltuğundan çıkarıp objektiflere gülümseyen adamı seyrediyor tüm Türkiye ikinci günü. Garip bir belediye başkan adayı.

Çiftçi Hasanın 10 dekarlık tarlasında binlerce ayçiçeği ışığa döner yüzünü hiç ayırmadan. Bir fotoğraf çekseniz hiç birisi diğerinin önüne geçmez ve her biri diğerinden daha güleç ve daha güzeldir. Hepsi birbirinden farklı olmasına rağmen onları benzer kılan sıcacık gülümseyişleri ve ışığa olan ortak sevdalarıdır.

Toplumumuzda bastırılmışlık duygusu o kadar yüksektir ki ve içimizdeki sindirilmişlik, ezilmişlik, haksızlık anıları o kadar fazladır ki; herkes yeni bir kimlik arayıp bulur.

Bir grup; “kahrolsun faşizm!” diye bağırdığında, diğer bir grup; “Allahuekber” diye ve yine diğer bir grup; “hepimiz filanız” diye bağırdığında bütün dertleri bitmiştir ülkenin.

Kışın milyonlarca kar tanesi düşer göklerden, hepsi parmak izleri gibi farklıdır ama biz aynı sanırız. Ve o kadar kibardırlar ki; hiçbir fırtınada birbirleri ile çarpışmazlar. Onları benzer kılan bembeyaz gülüşleridir.

Çok geç olmadan çocuklarımıza birer insan kimliği vermeliyiz diye düşünüyorum şimdiden. Birbirlerini sevip gülümsesinler ışığa bakıp. Haksızlığa uğrayıp kızdıklarında ise gündemi saptırmadan, ruhunu ve kalemini satmadan, sadece en azından;

Kahrolsun haksızlık desinler.

C. Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir