KOLTUK SEVDASI

Türkiye de en hızlı ne değişiyor derseniz, size hiç ikilemeden ‘GÜNDEM’ diyebilirim. Gönül isterdi ki bu hızlı değişim ve gelişmeler, Türk mühendislerinin ülke için yaptıkları icatlarında olsun, teknolojik gelişmelerde ve yaşam standartlarını arttırıcı buluş ve uygulamalarda olsun. Her gelişim vatan için olsun. Ama ne yazık ki gündemi belirleyen teknolojik gelişmeler değil, genelde koltuk sevdası hareketleri oluyor. Başarı çok önemli ve değerli, takdir edilmesi gereken bir olgu olmasına rağmen milletimiz tarafından ne kadar takdir edildiği ayrı bir tartışma konusudur. ‘Yenilen pehlivan, güreşe doymazmış’ derler ya, bu her alanda böyle oluyor. Başarısızlığı oturup tartışıp neyden kaynaklandığını ele alıp, olumsuzlukları veya başarıya götüren sonuçları eleyip yola öyle devam etmesini, herkes kendine ilke edinmeliyken, bizim ülkemizde bu durum daha çok kabuklaşmaya, duvarlarını örüp ‘hayır bizi kimse değiştiremez, aslında bunlar hep başarıdır’ gibi anlamsız avunmalarla kendini uçurumun dibine sürüklemek ile oluyor. Yenilik her zaman çağ açmaktır veya çağı yakalamaktır, güncel kalmaktır, düşünen her beyin farklı bir bakış açısı geliştirir ve tüm bunların senteziyle her kesime hitap edilebilir, her sorun çözülebilir. Gençlere verilen değer arttırılmalıdır, genç düşünceye önem verilmelidir. Bunun örneğini siyasete bile inmeden hemen bizim Mimarlar Odası Tekirdağ Şubesi’nle verebiliriz. Mezun olup Tekirdağ’da büro açtığımdan beri, kısaca bilmem kaç seneden beri, hep aynı isimler aynı yüzler yönetimde. Bir kabuk oluşturmuşlar etraflarında ne yeniliğe açıklar ne de bir değişime. 2015 yılında yapılan seçimlerde ‘Yenilik ve değişim esastır, yurtdışı ve yurtiçi tecrübelerimle genç ve yenilikçi kişiliğimle şimdi buradayım ve yönetimde olmalıyım’ diye asil listesine adaylığımı koyduğumda mevcut insanlarda oluşturduğum rahatsızlığın kaynağını bilemeden sadece kendilerinin bu durum karşısında takındıkları tavırları hayretler içinde izledim ve dönüp bu hallerine bir yerlerimle güldüm. Fikrime göre bir oda veya bunu siyasileştirirsek te bir parti içinde değişim esas olmalıdır. Ben bir şeyler yapmak istiyorum diyen insanların önüne taş koymak yerine bu girişimciler değerlendirilmeli ve denenmelidir. Her beyin dünyaya ve kendi uzmanlık alanına başka açıdan bakar. Başarıyı elde edemiyorsanız bu yanlışı başkasında değil kendinizde aramalısınız. Her ne kadar yaşlıların tecrübeleri olsa da, bu tecrübeler genelde mevcut veya köhnemiş hallerde yapılan tecrübeler olduğundan, bu insanlarla hareket edildiğinde hızlı gelişen ve yerinde durmayan dünyayı yakalamakta zorlanılabilir. Tecrübeli insanların daha çok danışman, gençlerin ise yenilikçi liderlerden oluşması, her alanda yapılacak atılımlar için, ülkemizin önemli çakıl taşlarından olacaktır. Kendi içinde değişim ve devir daim basit bir yerel oda yönetimi içinde geçerlidir, bir siyasi parti içinde geçerlidir, yerel belediyecilik anlayışı içinde geçerlidir, ülke yönetimi içinde geçerlidir. Hangi koltuk olursa olsun, oturan kalkamıyorsa, bunun sebebi nedir? Sebebini bilmem ama, açıklaması olarak aklıma gelen tek şey ‘altını pislediği’ fikridir. Sayın Cumhurbaşkanının açıkladığı AK Parti içinde olacak değişim rüzgarını ve yenilikçi çizgiyi merakla beklerken, diğer mevcut partilerde de aynı yerel veya genel yönetim değişiminin şart olduğu kanaatindeyim. Türkiye, yenilenen dünyada, kendine kendi dirsekleriyle yer açma mücadelesi içindeyken, kimsenin koltuk veya koltuğu sayesinde kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kurmuş olduğu teşkilatlarından dolayı ülkesini, ülke çıkarlarını ve kendini destekleyen vatandaşını mağdur etmesi kabul edilemez. Değerlendirmelerime göre; vatandaşın, AK Partiye olan desteği kişi için yani sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan için, CHP’ye olan desteği yine kişi için fakat mevcut yöneticiler için değil ölümsüz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk için, MHP’ye olan destek ise, kişi içinde değil, Türkçü ve Turancı birlik için. Yine fikrime göre; AKP’nin çizgisi kendine özgü ve bellidir, mevcut altı okun yani CHP’nin ise Atatürk’ün izinden ayrı düşmüş olduğunu, yaptıkları birçok icraat ve sahiplendikleri insanlar ortaya koymaktadır. MHP’yi değerlendirdiğimde; yöneticileri, çağımızın en büyük Türk milliyetçisi olan ülkemizin kurucusu ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün olmadığı bir Türk milliyetçiliği anlayışının bu topraklarda var olamayacağı ve başarı sağlayamayacağının bilincinde olmalıdırlar. Başka bir gündem belirleyici unsur ise KHK’lardır. Ülke içinde var olan yanlışlar keşfedildikçe bir KHK çıkarılıyor ve yanlış gideriliyor. Lakin şunu da dürüstçe masaya yatırmalıyız ki; yanlış bulunan her öğe, başka bir değişle her KHK vatanın huzuru, istikrarı, refahı ve ülkenin bölünmez bütünlüğü için mi? Yoksa bazı KHK’lar kişisel veya partisel hesaplar için mi? Bıçak sırtında yer alan her türlü karardan uzak durmalı, mikser görevi üstlenmeyip, birleştirici bir bilinçle kararlarımızı almamız gerektiği hususu önemle yaklaşmamız ve ele almamız gereken bir yönetim anlayışı olmalıdır. Tüm kurumlarda bulunan yetkililer ve görevliler işini doğru yapmalı ve denetleyicileri vatandaşın kendisi olmalıdır. Hayatınızda mutlaka doğru görevini yapmayan devlet memurları ve hizmetlilerle karşılaşmışınızdır. Peki kaç defa mağdur olduğunuz konularla ilgili Başbakanlık İstihbarat Merkezi olan BİMER’e veya Cumhurbaşkanlığı İstihbarat Merkezi olan CİMER’e, Görüş/Öneri/Şikayetler ‘inizi bildirdiniz? Tamam, seçtiğimiz insanlardan hizmet bekliyoruz ama onların atadıklarının ne kadar doğru insanlar olduklarını bilemiyoruz, yaşadıkça görüyoruz. Vatandaş olarak biz, en önemli denetçilerizdir. Yaşadığımız veya şahit olduğumuz olumsuz olayları seçtiklerimize haber vermemiz, onların başka mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından önlem almaları için gereklidir. Ben bir vatandaş olarak bu görevimi layığınla yerine getirmekteyim ve herkese de bilinçli insanlar olup haklarını aramalarını tavsiye ederim. Ancak doğru hizmet aldığımız zaman adım adım kalkınabiliriz. Doğruluk ve dürüstlük, vatanını sevme ve doğru hizmet etme olguları hep kanda ve karakterde olan unsurlardır. Güzel, temiz yürekli, düzgün, dürüst, çalışkan ve vatanını seven insanları güzel yürekli elleri öpülesi anneler doğurur ve yetiştirir. Türklüğün kaderini değiştirecek o eşsiz lider ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü dünyaya getirip yetiştiren Zübeyde annemizi rahmetle anıyor, vatanın bölünmez bütünlüğünü ve Cumhuriyetimizi korumak için yıllardan beri canlarını ve ailelerini hiçe sayıp şehit düşen kahraman onca kardeşimizi dünyaya getirip vatan için yetiştiren şehit annelerimizin her birinin ellerini teker teker sevgi ve minnet duygularıyla öpüyor, hayatını ve gençliğini, iki çocuğunun daha iyi bir geleceğe sahip olması, okuması ve başarılı birer iş insanı olmaları için, gurbet ellerde çocuklarına hasret ve akrabalarından uzak bir şekilde çalışarak geçiren, bugün ki dik duruşumun sahiplerinden biri olan, vefakar ve cefakar, sevgili dünyalar güzeli canım annem Zekiye Gürel’in, bize annemizin yokluğunda annelik etmeye çalışan canım teyzem Hatice Yılmaz’ın ve tüm değerli annelerin anneler günlerini kutluyor, ellerinden saygı ve sevgiyle öpüyorum. Bir dahaki haftaya kadar sağlıcakla kalın, sevgili dostlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir