Kimse Orasını Burasını Oynatmasın!

Öncelikle kısaca ‘Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekiplerinin dalgalanan Türk bayrağını indirmesi ’meselesine değineceğim. Türk Bayrağı Kanunu’nun 7. maddesinde “Hiçbir siyasî parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kurulusun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz” denmektedir. 2012 yılında, yine kendi imkanlarımla göklere çektiğim sanlı Türk bayrağım, bağımsız kendi ipine bağlı ve üzerinde hiçbir logo vs. olmaksızın dalgalandığına, tabela ile ilişkisi olmayıp, tabelanın ön ve arka yüzünde fon teşkil edecek şekilde bulunmadığına tüm vatandaş ve komsu esnaf şahittir. Büyükşehir Belediyesinden 1 yetkilinin bile gelip te, olayın aslını öğrenmeden, olay yerini incelemeden, benle konuşmadan doğrudan doğruya benim gibi her daim dürüstlüğünle övünen, devletine, milletine ve bayrağına ölümüne bağlı, tam bir Türk milliyetçisi, güçlü Ata-Türkçü kişiliğe sahip bir insana doğrudan doğruya çirkin hakaretlerde bulunmalarına şaşırmadım, kendilerine yakışanı yaptıklarını düşünüyorum ve ‘kötü söz sahibine aittir, büyüklük bende kalsın, bu gereksizlerle uğraşmaktan daha önemli meselelerim var’ diyerek lafı daha fazla uzatmadan, konuyu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle sonlandırıyorum: ‘Vatana ihanetin nedeni olmaz, er ya da geç bedeli olur!’ AKP eski M YK üyesi olan Ayhan Oğan isimli sahsın yaptığı ‘Yeni Devlet Kuruluyor’ açıklamalarından sonra sinirden diken diken olmayan yerimizin kalmadığını düsünüyorum. Dönem dönem yapılan gibi, yine Türk milletinin nabzı mı yoklanıyor? Yoksa densizin biri kafasında olayları bu şekilde mi yoruyor? Tabii bu olaydan öncede sarıklı yobaz, elini kolunu sallayarak çıkıp eni kunu Atamızın heykelini yıkmaya çalışırken memurların sakin iknaları ile güzelce demecini verip kameralara propagandasını yaptıktan sonra asağı indirilip koluna girilip olay yerinden götürülüyor. Sonra bu Oğan denen şahıs meydanın bos olduğunu anlayınca şımarıyor. Sonrasında da sayın okuyucular, Cumhurbaşkanı çıkıp bir konuşmasında ’18 Mart 1915’i yasamadınız ama 15 Temmuz’u yasadık. Dolayısıyla bu bizim için çok daha anlamlı’ diyor. 1 Nisan’da Diyarbakır’da ‘tek millet dediysek Türk milleti demiyoruz haaaa!’ dedikten sonra bu açıklamasını çok garip karşılamadım. Biz Türk gençleri tarihimizde atalarımızın yaptıklarını göremedik, doğru, ama her birinin yine bizim yaslarımızda hoşaf içerek savaştıklarını, onlar o gün Çanakkale’yi geçilir kılsalardı bugün yasayacak bir 15 Temmuz ihanetinin bile olamayacağını, Türk yurdunu vatanını ve bu Cumhuriyeti 1915 yılında Anafartalar komutanı Yarbay Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının ve binlerce yiğit atalarımızın kahramanlıklarına borçlu olduğumuzu hiç unutmuyoruz. Hiç kitaplardan okuyamasak bile ailelerimizden, şehit atalarımızın, dedelerimizin kahramanlık öykülerini az çok öğrenebiliyoruz ve kendimiz yaşarmış gibi hissedebiliyoruz. Lakin dediğim gibi; bizim dedelerimiz göğüs göğse savaşıp vatanı düşmana bırakmadıklarından, yasamasak ta biz durumu birebir biliyoruz. Anladığım; Cumhurbaşkanının o salonda hitap ettiği insanların ailelerinde 1915’te Çanakkale de vatan uğruna canı pahasına mücadele vermiş dedelerinin olmadığıdır. Olmamış ki, bu aileler nasıl bugünlere geldiğimizi bilememişler, kitaptan okumakla da çok ikna olmamışlar olsa gerek ki, malum kanlarında vatan mücadelesi yok, hiç olmazsa milliyetçiliği 15 Temmuz ’lamı asılayım dedi acaba Cumhurbaşkanımız ne dedi ne demek istedi ben konuyu pek anlayamadım. Bana göre; 18 Mart, yok olacak olan bir milletin Mustafa Kemal önderliğinde sıçrayarak ayağa kalmasıdır. Büyük bir başarı, tartısılmaz bir destandır. 15 Temmuz ise; Boğaziçi köprüsünde saat 22.00 gibi Avrupa’ya gelis istikametinde ful trafik akarken Anadolu’ya geçisin yani ters istikametteki yan serilerin kapatılarak, asker üniformasına girmiş birkaç komuta kademesindeki teröristin acımasızca halka ateş açtırması gibi bir sürü acayip olayların yaşandığı devlete karsı yapılmış bir terörist saldırı gecesidir. Oysa ki Çanakkale neredeyse 1 seneye yakın süren, deniz ve kara savaşlarında 250 binin üzerinde kahraman atamızı şehit verdiğimiz, onlar ve tüm vatan, bayrak için şehit düsen yiğitler sayesinde bu günlere ulaşabildiğimiz bir destanın hikâyesidir. Bugün ezanlar okunuyorsa, 94 seneden beri dinimizi yasayıp namusumuzu koruyabildiysek, babamızın kim olduğu bilebiliyorsak birilerinin zamanında, yüce Türk milletinin var olsun diye, canlarından ve hayatlarından vazgeçtiği içindir. Atalarımıza minnet duyup unutmamamız için birebir yasamamız gerekmez. Nihayetinde çoğu Türk ailesinde ya şehit vardır ya gazi. Ama doğru! Ailelerinde savaştan kaçan ataları olanlar veya milli mücadele döneminde savaşmak yerine Türklüğe ihanet cephesinde yer alanların torunları için Çanakkale destanı pek bir anlam ifade etmeyebilir. Özetle; Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında büyük mücadeleler ve kayıplar sonucunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuş 17. Türk devletidir ve bu topraklarda sonsuza dek var olacaktır. Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün kurduğu bu son Türk devletini yıkmaya kimsenin gücü yetmez! Yıkıp yerine yeni devlet kuracağız diye bence hiç kimse orasını burasını oynatmasın, adamın aklını alırlar. Atatürk’ün kurduğu bu devlet var olsun diye hepimiz canımızı vermeye hazırız. Buda böyle biline! Sağlıcakla kal, yüce Türk milleti!

1 thought on “Kimse Orasını Burasını Oynatmasın!

  1. Ziya Gökalp Atamın, Malta’da sürgünde iken, Ali Kemal’e yazdığı cevabın kanındayız
    Bir adım dahi geri atmadık

    Türklük, hem mefkurem, hem kanımdır:
    Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil !
    Türklük hadimine ” Türk değil” diyen
    Soyca Türk olsa da ” piçtir”, Türk değil !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir