KLASİK AMERİKAN SENARYOLARI

Yiğidi öldür ama hakkını yeme, derler ya. Kovboy filmleri dışında hiçbir Amerikan yapımı filmi sevmem. Televizyonu zampingleyip bir filmi ortadan seyretmeye başlasam bile onbeş dakika içinde onbeş kez “lanet olsun” ifadesi geçince Amerikan filmi olduğunu anlıyor ve kanalı değiştiriyorum. Belki de kovboy filmlerini sevmemin nedeni, bu filmleri çeviren kişilerin filmde geçen konuşmaları Türkçemize uygun hale getirmesidir. Mısır’da bir arkadaş John Wayne’nin başrolünü oynadığı bir kovboy filmi seyreder. Oradaki yardımcı oyuncu ölür iken kelime-i şahadet getirir. Aslında oıyuncu cehennemde buluşuruz demektedir. Bu bir ticari entrikadır.

Son bilim kurgu filmlerinde özel düzenlenmiş bir labaratuar içinde bilim adamları küçücük bir hücre ile ilgilenmektedir. Sonra bu küçük hücre büyür ve kocaman bir canavara dönüşür. İlk önce oradaki yaratıcılarını yer. İşte tam bu konudan söz edeceğim. İŞID’ı, El Kaide’yi ve Taliban’ı Amerika, aynen böyle labaratuarlarda üretmiştir. Ancak öngörülemeyecek bir şekilde Taliban durdurulamamış Afganistan’ı ele geçirmiş ve yaratıcılarını uzaklaştırmıştır.

Binlerce halk şuursuz biçimde kaçıyor. Hareket halindeki uçağın kanatlarına, merdivenlerine ve tekerleklerine tutunmaya çalışıyor. Gece ışıldayan bir fenere sürüler halinde canı pahasına yığılan pervaneler gibi.

Dünyanın ünlü haber medyaları videoları ve fotoğrafları yayımlıyor. Gördüğümüz manzara bir islam değildir. Vahşettir. Ortaçağdan bile öte uygarlık dışı bir görünümdür. Bu görüntüye islam diyenin insanlığını tartışırım. Ülkeyi ele geçirir geçirmez 15 yaşından büyük kadınların listesini istiyorlar. Kendi halkının kadınlarına ganimet gözü ile bakan bir vahşet sürüsü.

Dostlarım benim çok iyi bir gözlemci olduğumu söylerler. Gerçekten çocukluğumdan beri gözlem yaparım. Karıncaları, kuşları, balıkları, kedileri, köpekleri günlerce incelediğim ve onlarla iletişim kurmaya çabaladığım doğrudur. Balıktan karıncaya, kuzudan deveye, sığırdan kartallara ve martılara kadar onbinlerce ortak noktamız var. Benzer davranışlarımız var. Ortak özelliklerimiz var. Fakat bu taliban denilen Amerikan ürünü terör ordusu ile hiçbir ortak yön bulamıyorum. Tek bir nokta bile.

Sözlerimden kastım bir zamanlar cumhuriyleti ve aydınlanmayı yakalayan Afgan halkı, kadınları, çocukları değil elbet. Onlar da bizim gibi insan. Üstelik koskoca Afgan halkının hiç bir ferdinin Taliban ile ortak bir bağı yok. Şayet olmuş olsa neden bu halkın tamamı kaçsın. Bu labaratuar ürünü ucube ordunun insana benzetilecek tek bir noktası yok.

Aydın görünümlü bazı şaşkınlar Taliban’ı ayakta alkışlıyor. (Amerikanın düşmanı bizim dostumuzdur basit mantığı ile) övgüler yağdırıyor. Tanrısınrı inkar edip yaratığını övüyorlar.

O kadar çok hata yaptık ki. Bir değil iki değil, yüz değil bin değil.

Ne işimize gelir bizim Suriye karşıtı politika. Ne işimize gelir bizim Peşmerge. Ne işimize gelir bizim Rus uçağı düşürmek. Her ne zaman Dimyat’a pirince gitsek evdeki bulgurdan olduk.

Beş milyon Suriyeli tartışması daha soğumadan Afganlar bastı. İleride hepimizi afakanlar da basacak. Halk olarak delireceğiz. Ormanlarımız yandı. Karadenizi sel aldı. Yunan adaları silahlanıyor. Suriye sınırımızda kukla bir kürt devleti oluştu. Cumhuriyetkin tüm değerlerini kaybetmek üzereyiz. Çok çok tehlikeli bir dönemece girdik.

Silkelen ve kendine gel ey Türk halkı.
Daha ne diyeyim size.

Afgan halkının başına gelenler bizim başımıza geldiği gün sığınacağımız hiç bir ülke yok, haberiniz olsun.

Saygılarımla
Selamla

Celal Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir