Konstantinopolis Kuşatmaları -2-

V. Konstantinopolis Kuşatması 1400-1401
Bizans İmparatoru Manuel,Bayezid ile anlaştıktan sonra komutanlarından Basiko’nun tavsiyesi üzerine Osmanlılar elinde alet olan yeğeni İoannes’i ortak İmparator ilan eder. Manuel batılı hükümdarlardan destek istemek için Avrupa seyahati sırasında yeğeni VII. İoannes onun yerine vekalet edecektir. Nitekim yanında Fransız komutanı Basiko ile 10 Aralık 1399’da şehirden ayrılır.
Bu duruma sevinen Bayezid, İoannes’e bir elçi yollamış. Şehri kendisine teslimini ve daha önceki aralarında olan anlaşma sebebiyle kendisine Mora’yı vereceğini teklif eder. İoannes batıdan yardım geleceği ümidiyle bu isteği reddeder.
Öte taraftan Anadolu’da hedeflerini tamamlayan Bayezid,1400 baharında İstanbul’u 4.kez kuşatır. Bu son kuşatma cok şiddetli olmuş. Halk açlıktan kırılırken şehirdeki askerlerin maneviyatı çökmüş, ümitsiz bir durumdalardır. VII. İoannes artık şehri teslim etmek üzereyken yardıma bu sefer Haçlı orduları gelmemiş. Doğudan yeni bir tehlike onları kurtarır. 1401 yazı Timur’un Sivas’ı yağmalası olayının üzerine derhal kuşatma kaldırılır.

V. Konstantinopolis Kuşatması 1411
1411 Silivri ve civarının tekrardan Osmanlı topraklarına katılması ile Sultan Musa buradan Konstantinopolis üzerine yürüyerek şehiri şiddetli bir şekilde kuşatma altına alır. Böylece Osmanlı tarihinde babasından sonra şehri kuşatan ikinci Osmanlı Sultanı olur. Daha önce Çelebi Mehmed ile müttefik olan İmparator Manuel, Çelebi Mehmed ve ordusunu Rumeli’ye geçirir. Bu sayede Sultan Musa kuşatmayı kaldırmak zorunda kalır. Çelebi Mehmed,imparatorla yeni bir anlaşma yapmış. Bu anlaşmaya göre eğer ki yenilirse İstanbul’a sığınması kabul edilecektir. Eğer galip gelirse Sultan Musa’nın aldığı bütün Bizans toprakları geri iade edilecektir.
Çelebi Mehmed bu anlaşmanın ardından Bizans gemileriyle boğazı geçerek Bizans başkentine gelmiş. Burada 4 gün bulunduktan sonra. Harekete geçmiştir. Sultan Musa ise İmparator ve Çelebi Mehmed’in anlaştığını öğrenince kuşatmayı kaldırarak başkent Edirne’ye geri çekilir. Çelebi Mehmed İstanbul’dan çıkarak Sultan Musa’nın peşine düşmüştür. İki ordu Çatalca mevkiinde kozlarını paylaşırlar. Ekim 1412 Çatalca Savaşı’nın galibi Sultan Musa olur. Çelebi Mehmed yaralı bir halde yanında az bir askerle İstanbul’a kaçarak buradan Bizans gemileriyle Anadolu’ya geçer. Çelebi Mehmed 1413 yılında tekrar Rumeli’ye geçmiş. İstanbul yakınlarında yapılan ikinci savaşın galibi yine Sultan Musa olmuştur.
Sultan Musa her ne kadar başarılı olsa da çevresine ve devlet adamlarına çok sert davranmaktaydı. Bu sebepten dolayı gün geçtikçe destekçileri azalmaktadır. Çandarlı İbrahim Paşa’dan sonra Evrenos Gazi, Mihailoğlu Yahşi,Budak ve Sinan beyler ve daha birçok Rumeli beyleri Çelebi Mehmed’in saflarına katılır. Hele ki bu beyler arasında Rumeli’de ilk fetihleri yapan beylerden biri olan Kahraman ve akıncı beyi Evranos Gazi’nin desteğinin kaybedilmesi dengelerin tamamen değişmesi demekti.
Osmanlı kaynaklarında geçen bir rivayete göre Sultan Musa,Evranos Gazi’nin yanına çağırtmış. O oğlunu göndererek yaşlılığını ve gözlerinin görmediğini mazeret olarak bildirmiş. Bunun üzerine ısrarla ikinci kez çağrılması üzerine mecburiyeten Edirne’ye gelmek zorunda kalmıştır. Bu sırada kendisi 90 yaşın üstündeydi. Sultan Musa bir ziyafette Evranos Gazi’nin hakikaten kör olup olmadığını anlamak için ona kurbağa kızartması ikram etmiş. Evranos Gazi ise Sultan Musa’dan korktuğu için kurbağa kızartmasını yemek zorunda kalır. Bunun üzerine serbest bırakılan koca gazı kendi bölgesine olan Vardar Yenice’sine geri döner. Oğlu Ali Bey ise Edirne’de kalır.

VI. Konstantinopolis Kuşatması
20 Haziran 1422-6 Eylül 1622
Sultan Murad, Mustafa Çelebi isyanını sonuçlandırdıktan sonra asıl çıban başı İmparator II. Manuel’i cezalandırmak için Konstantinapolis’i 20 bin kişilik ordusuyla Osmanlı tarihinde altıncı kez kuşatma altına alır. Kuşatma öncesi Mihaloğlu Mehmed Bey komutasında 10 bin kişilik akıncı öncü kuvveti Konstantinapolis çevresini yağmalaması için yollar. Gelibolu’da bulunan donanmasını da Konstantinapolis’e hareket etmesini emretti. Bizans’ın barış için yollanan elçisini de geri yolladıktan sonra ise Sultan Murad ordusuyla 20 Haziran 1422’de şehrin surlarına dayanır. Şehir Yaldızlıkapı’dan Haliç’e kadar kuşatılır. Donanma ise denizden şehri ablukaya alır. Bu kuşatma önceki kuşatmaların en zorlayıcısı olmuş. Daha önce Sultan Yıldım Bayezid’in 4. Kuşatmasında şehir düşmek üzereyken. Timur belası çıkmıştır.
Osmanlı ordusu ateşli silahlar bakımından kuvvetli idi. Bu kuşatmada Osmanlı ordusu Falconet topları kullanmıştır. Surlara saldırıda bulunmak ve üzerlerinden geçmek için sur yüksekliğinde, hatta yüksek tekerlekli kuleler yapıldı. Dönemin en etkili manevi otoritelerinden olan Emir Sultan’ın da Bursa’dan gelerek yüzlerce dervişi ile birlikte orduya katılması askerin coşkusunu artırdı. Sultan Murad 24 Haziran günü genel hücum emri verdi. Askerlerini Topkapı ile Edirnekapı üzerinden hücuma geçiren Sultan Murad, aynı zamanda hücumda yararlı olan, surlardaki kulelerin yüksekliğinde ahşap ve tekerlekli kuleler de yaptırmıştı. Kuvvetli topçu atışları ve kazılan lağımlarla bütün imkanlar seferber edilerek kuşatmaya devam edildi.
Kuşatma sırasında şehir içinde çeşitli dedikodular çıkmış. Halk telaşa düşmüş. Şehrin kara tarafı tamamen kuşatılmış. Surların çıkış kapılarının karşılarına siperler kazılmıştır. Sultan Murad askerlerini gayrete getirmek ve asker sayısını arttırmak için şehrin hazinelerini askerlere dağıtacağını ilan eder. Bu haber üzerine orduya yeni katılımlar ile sayı kalabalıklaşır. Kuşatma sırasında İmparator Manuel hasta olduğu için Bizans ordusunun başında onun oğlu eş hükümdar VIII.Ioannis bulunmaktaydı. Kuşatma iki ordunun karşılıklı ok atışlarıyla devam etmiş. Uzun çatışmalar olmuş. Bizans ordusunda bütün halkta silah altına alınmış. Hatta çocuklar ve kadınlar dahi kuşatmada görevlendirilmiştir.
Kuşatma sırasında şehirde bulunan Bizanslı tarihçi İoannes Kananos’un anlattığına göre 24 Ağustos Pazartesi günü Sultan Murad’ın da katıldığı saldırı çok şiddetli olmuş. Osmanlı okçularının başlattığı ok yağmuru şehri savunanları sindirdi ise de taarruz başarılı olunamadı. Bu kuşatma daha önceki 5 kuşatmaya nazaran daha düzenli ve zorlayıcı olmuştur.
Şehir bir kez daha düşmeye yakın yeni bir isyan fitilinin ateşlenmesiyle talih yine Bizans için güler. Kuşatma elli günden uzun sürmüş. Anadolu’da küçük kardeş Mustafa’nın Bursa’yı kuşatma teşebbüsü üzerine Osmanlı ordusunun 6 Eylül 1422 günü Anadolu’ya çekilmesiyle bir kuşatma daha sonuçsuz kalmış. Bu sırada yaşlanmış olan Manuel’in ölmesiyle Bizans tahtında da değişiklik yaşanmıştır.
Öte yandan barıstan ümidini kesmiş. Hiç bir girişiminden sonuç alamayan Bizans İmparatoru kuşatmanın sona erdirilmesi karşılığında, Karadeniz kıyısındaki bir çok yeri ve ayrıca her yıl üç yüz bin akçe haraç vermeyi kabul etmek zorunda kaldı.Bunun üzerine Sultan Murad şehrin ele geçirilmesinden vazgeçerek kuşatmayı kaldırdı.Bizans kaynağına göre bu kuşatmanın kaldırılmasının şartı olarak Mora’daki surların yıkılması ve Osmanlılara karşı düşmanlık yapmamaları gösterilmektedir. Osmanlıların 6. kuşatmasında Osmanlı ordusunda yeniçeriler ve sipahilerden başka dedeler ve dervişlerin bulunduğunu hatta Emir Sultan’ın da bu kuşatmada yer aldığını kabul edenler vardır.
Bu kuşatma sırasında Rumlar da bir öykü uydurdular: Güya Türkler son saldırıyı yapacakları sırada surlar üzerinde yeşil elbiseli bir kadın hayaleti görerek, korkup kaçtılar. Bahsedilen bu yeşil elbiseli kadın hayaletinin ise Meryem Ana olduğu iddia edilmekte. Gerçekte ise Türk ordusunun geri çekilme sebebi Anadolu’da çıkan yeni bir taht iddiası idi.

Mehmet Deniz Küçüköner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir