14 Haziran 2021

Şehit Uzman Çavuş Yusuf Haldun USLU

Ender de olsa telefonumun fotoğraf galarisinde gezinirim. Mazide çekilmiş resimlerdeki yüzlerin acıdan ve anılardan damıtılmiş bakışları vardır. Bunu ne ara çektik be dediğim fotoğraflara takılı kalırım bazen.Bizim meslekte çok olur yarım kalmış hayatlar görebilirsin mutlu bir fotoğrafa saklanmış ağır bir hüzün mesela.Bakarsın öldükten sonra çekilmiş bir fotoğrafına değil , gayet yaşarken , henüz baş parmağını oynatabilme gücü varken çekilmiş bir fotoğrafına.İlginçtir güldüğü bir fotoğrafı paylaşan arkadaşları , akrabaları o esnada gülmez.Hepimizin öldükten sonra paylaşılması için fotoğraf çekilmesi lazım.Mesela en son hafızalarda nasıl kalmak istiyorsan o şekilde bir fotoğraf çekinmelisin.Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. Günümüzde buna balık hafızası derler.Ne kadar popüler olursan ol ne kadar kutsal bir amaç için ölürsen öl.Seni asla unutmayacaklar listesi bir elin parmaklarını geçmeyecektir.Sosyal medyada yıllık bildirmlerle karşılaşıp içi bir an burkulup normal yaşamına devam etmek zorunda olan insanlar da olacaktır.Bende kader birliği yaptıgımız için Yusuf uzmanı asla unutmayacağım.O bir evin tek çocuğuydu annesi üç yıl önce vefat etmişti.Tek tesellim annesine kavuşmuş olması diyebiliriz.

29 Ocak 2016 sabah 05:00 sularında kalktık sabah arama unsuru olarak görevli oldugumuz akşamdan bize bildirilmişti.Tüm hazırlıklarımızı ve silah bakımlarımızı yapmıştık.Gireceğimiz bina en uçta birliklerin sıçrama yeriydi oldukça kritik bi yer olduğu için fazla kalabalık değil tek unsur , 4 pöh ve bir patlayıcı uzmanı ile sızma ve orda tutunup birliklerin aynı hatta gelmesi ile zaten çemberde olan BTÖ mensuplarını sıkıştırma çemberi daraltma ve etkisiz hale getirmek için yapılan ciddi bir o kadarda riskli bir harekat yapacagımızı bölük komutanımız bize anlattı.Risk derecesini göz önünde bulundurarak 4 adet kalkan ve teçhizat olarak kontrollerimizi yapıp müteakiben 06:30 sıraları o zaman karargah olarak kullandığımız Cizre Devlet hastahanesinden zırhlı kirpi tipi bir araç ve bir ttza kobra ile alacağımız yere hareket ettik.Gülüyor şakaşlaşıyorduk sanki basit bi rutin göreve gider gibiydik.Bildiğim bütün duaları okuyordum içimden hep yaptığım şeydi.Tabiri caizse ‘Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.’Şanlı tarihimiz bizi haklı çıkarıyordu zafer ve gerektiğinde savaş bizim mayamızda vardı ortaya çıkıveriyordu.Ecdadımızın heybet i maruf u cihandı. Fıtrat değişmemiş bu kan gene Çanakkale’de Sakarya’da ki kandı.Belki birimiz yada birkaçımız ordan geriye dönmeyecekti. Alacağımız yere araç yolu vardı fakat aranmamış ve mayınlı olma şüphesi vardı. Ama oraya çıkan bizim birliklerin tuttuğu binanın da olduğu bir ara yol vardı araç giremeyecek kadar dardı.Sıçrama ve sızma yapılacak binaya yaklaşık 150 m mesafede bu ara yolun başlangıçına saat 07:00 de indik. Arkamız aranmış güvenli bölgeydi bu ara yolda bizim binayı görmeyen ama bu yola hakim bir bina da da bir timimiz vardı.Yolda iki kalkan önde arkasında iki personel ve sonra iki kalkan arkasında geriye kalan personel olarak tertiplendik yavaş ve pür dikkat bir şekilde ilerlemeye başladık.Timdeki herkes güvenilir gözü kara ve sağlamdı.Meskun mahal oparasyonları başlamadan bir kaç ay evvel arazide keşif gözetleme ve öncü olmak üzere , katılıp çıkmak tamamen gönülllük esasna dayalı tabur da kurulan özel bir timdik.Bu ara yolu geçtik timimizce tutulan bina arkada kaldı.Teröristlerin korkulu rüyası Çakırsögüt yine pençesini indirmeye azmetmişti.Hedefimiz binanın üst katını alıp hakimden ne pahasına olursa olsun tutmaktı.Biz dayanabilirsek diğer birlikler de ilerler hizamıza gelir rahatlardık.Gel görki bir hayvanı sıkıştırırsan çıkış yolu bulamayınca bütün gücüyle sana saldırır.Binaya yan cepheden dört kalkan yan yana diğer personel geride olacak şekilde yaklaştık.Bir kalkan bende bir kalkan İbrahim uzmanda diğeri Yusuf uzmanda bir kalkan da pöh personelinde evin bahçesine girdik.İçine girmek için sağımızda kalan ön cephesine çıkmamız gerekiyordu.Ev iki katlıydı öne çıktığımızda alt katı dükkan depo tarzında tasarlanmış kepenkli geniş bir kapısı vardı.Bahçe duvarları olan müstakil bir evdi ve duvarın ötesinde gene ikişer katlı bizimkine paralel iki binadaha vardı.Bu evlerin ikinci kat pencereleri perdeliydi.Karşımızda bahçe duvarının bittiği yerde bu şekilde giden binaların arasına siyah büyük bir battaniye gerilmişti.İlk bu battaniyenin sallandığını farkettik ama durmadık kalkanlar karşı ve yandaki evlere çevriliyken arkadaki personel girecegimiz evi gözle arıyordu.Tam o sıra karşı bize uzak iki katlı binadan Ak-47 kalaşlikov uzun namlulu piyade tüfeği ile bize ateş açtılar.Hızla kalkanlılar Hk-33 piyade tüfeği ile karşılık verirken.Arkada kalan personel bu dükkan gibi olan evin alt katına girdi.Bizde kalkanlar la geri geri hizayı korumak suretiyle içeri çekildik.Ateş gelse bile kalkanda kalıyordu.İçerde yukarı çıkabilecegimiz merdiven yoktu. Tek merdiven vardı oda havan atışlarımızla yıkılmıştı.Geri geri içeri girdigimizde solumuzda bir oda vardı.BTÖ mensupları ateşi kesti bizde yerleşme durumunu degerlendiriyorduk.Ayrıca solumuzda içerde geçiş mazgalı vardı. Davut uzman bir kalkanla bu mazgala geçti bizde üç kalkanı dik olarak yere koyduk arkasına mevzi aldık karşımızda kalan girerken ateş gelen evlere odaklandık.Polis arkadaş solumuzda kalan küçük odaya baktı kalkanla geri çıktı.Tek tük karşı binadan eteş ediliyor yukarı odanın tavan kısmına denk geliyordu. Bizde yerden ateş edildiğini değerlendirdik ben kalkanla çıkıp karşı bahçe duvarının arkasına el bombası atıp geri çekildim.Önde kalkanda olduğum için bombayı daha isabetli atıyordum.Arkadan ihtiyar kurt pöh Muhsin abi el bombasının pimini çekiyor mandalı bırakmadan bana veriyor ben atıyordum.Hemen sonra Davut uzman geçiş mazgalından teröristi gördügünü söyedi tim komutanına tarif ederken onların olduğu yere çok yağun bixi makinalı tüfekle atış başladı bulundugumuz evi yan evden bixi kaleşle tarıyorlardı onlar yerimizi tahmini biliyordu biz kestiremiyorduk yer degişitirebiliyorlardı çünkü evler arası geçiş hazırlamışlar aynı zamanda orda yaşıyorlardı biz yabancıydık. L şeklinde cephe ve soldan ateş yogunlaşmaya başladı kalabalık bir grup vardı ve sığınak olarak kullandıkları bodruma yakındık. Bulunduğumuz odada mermiler sekmeye başladı bizde gelen istikametlere ateş ediyorduk. Davut uzman bacağım diye bağırdı biz iyice geri çekildik. Sol geçiş mazgalının önünde kaldık çok yakındık. Hatta davut bacagım deyince teröristler sevindiler yörede zılgıt diye tabir edilen sesi duyduk.Tim komutanımız durumumuz hakkında telsiz muhaberesi yapıyordu yanında pöh Muhsin abi vardı. Dış bahçede destek için bıraktığımız Muhammet , Kenan ve Mehmet uzman bixi ve Tb6 Bombaatar la yan evlerin pencerelerini dövüyor bizi rahatlatıyorlardı.Daha sonra sol tarafımızdan gelen ateş şitdetlendi evlerden baskı kuramayan BTÖ mensupları tamamen sol yanımıza kayıyorlardı.Kalkanın tekinide mazgala koyduk ama kapatmadı büyüktü ben ateş ederken Yusuf uzmanın yüzüne boş kovan çarptı.Geri sağımızda kalan odaya çekiliyor kalkankanları da o solumuza çeviriyorduk Yusuf uzman oraya çekildi yerine makinali tüfekçi bir polis arkadaş geldi. Tim komutanımız ve Muhsin abi Davut uzmanı ateş altında çekmeye çalışıyordu. Davut uzman iki bacağınıda kullanamıyor iki eliyle sürünüyordu duvarlardan seken mermiler Davut`u çekmeye çalışan Muhsin abinin baş parmağı tırnak kısmını koparmış , Sefer Assubayında sağ eline mermi gelmişti. Yanımdaki polis çekildi Yusuf uzman tekrar yerini aldı. Sonra sol geçiş mazgalından bizi taramaya başladılar o sırada Yusuf uzman sol karın boşlugundan vuruldu.Bana baktı sonra yavaşça yere düşerken ‘ Eşhedü en la ‘dedi kelime-i şehadeti yarım kaldı. Kalkanlar dik , yerde biz de oturarak kalkanın üzerinden silahı kaldırarak ateş ediyor kalkanları yerde sürükleyeyerek çekiliyorduk. Yusuf uzmanın bacaklarını belini yokladım hiç kan yoktu.Atılan el bombaları kalkana çarpıyor önümüze düşüyordu kalkanın kurşun geçirmez cam kısmından görebiliyordum.Önümüzde patlıyor barut toz karışımı kesif bir koku baş ağrısı ve görme güçlügüne sebep oluyordu.Silahım tutukluk yapmıştı mühimmatımda bitiyordu Yusuf uzmanın boynundan silahını ve kalan dolu şarjörlerini aldım.Davut’un bağırırken onun böyle sessiz yatması ciğerimi yakıyordu.İnanmak istemediğim bu manzara sanki içimden birşeyleri koparıyordu.Onun silahıyla ateş ederken gözümden istemsizce süzülen bir damla , yerdeki yüzlerce boş kovandan bitanesine damladı. Arka odaya çekilenler dipçik tekme ile duvarı yıkmaya çalışıyorlardı.Orası direk geldiğimiz ara yola çıkıyordu. o ara Uğur uzmanın çelik başlığınada mermi geldi yere düştü ,ama Allahtan üst tarafından başlığı yırtarak sıyırmıştı. Kalkanlar arkadan şişmeye başlamıştı mermi ve şarapnel alıyordu duvarlar mermi geçiriyordu. Önümüze voleybol topu büyüklüğünde bantlanmış teröristlerin kendi aralarında karpuz diye adlandırdığı eyp(el yapımı patlayıcı)ler düşüyordu.Arkadaşlar duvarı deldiler yıkıp büyüttüler yaralılarımızı ordan tahliye ettik. Bizde ordan çekildik.Sonradan öğrendiğimize göre aldığımız telsiz kestirmesinde girdiğimiz yerden çıkmadığımız için teröristler bir timi imha ettiklerine inanıyorlardı.Kirpiyle yaralılarımızı hastahaneye sevk ettik. Ambulanslar gelemiyordu teröristler ateş açıyordu zırhsız oldukları için.Daha sonra durumun ehemmiyeti artınca riskli yol kullanıldı kobralar çıktıgımız evin dibine kadar girip orayı dövdüler kalkanlar malzemelerimiz içerde kaldı.Tankla yumuşattıktan sonra aramaya giren timlerimiz bölgede yedi btö etkisiz hale getirilmiş olarak bulduklarını söylemeleri teselli olmasada bir nebze yüreğimize su serpmişti. Hastahaneye geldik UMKE sağlık personeli ve doktorlar müdahaleye başladı. Kalp masajı yapıyorlardı iç kanama var diyorlardı odanın zemini kıp kırmızı bir ay yıldızı eksikti.Biz ağlayarak çaresiz izliyor elimizden birşey gelmediği için kahroluyorduk.Yüzünde huzurlu bir tebessüm ve nur vardı.Yusuf uzman şehit oldu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yusuf öldü gitti diyenler bence ölmedi…Neden mi?Beyaz ay-yıldızlı albayrak dalgalanıyor ya hani bu toprakların üstünde.işte o topraklarda gene taburumuzdabiraz şehit İlker , biraz şehit Tuncay şehit mehmet biraz da Yusuf… Şair Mithat Cemal KUNTAY’ında dediği gibi ;Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak , eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Bence vatanı için canını hiçe sayan bu kahramanların isminin saklanmasına gerek yoktur.Her Türk çocuğu senin ve yurdun için can veren ulu şehitlerini fedakar gazilerini tanımalı ve sonsuza dek ismini yaşatmalıdır.

J.uzm.çvş Davut BALDEMİR : Bir çok ameliyattan platinden sonra güçlüklede olsa yürüyebilmekte olup tedavisi devam etmektedir.

j.Üsçvş Sefer KILIÇ :Geçirdiği bir çok ameliyat ve raporlar dan sonra meslğe dönmüş ve hala kontrolleriş sürmektedir.

j.uzm.çvş Mehmet KEŞ: Bu olayda yaralanmamış fakat bir kaç ay sonra başka bir kahramanlık hikayesine konu olabilecek bir şekilde , Şırnak merkez meskun mahal oparasyonunda sağ elinden yaralanmış hala tedavi olmaktadır.

Diğer arkadaşlar hayatta ve yeni kahramanlık destanları yazmaya devam edecekledir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir