KIRMIZI DOSYA

Soya fasulyesinden hiç tavuk eti olur mu? diye patenti halkımıza ait olan klasik bir soru ile başlamak istiyorum bu haftaki yazıma. Bir şarkı sözü ile de yanıt verelim.
– ‘Olur olur bal gibi olur.’

Bilimin mürşit olmadığı, liyakatin çöpe atıldığı çağdaş ve sosyal bir devlet yapısından, laiklikten eser kalmayan bir ortadoğu ülkesinde herşey olur. Kabaktan terazi, moktan dirhem, kele merhem olur. Hoşaftan, kuru fasulyeden en büyük bilim ödülü olur. Nuh peygamberin cep telefonu, havva anamızın twitter’da attığı tvitler tarihin yegane konusu olur. İşin ehli diye bir kavram kalmaz. Yolunu bulan herkesten herşey olur.

Yalnızca tek bir şey olamaz. Öyle bir devlette asla sağlıklı yurttaşlar göremeyiz. Karanlık kol gezer, cehalet veba gibi çoğalır. İnsanlar asla mutlu olamaz. Toplum olarak ruh hastası bir ülke oluruz ki bu hükümet ortakları tarafından da dile getirilen güncel bir tespit ve tekliftir.

Seçim olacak ta ne olacak? Neyi değiştireceğiz. Seçimin hakemi kim? Yurttaşlar olarak bizim seçme hakkımız gerçekten var mı? önümüze konan seçenekleri biz mi yaratıyoruz. Eğer bizim seçeneklerimiz değilse kimlerin oyuncağı oluyoruz?

Ekonomik kriz başta olmak üzere, işsizlik, cehalet, eğitimsizlik, geçimsizlik, dolandırıcılık ve en kötüsü şiddet, taciz ve tecavüz çığ gibi büyüyor. Kadınlar, çocuklar öldürülüyor. Ama seçim kampanlalarına bakarsak ülkenin bekası diye bir konu ile karşılaşıyoruz.

Sevgili okurlarımın umudunu kırmak istemiyorum. Gün doğmadan neler doğar demiş atalarımız. Bir fıkra ile noktalamak istiyorum yazımı.

Tanrı gökyüzünde sarayında büyük melekleri toplantıya çağırmış. Azrail, Cebrail, Mikail, İsrafil aleyhisselamlar koltuklarına oturmuş, Tanrının masasındaki kırmızı dosyaya göz dikmişler. Mikail söz hakkı isteyip ayağa kalkmış:

– Ey ulu yarabbim, masanızın üzerinde kırmızı bir dosya var. Bize verdiğin yetenek ve mucizeler sayesinde bu dosyanın Türk Milletine ait olduğunu gördük, içeriğini okuduk. Ancak dünya yaratıldığı ve ardından ademin yaratıldığı gün, siz Tanrımız olarak bizlere hiçbir insan ırkı ile uğraşmayacağına dair söz vermiştiniz. Sözlerim bu kadardır efendim, deyip yerine oturunca, Yüce Tanrı şöyle der:

– Ey meleklerim çok haklısınız öyle bir söz vermiştim. Ancak bağımsızlığı için her santimetrekaresini kanı ile sulayan bu cefakar ülke halkı da diğer güçlü ülkelere yetişmeyi hak ediyor. Bunun için bu halkın demokrasiyi tekrar yerine otutturması, güçler dengesini tekrar hayata geçirmesi gerek. Ancak bu suskunlukla, bu zayıflıkla, bu kudretsizlikle bu Türk halkı bunu beşyüz yılda yapamaz. İşin ilginç tarafı öyle ilginç bir kavim ki her işi gibi devlet işlerini de bana havale ediyorlar. En az yetmiş milyon kişi Allahım sana havale ettik bu işleri sen bilirsin, ne yaparsan güzel yaparsın diyorlar. Daha böyle dua eden bir kavim yer yüzünde görmedim. Bu yüzden bu dosyayı inceleyip bir el atalım ne dersiniz?

Mutlu haftalar diliyorum
Celal ÇALIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir