KAHRAMAN DEĞİL RESMEN EŞKİYA!

Her sene 6 Mayıs olduğu zaman Türkiye’deki solcular, daha çokta CHP partililer arasında bir Deniz Gezmiş sevdası ateşlenir, onun devrimci ve Atatürkçülüğü övülerek ‘Bağımsız Türkiye’ hayalinin bir gün gerçekleşeceğine olan inançları ile büyük bir sempati ve özlemle anarlar Gezmiş’i. Ben bu ismi geçen şahsın Türk Devleti tarafından asıldıktan yıllar sonra dünyaya gelmeme rağmen, o devri yaşamış büyüklerimin anlattıklarından ve gerçeği yazan arşivlerden nasıl ne için asıldığını öğrenebiliyorken, onun asılmasına şahitlik edenlerin bugünlerde onu kahraman gibi göstermesini şaşkınlıkla karşılıyorum. İnternette formlardan birinde biri ismi geçen şahıs hakkında şunları yazıyordu: ‘Atalarından uzaklaşıp komünistliğe özenen, en önemlisi Atatürk’ü komünist bir adam göstermeye çalışanların lideridir Deniz Gezmiş. ‘Amerikan emperyalizmine hayır Sovyet’e evet!’ diyen, Sovyetlerden aldığı silahlarla cephanelerle banka soyan, T.C. polisine askerine kurşun sıkan adamdır Deniz Gezmiş. P-kaka sempatizanlarının fikir babasıdır Deniz Gezmiş, milyonlarca Uygur Türk’ünü katleden Mao’yu seven onun için sloganlar atan adamdır Deniz Gezmiş.’ Başka bir anlatımda ise Gezmiş hakkında şunları demektedir: ‘Deniz Gezmiş ve arkadaşları, uğruna öldükleri Marksist-Leninist düzeni kurmak için silahlı profesyonellerden oluşan bir örgüte ihtiyaç duymaktaydılar. Bu işi kendisi gibi Filistin El-Fetih gerillâ kamplarında eğitim gören Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nahit Töre tarafından kurulan THKO yapacaktır. Şehir ve kır eşkıyalığını aynı anda benimseyerek bir arada yürüten THKO’nun şehirlerde banka soyma, fidye istemek için adam kaçırma gibi eylemleri Deniz Gezmiş tarafından planlanıyordu. Deniz Gezmiş tarafından planlanan bu hırsızlık olaylarından elde edilecek paralar Nurhak dağları başta olmak üzere kırsaldaki eşkıyaya gönderilecekti.’ Amerika’ya ait 6. Filoyu denize döktüğü için emperyalist düşmanı sanılan Gezmiş’in ABD emperyalizmine düşman, ancak Marksizm-Leninizm, Sosyalizm ve Komünizme (Rus ve Çin emperyalizmine) dost olması, aslında emperyalizme tamamen düşman olmadığının da ispatıdır. Yukarıda sayılan Gezmiş ve saz arkadaşları son nefeslerini bile ‘yaşasın Marksizm-Leninizm, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği…’ diyerek vermediler mi? Oysa o dönemin en acımasız emperyalist devletleri ABD’yle birlikte Rusya ve Çin değil miydi? Bir hatırlayın lütfen. Peki bu ‘Halkların kardeşliği’ sözü size bugün hangi siyasi partiyi hatırlatıyor? Gezmiş’in Atatürkçü olduğunu iddia eden art niyetliler, sanki bebek katili terörist elebaşısı öcalana el veren Deniz Gezmiş değilmiş gibi sevdanız! Vazgeçin artık bu Atatürk’ü komünist gibi gösterip lekeleme çabalarınızdan. Başbuğ Atatürk’ün şu sözünü hiç mi bilmezsiniz de Atatürk devrimlerini emperyalist güçlerin Türkiye üzerinde bazı kuklalarla oynattıkları oyunlarda ararsınız:

‘Türklük âleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Ben her şeyden önce Türk Milliyetçisiyim. Böyle doğdum böyle öleceğim’

Olayları tabii bu kadarla kalmıyor malum şahsın. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen ve 30 Ekim 1968’de Samsun’dan başlatılan ‘2.Milli Kurtuluş Savaşı’ adlı yürüyüşte meydana gelenler de cabası. Samsun’da Atatürk anıtına çelenk konulması ile başlayan bu yürüyüşün 10 Kasım’da Anıtkabir’de sona ermesi planlanıyor ve yürüyüş güzergâhı olarak Atatürk’ün kurtuluş savaşında izlediği yol seçiliyor. Farkında mısınız her şey sanki vatan sevdalısıymışçasına BAŞBUĞ ATATÜRK üzerinden yürütülüyor. Yürüyüşe 22 öğrenci ile 2 işçi katılmış veyürüyüş planlandığı gibi başlamış, eylemciler hiçbir problemle karşılaşmadan Havza’ya kadar gelmişler. Fakat Havza’da dinlenme molasında aralarında bir tartışma çıkmış. ‘Yürüyüşün geri kalan kısmında Türk bayrağı ile mi yoksa bayraksız mı devam edileceği’ hususunda çıkan tartışmada antiemperyalist (!), Türkiye sevdalısı (!), Atatürkçü (!) Deniz Gezmiş’in dediği olmuş ve Türk bayrağı yürüyüşten çıkarılmış. Kusura bakmayın ama ne Atatürkçüsü ne vatan millet sevdalısı? Siz kendinizde misiniz Tanrı aşkına? Şimdi bu bilgiler ışığında malum şahıs bana, emperyalizme karşı Başbuğ Atatürk önderliğinde kazandığımız hürriyetimizin sembolü olan bayrağımıza bile tahammülü olmayan, asker kaçağı, banka soyguncusu, eşkıya ve devletinin askerine polisine kurşun sıkmaktan çekinmeyen bir terörist olmasından başka hiçbir şey ifade etmemektedir. Siz hala saygıyla anmaya devam ediyorsanız, kanımca düşüncelerinizde veya kanınızda ciddi manada sorun var demektir.

Sevgili okurlar dikkat edin; 6 Mayıs 1972’de Türk devleti tarafından asılan 1 adamın günümüzdeki uzantılarını 2 siyasi partide bulabiliyoruz. Birini halkların kardeşliği diye bağırıp bölücü k*rt terörüne destek veren HDP’de, diğerini ise bir yandan son nefesinde bile ‘yaşasın Marksizm-Leninizm’ diye bağıran bir kuklayı özlemle anan bir yandan da komünizmi Türklüğün en büyük düşmanı olarak ifade eden büyük Türkçü BAŞBUĞ ATATÜRK’ü seven gözüküp kendiyle çelişen CHP’de.

Peki bu HDP ve CHP’nin ortak yönü, ortak sevgisi olarak ortaya çıkardığımız Gezmiş ve saz arkadaşlarının 40 bin şehidimizin sorumlusu bebek katili terörist ele başısı öcalan ile ilişkisine biraz baktığımızda olayların, kişilerin ve düşüncelerin birbirleriyle olan bağlantıları sizi mutlaka hayrete düşürecektir. O dönem Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 1. sınıf öğrencilerinden 993 numaralı abdullah öcalan idam cezasına çarptırılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın kurtarılması için çaba gösterenler arasında olup ‘Şafak’ adı verilen bildiri dağıtımına bizzat katılmıştır. ‘Üç yurtsever kardeşimizi kurtarmak için ileri’ başlıklı bildiride şöyle denmektedir: ‘Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’i katletmeye çalışıyorlar. Üç yurtsever genci katlederek halkı yıldıracaklarını sanıyorlar. İşçiler, köylüler gençler, askerler, yurtsever subaylar, demokratlar, ilerici aydınlar, bütün yurtseverler, bütün halkımız, üç yurtsever kardeşimizin katledilmesine karşı dişe diş mücadeleye atılalım. Ağaların topraklarına bir şahin gibi dalalım. Tefecilerin gırtlaklarına sarılalım. Yurtsever kardeşlerimizin katilleri bunlardır.’ Bu takım eylemlere katılan öğrenciler, ‘Devletin emniyet kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek, kanunun suç saydığı bir fiili övmek, bir suçun işlenmesini aleni olarak tahrik etmek, Sıkıyönetim Komutanlığı emirlerine aykırı harekette bulunmak’ la suçlandı ve bu nedenle bebek katili öcalan, 8 nisan 1972 tarihinde ilk kez gözaltına alındı. Savcı gözaltına alınanlar hakkında tutuklama kararı istiyordu. Sıkıyönetim; S Numaralı Mahkemesi de bu isteme uygun olarak yirmi iki öğrenciyi tutukladı. Tutuklananlar arasında, ‘Şafak Bildirisi’ni dağıtanlar içinde yer alan abdullah öcalan da bulunuyordu ve bildiri dağıttığı suçlamasından beraat ettiyse de devamında boykota katılmak suçundan hapis cezası almaktan kurtulamadı. Gezmiş ve saz arkadaşlarının izinden yürüyen 40 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına bela olmuş bölücü k*rt terör örgütünü kuran ve bu örgütün elebaşısı olan bebek katili öcalanın Türk devlet güçleri ile ilk tanışması bu şekilde olmuştur. HDP nin ise öcalanı lider kabul ettiği açıklamalarından bellidir. CHP nin ise zamanında boykotlarda ‘bağımsız Türkiye’ diye bağıran öcalanın fikir babası olduğu anlaşılan gezmişe bu kadar sahip çıkması ise şaşılacak ve Atanın partisi olmasından ötürü ayrıca da kahrolacak bir durumdur. Şahsi fikrim; Deniz Gezmiş’ten feyz alarak yıllarca vatana ihanet eden terör gruplarına baktığımda; ‘iyi ki deniz gezmiş ve saz arkadaşları gibi bölücü kuklalar asılmış’ demekten kendimi alamıyorum. Ne diyelim, darısı en kısa zamanda ondan feyz alanların başına. Hala malum şahsı kahraman olarak nitelendirebiliyorsanız, kimin vatan sevdalısı kimin vatan haini olduğu konusunda herkesin aklını başına almasını kuvvetlice tavsiye etmekten başka yapabileceğim bir durum yoktur.

‘Türkiye halkları’ diye bağırıp soygunculuk yapan geri zekalı bir anarşiste ‘İkinci Atatürk’ diyen haysiyetsiz insanlar görüldü. Atatürkçülükten başka hiçbir prensip tanımadıklarını söyleyenler, Atatürk’ün adını unutturmak için elinden geleni yapan, para ve pullardan, resmi dairelerden resimlerini kaldırtan, mezarını yaptırtmayan İnönü’yü milli kahraman ilan ederek Anıtkabir’e gömdürdü. Milli düşmana kardeş diyen alçaklar çıktı. ‘ HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

Tüm TÜRK düşmanlarının kulağına küpe olsun ki TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir