KÖKTÜRK HARFLERİNİN GÜNÜMÜZDE KULLANILMASI İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR VE ÇAĞDAŞ TÜRK DAMGALARI -1-

Göktürk harfli metinler üzerine yapılan çalışmaların bibliyografyasını, özellikle de 2010 öncesini ele alan araştırmacılarımız olmuştur. 1995-2007 yılları arasındaki on iki yılda Runik metinlerin dilleri, tarihleri, arkeolojisi ve kültür değerleri üzerinde kitap olarak yapılan yayın sayısı ise 90’a yaklaşmıştır (Sertkaya, 2008). Yayınların artmasına, bilişimin de gelişmesine karşın okullarımızdaki ders kitaplarında doğruluğu tüm bu yayınlarla ters düşen bilgiler verilmiştir (Türk Edebiyatı 10, 2014). Söz konusu bu durumu Talim Terbiye Kuruluna bildirsem de sonraki dönemde çıkan yayınlarda da bu yanlış sürdü (Uluç, 2014). Sanal ansiklopedi olarak varlığını sürdüren Vikipedi’ye yüklenen görüntüyü silmek istediğimde site yetkilileri buna engel oldu. Sonrasında birçok site de bu bilgiyi doğru bilgi sanarak yaydı. Şu anda internet aramalarında Göktürk Alfabesi diye arama yapıldığında karşımıza ilk önce tamamen keyfî hazırlanmış bu alfabe çizelgesi çıkar. Böylece hızla yayılan bu bilgi, ders kitaplarımızdan, KPSS hazırlık kitaplarına değin yer edindi (Yétgin, 2017). Bu çizelgeyi kullanan araştırmacılarımız bile bulunmaktadır (Kartalcık, 2012).


Bediz 1: Keyfî olarak sıralanmış ve ses değeri atanmış bu çizelge, birçok betikte doğru sanılarak kullanılmıştır.

Üzerinde düşünülmesi gereken sorular şunlar olmalıdır: Ne oldu da damgaları kullanmak bir gereksinim oldu? Akademi salonlarından işportacıların tezgâhında sergilenmeye giden süreç nasıl ilerledi? Dövmelerde kullanılan Çince yazıların yerine damgalar niçin yeğlenir oldu? Daha da önemlisi, Türk toplumu, niçin damgaları özledi?..

Osmanlı’nın sonlarına doğru birçok düşünce akımının sınandığını resmî tarih betiklerinden biliriz. Osmanlıcılık, Ümmetçilik, Türkçülük… Bunlar arasında Türkçülüğün töz düşünceleri üzerine Türkiye devleti kurulmuş, sonrasında da ülke buna göre gelişim göstermiştir. Benzeri biçimde günümüz Türkiye’sinde de bir eğilim olduğu söylenebilir. Ülkenin yaşadığı yoğun siyasî eğilimler içinde kendine yer bulmak isteyen Türkçülük düşüncesi, kendini bir biçimde dışa vurmak durumundaydı. Görünen o ki, bunu da damgalarla, Göktürk metinlerini kullanmakla göstermiştir. Bu durumu ilahiyatçı Cemil Kılıç şöyle açıklar: Allahçılık / Tanrıcılık demek olan deizmin bir versiyonu olarak niteleyebileceğimiz Tengricilik akımı, sadece Türkiye’de değil Türkî topluluklar arasında da gençlik düzeyinde inanamayacağınız bir hızla yayılıyor. … Tengrici gençler, kendi aralarında ve pek çok yerde Göktürk harflerini kullanmayı önemserler. Göktürk harfleriyle “Türk” yazısının büyük bir salgın gibi her yere yayılması Tengrici bir yönelişin de göstergeleri arasındadır (Kılıç, 2018). Toplumun bu yenilik arayışı, onu Osmanlı öncesi Türk tarihini araştırmaya, o döneme karşı sempati duymaya götürmüştür. Dönemin kültürüne karşı duyulan ilgi, bir süre sonra damgaları kullanmaya, günümüz sözlerini damgalarla yazmaya doğru ilerlemiştir. Ne var ki, bu ilgiyi yönlendirecek bir resmî kurum olmadığından, birkaç kalıplaşmış söz ve damganın öne çıktığı görülmüştür. Şöyle ki, Arap yazısına hakim olmayan büyük bir kitle olmasına karşın, Allah sözcüğünün yazılışına göz âşinalığı vardır. Benzer biçimde bugün Türk yazısına (damgalara) hakim olmayan büyük bir kitlenin de Türk Xrüt yazılışına göz aşinalığı oluşmuş durumdadır. Bu yüzden Türk yazısının damgalarla yazılmış biçiminin yaygınlaşması, Arapça Allah yazısının toplumdaki yaygınlığıyla örtüşmektedir, diyebiliriz. Tengri biz menen gibi kalıplaşmış ve Göktürkçe olduğu sanılarak yayılmış bir ifadenin de geniş kitlelerce kullanıldığı gözlemlenmektedir.

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu askerî üniformalar üzerine takılan armaları gündeme getirmiş ve Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’ye, aşırı milliyetçi semboller kullanan güvenlik güçlerine ilişkin sorular başlığıyla şu soruları sormuştu: Aşırı milliyetçi grupların kullandığı arma ve sembollerin kolluk kuvvetleri arasında yaygın şekilde kullanımının sebebi nedir? İdeolojik sembol, bayrak ve işaretlerin kullanımı serbest midir? (Cumhuriyet, 2017). Gündemde yer alan bu konudan sonra kıyafet disiplini altında yayınlanan yönetmelik şöyle:
1. Yapılan kontrollerde bazı personelin eğitim kıyafeti üzerine ilgili yönetmeliğe uygun olmayan sivil piyasadan temin edilmiş aksesuar, teçhizat, yazılı armalar (eski Türkçe yazısı) taktığı tespit edilmiştir.
2. Kıyafet üzerine ilgili yönetmelikte bélirtilen isimlik, birlik arması, şerit rozet, brove haricinde başka bir aksesuar bulundurulmayacaktır (Yeniçağ, 2017).

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, aşırılığı önlemek için böylesi bir yola başvurduğunu düşünüyorum. Öte türlü, bugün ulusal duygulardan dolayı damgalarla yazılan Türk yazısına karşın, ilerleyen zamanlarda Göktürkçeye hakim askerlerin eşlerinin, sevgililerinin ya da tuttukları takımın adını yazmayacaklarının teminatını kimse véremez. Hemen bütün işleri talimatnâmeli olan bir kurumun böylesi bir yargıya varması anlaşılır durumdadır. İlginizi çekmek istediğim, TSK gibi ülkenin kurucu unsuru olan bir kurumun, genelge yayınlamasını gerektirecek denli Göktürkçe metinlerin gözardı edilemeyecek sıklıkta askerler arasındaki kullanımıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir